Hem cami derslerimizi hem de sosyal medya hesabımızı takip eden aziz ve değerli bir dostun Orhan Camiinde ki Tefsir Derslerimiz ile bizim hakkımızdaki mesajını, paylaşım izni alarak sizlere sunuyorum. Yön verici ve ufuk açıcı bu mesajın hepimiz için örnek ve faydalı olmasını dilerim. Tuncay Albayrak kardeşimize teşekkür ve dua ederim. Sizlerin de fikirlerinizi beklerim. Dualarımla… [email protected]

SEVGİLİ HOCAM,

Kur’ân’ı anlatarak 22 yıl süren büyük bir serüveni tamamlamış olmanız, sizin için uzun yılların emeğini tamamlamanın haklı gururu ve huzuruyla “Elhamdülillah” diyerek şükrettiğiniz müstesna bir an olabilir.

Benim için ise bu süreç, uzun soluklu bir ilim ve tefekkür yolculuğuna şahitlik etmeye çalışmamın gururunu ve aynı zamanda yeni bir başlangıcın heyecanını ve coşkusunu da içinde barındırıyor.

Şimdi gönlümde beliren en büyük soru şu: Bundan sonra nasıl bir yolculuk başlayacak? Bu sohbetler aynı şekilde devam mı edecek, yoksa yeni başlıklar, yeni bakış açıları ve farklı içeriklerle başka bir döneme mi geçilecek?

Eğer bu yolculuk devam edecekse, yeni bir metodoloji ile mi ilerleyecek, yoksa yıllardır bizleri etkileyen o özgün anlatım metodunun daha da derinleşmiş bir yansımasıyla mı sürecek? Çünkü sizi siz yapan metodunuzu incelerken şunu fark ettim ki:

Önce Kur’ân merkezli derin bir tefekkürle zihnimizi hazırlıyor, ardından hayatın içinden örneklerle kalbimize dokunuyor ve sohbetin sonunda akılda kalıcı bir mesajla bizleri düşünmeye sevk ediyorsunuz.

Kullandığınız metodu anlamaya çalışırken şu başlıklara ayırdım:

1. Kur’ân merkezli giriş (ana omurga)

1.1 Ayet merkezli başlangıç

1.2 Kısa meal ve müfessirlerin yorumları

1.3 Günlük hayata bakan yönü

1.4 Kur’ân ve hadis merkezli öğüt

2. Tefekkür ve düşünmeye yönlendirme

Dinleyicinin hayatla ilişki kurmasını sağlayarak iç muhasebeye çağırma

3. Güncel olaylara temas

Sosyal olaylar, eğitim ve toplum meseleleri gibi güncel konularla bağlantı kurma

(Sohbetin yaşayan bir konuşma olmasını sağlamak)

4. Sohbet ve hikâyeleştirme bölümü

4.1 Kısa hikâyeler

4.2 İbretlik örnekler

4.3 Küçük espriler ve sohbet dili kullanarak mesajı pekiştirme

5. Sonuç ve yönlendirme

5.1 Çıkarılacak ders

5.2 Yapılması gereken davranış ve tutumların ifadesi

Yeni dönemde bu kıymetli metodun nasıl şekilleneceğini büyük bir ilgi ve heyecanla takip edeceğim.

Aslında metodun farklı dinlerde nasıl kullanıldığını da araştırdım. Her din anlatımı farklı metotlarla şekilleniyor. Yakın zamanda seyrettiğim bir filmde bir papazın, din anlatımında metodun nasıl olması gerektiğine dair şu konuşmasını sizinle paylaşmak isterim:

Peder Jud’ın “Hikâye Anlatıcılığı” Üzerine Konuşması

“Benoit, insanlar buraya sadece günah çıkarmaya ya da diz çökmeye gelmezler. İnsanlar buraya, hayatlarındaki o anlamsız boşluğu dolduracak bir anlam aramaya gelirler.

Bir rahip, sadece ayin yöneten biri değildir; o, dünyanın en eski ve en zor sanatını icra eden bir hikâye anlatıcısıdır. Eğer onlara cenneti sadece bir yer olarak tarif ederseniz, sıkılırlar. Ama cenneti, çocukken kaybettikleri o huzurlu öğleden sonrasının kokusuyla anlatırsanız, size inanırlar.

İyi bir hikâye anlatıcısı değilseniz, gerçeği ne kadar bilirseniz bilin, kimseyi etkileyemezsiniz. Çünkü insan ruhu gerçeklerle değil, iyi anlatılmış hakikatlerle beslenir.”

Her hocanın mutlaka bir metodu ve kendi kitlesine ulaşma yöntemleri farklı olsa da, benim için önemli meselelerden biri de aile içinde yaşadığımız küçük ama derin sorulardır. Kızım dokuz yaşında ve bir gün bana ölümü sordu. “Uyumak gibi; birkaç rüya görüp sonra uyanmak gibi” dedim. Sonrasını sorduğunda ise “İyi insanlar olursak cennette tekrar buluşacağız” diye cevap verdim. Biraz duygulandı; fakat verdiğim cevapların yetersizliğini hissetti ve konu kısa sürede kapandı.

Konuyu değiştirmek için bir arkadaşının YouTube’da kanal açtığını ve videolar çektiğini söyledi. Bunun üzerine insanların bazen ilgi odağı olmak için kendilerinden uzaklaştıklarını anlattım. Bahçemizdeki gülleri örnek verdim: “Sarı gül, ben kırmızı olsaydım daha güzel olurdum dese bile, sarıyken güzeldir; kırmızı gül de kırmızıyken güzeldir” dedim. Konuşmamız bu şekilde uzayıp gitti.

Bu tür küçük gibi görünen konulara karşı bakış açımızın nasıl olması gerektiğinin yanı sıra, toplumsal olaylara da değinmenizin çok önemli olduğuna inanıyorum.

Aslında size şunu ifade etmeye çalışıyorum: Sizinle olan bu yolculuğumuzda çok sıkıntılı dönemler yaşadık. Gazze’de yaşanan acılar sırasında, “Hocam, bizi bu sohbetle ayağa kaldırın” diye içimden geçirdim. Papa’nın Türkiye ziyareti gibi gelişmelerde, bu ziyaretin tarihî arka planını, Pavlus kimdir, ayrışmalar nasıl başlamıştır, bugün ne amaçlanmaktadır; bunları sizden dinlemek istedim. Dünyada gündeme gelen karanlık olaylar, insanlık suçları ve toplumları sarsan hadiseler karşısında da “Bu meseleyi Kur’ân perspektifinden nasıl okumalıyız?” sorusunu size yöneltmek istedim. Çünkü yaşanan pek çok meseleyi doğru anlayabilmek için sizin Kur’ân merkezli bakışınıza ihtiyaç duyuyorum.

Bu nedenle gönlümde beliren soru yine aynı: Bundan sonra nasıl bir yolculuk başlayacak? Bu sohbetler aynı şekilde devam mı edecek, yoksa yeni başlıklar, yeni bakış açıları ve farklı içeriklerle başka bir döneme mi geçilecek?

Ben, bu yolculuğun sadece bir dinleyicisi değil; aynı istikamete bakmaya çalışan bir yol arkadaşı olmak istiyorum. Sözünüzün bize yalnızca bilgi değil, istikamet verdiğine inanıyorum. Rabbim ilminizi bereketlendirsin, kelamınıza tesir, ömrünüze sıhhat ve istikrar versin. Anlattığınız her hakikatin kalplerimizde yer bulmasını, hayatımıza yön vermesini ve çocuklarımızın istikbaline sağlam bir bilinç olarak taşınmasını nasip etsin. Yeni dönemin; ümmete umut, bizlere dirayet ve nesillerimize sarsılmayan bir duruş kazandırmasını niyaz ediyorum.

Muhabbet ve dualarımla…

Kaynak: yeni sakarya gazetesi