Erol Girişken İle 100 Soruda Sakarya’da Spor -I Söyleşi: Fahri Tuna

Abdülkadir Aypek? Çok eski tanırım. Ailemiz tüccar olduğu, o da vergi dairesinde çalıştığı için. Hakemliğe başladığı yılları da iyi hatırlarım. Zaman zaman Sakaryaspor’un idmanlarını izlemeye gittiğimde onu da stadyumda görüyor, hakemlik formunu üst düzeyde tutmak için tek başına ne kadar ciddi çalıştığına şahit oluyordum. Çok düzgün bir karakterdi. Yan hakemlikten orta hakemliğe terfi etti. Merkez Hakem Kurulu’nun dikkatini çeken hakemlerden biri olmuştu. Bugünkü Süper Lig’de çok maç yönetti. Ertuğrul Dilek hakemken özellikle yardımcılarından birini kendine Abdül abiyi seçmişti. Uzun yıllar beraber çalıştılar. Yönettiği maçlarla ilgili yorum yapmazdı. Hiçbir zaman kendini methetmemiştir. Zaten az konuşan biriydi. Ancak bir şey sorarsan cevap verirdi. Hakemliği bıraktıktan sonra iki ayrı MHK’de yönetim kurulunda bulundu. Sakarya hakemliğine çok katkıları oldu. Uzun yıllar Briç Kulübünde, futbol konusunda önemli sohbetlerimiz olmuştur. Çok saygın bir kişilikti.

Adnan Şeker? Adnan Şeker’i ben ilk defa, Adapazarı Kapalıçarşı’da zemin katta Manolya Pastanesi’nde görevliyken tanıdım. Çocuk yaşta, on yaşlarındaydım. Kendisi koyu bir Gençlerbirliği taraftarıydı. Gençlerbirliği Kulübü de Kömürpazarı’nda olduğu için kendisiyle orada karşılaşırdık. Sakaryaspor’da 1980’li yıllarda kulüp müdürlüğü görevini üstlendi. Görevinde titiz ve çalışkan bir büyüğümüzdü.

Ahmet Kılıç? Düzcespor’dan gelen uzun boylu bir santrafordu. İri fizikli biri olmasına rağmen, oyunda kendisini saklamayı çok iyi bilirdi. Gösterişsiz, faydalı bir santrafordu. İki sezon sonra Eskişehirspor’a transfer oldu. Orada daha da başarılı oldu.

Arif Omaç? İlkin Adapazarı İdman Yurdu’nda seyrettim. 1965 öncesi. Sol haf ve sol iç oynardı. İri yapılı olmasına rağmen çok teknik bir futbolcuydu. İdman Yurdu’ndan sonra Beşiktaş ile anlaşıp İstanbul’a gitti. Hazırlık maçlarında devamlı oynadı. Transfer sezonu bitmeden Süper Lig’den Feriköylü yöneticilerin Beşiktaş’a ısrarlı teklifleriyle oraya geçti. Yedi - sekiz sezon oynadı. Uzun yıllar Feriköy’de oynadıktan sonra yine Süper Lig ekiplerinden Mersin İdman Yurdu’ndan da oynadı. Son olarak Sakaryaspor’a geldi. Futbolu burada bıraktı. Sakaryaspor altyapısında yıllarca hocalık yaptı. İyi görüşürdük. Futbol oynadığı zaman ender rastladığım kendisine çok iyi bakan futbolculardan biriydi.

Aslan Burak? Şu anda yirmi yaşında olacak, Türkiye’de yerli futbolcuların en yüksek maaşını o alırdı. Çok düzgün fizikli biriydi. İdman Yurdu’ndayken Amatör Milli Takımına seçildi. Ankara’da Amatör Milli maçında sakatlandı. Futbolu bırakana kadar o sakat ayakla devam etti. Menüsküs olduğu anlaşılınca da futbolu bıraktı. Orta sahanın sağ ev sol tarafında oynardı. İnanılmaz güzel bir futbol stili, tekniği çok yüksek, aynı zaman da topa tatlı sert müdahale yapan bir ağabeyimizdi. Adapazarı’nda izlediğimiz futbolcu ağabeylerimizin içinde sahadaki duruşlu ve oyunuyla çok özel bir yere sahip olan bir büyüğümüzdü. Aslan Abinin dayısı, Hasan Amcamın bacanağıydı. Dükkanlarımız da karşı karşıyaydı. O nedenle küçük yaşlarımdan itibaren Arslan Abi ile ilişkilerimiz çok iyiyi. Aslan Abi, iyi futbolculuğu kadar iyi insanlığıyla da meşhurdur. Tarkan’ın çizeri Sezgin Burak’ın da ağabeyiydi. Son yıllarında Fikret Aldinç’le çok ilgilenmişti.

Atilla Karoğlan? Genç bir kardeşimiz. Akyazılı. Abdülkadir Abi, Erdoğan Çamlıyurt ve Selçuk Şahin’den sonra genç yaşta Süper Lig’de böyle genç bir kardeşimizin görev alması bizi gururlandırıyor. Yolu açık olsun.

Aydın Zengin? Çok iyi tanırım. Sanat okulunda güreş takımında olduğunu hatırlıyorum. Sakaryaspor’un bir tek Türkiye Kupası Şampiyonluğu var. O kupa da Aydın Zengin’in başkanlığındaki yönetim kuruluna nasip olmuştur. O dönemde, maddi ve manevi çok özverili başkanlık duruşu gösterdi. Neticesinde de o başarı geldi. Samsun’daki final maçı ve şampiyonluktan dönüşte Adapazarı’nda bulvara kafilemiz geldiğinde, saat gece 02.30’du. O tabloyu Adapazarı Bulvarı’nda bir daha hiç görmedim. İnanılmaz kalabalık ve güzel bir tabloydu. Tekrarına da rastlamadım. Dost canlısıdır. Birebir ilişkilerinde samimidir.

Aykut Kocaman? 1984 Temmuz’unda İstanbul Altınmızrak Kulübünden Sakaryaspor’a transfer edildi. Transferinde rahmetli Diş Doktoru Ercan Acar’ın payı büyüktür. Tuncer Tepe yönetiminde 2.Başkandı zaten. Çocukluğunda jimnastik sporu yaptığı için çok kıvrak ve rahat çalım atan bir stili vardı. Boyu çok müsait olmamasına rağmen Türk futbolunda kafayla çok gol atanların klasmanına girer. En önemli özelliği de ceza sahası içinde topla en önemli ve gollük noktalarda buluşmasıydı. Çok saygı çerçevesinde ilişkimiz vardır.

Aykut Yiğit? Saha içinde ve saha dışında çok sakin, dingin bir görünüşünden dolayı lakabı ‘Kuzu’ydu. Babası Nuri Amcayı da iyi tanırım. Aykut, daha on altı yaşında Sakaryaspor formasını giymişti. Türkiye’de izlediklerimin arasında bence en iyi plase vuruşu yapan Aykut’tur. Aykut’un on sekiz dışından sert bir şutla gol yaptığını hiç hatırlamam. Ceza sahasında topla buluşur, kaleciye bakar, plase bir vuruşla kalecinin uzanamayacağı köşeye topu gönderirdi. Sakaryaspor formasıyla Süper Lig’de tek gol kralı da odur. Attığı en anlamlı golü, iç sahada Galatasaray’a, penaltıdan attığı goldür bana göre.

Behçet Deryaoğlu? Behçet abi, bana göre, Trabzon’la inanılmaz bir şampiyonluk mücadelesine girmiştik. Başarılı bir yönetim kurulu kurmuştu. Genel kaptan Hüseyin Beşer’di, 2. Başkan Nazım Bal’dı. Çok flaş transferler yapmıştı. Türkiye’nin önemli penaltıcılarından Solbek Haluk, BJK’dan Sarı İhsan (Özbek), GS’dan Ayhan Elmastaşoğlu, FB’den Yaşar Mumcu, Altınordu’dan Kaleci Tamer, Bursaspor’dan Baykul, İstanbul Kuledibi’nden Bora Öztürk’ü (sonra BJK’ya gitti) transfer etmişti. Çok güzel bir kadroydu. İki puanlı sistemde ilk yarı bittiğinde, 4 puan farkla liderdik. İkinci yarının ilk maçı Trabzon deplasmanında 1-0 mağlup olduk. Daha sonra Konya deplasmanında da yenildik. Trabzonspor o sezon şampiyon olup Süper Lig’e çıktı. Adalet Partisinden Adapazarı Belediye Başkanıydı. Siyasetin hep içinde bulunan biriydi. Onun sayesinde kulüp maddi sıkıntı çekmemişti. Futbol işlerini ise genel kaptan Hüseyin Beşer’e bırakmıştı.

Beşir Belat? Doğma büyüme Sapancalıydı. İlk beş sezon Sakaryaspor’un 3 numaralı formasının tapusu Beşir Abideydi. İyi bir solbekti. Güçlü fiziği vardı. Her iki ayağını kullanırdı. Sahamızdaki ilk Mersin İdman Yurdu maçında, orijinal solbek olmasına rağmen, sağbek oynamıştır. Çok düzgün karakterli, sözünün eri, sözünü kimseden esirgemeyen bir abimizdi. Adapazarı spor tarihinde üç değişik sporu, aynı başarıyla, dört yıldız üzerinde hep üç yıldız yapabilen iki kişiden biridir Beşir Abi: Sanat Okulu takımında atletizm, güreş ve futbol. Diğer isim Tümay Ongan’dır. O da basketbol, voleybol ve futboldur. Bir de bir penaltısını unutamıyorum: Sakaryaspor’un ikinci sezonunda (1966-67), Şeker tarafındaki kaleye doğru bir penaltı oldu. Takımımızın penaltıcısı Çarlı Erdoğan’dı. Topu dikti. Her zamanki gibi, hepimiz, Çarli Erdoğan direkt kaleye vurup gol yapacak zannettik. Geldi, topu sol tarafa kesti, Beşir Abi koşarak ceza sahasına girdi, sol ayağının içiyle topu kalecinin solundan iç yan ağlara taktı. Herkesin şaşkın bakışları arasında hayatımın en ilginç penaltısını seyrettik. Uzun senelerdir futbolun içindeyim. İlk defa bir penaltının paslaşarak kullanıldığına şahit oldum. Bir daha da görmedim. Sonra Beşir Abiye sordum. O da ‘hafta içinde çok çalıştık. Seyirciye sürpriz yapalım istedik.’ Dedi.

Blerim Mula? 1987 Temmuz’unda Faton Bingazi ile birlikte Makedonya’dan Sakaryaspor’a gelmişti. Faton pek forma şansı bulamadı. Blerim, her iki ayağına hâkim, çok sakin, futbolu en sade şeklinde oynamaya çalışan bir futbolcuydu. İyi bir profesyoneldi. Devamlılığı çok iyiydi. İnsan olarak da saygıda kusur etmeyen biridir.

Bora Öztürk? O günlerde BJK genel kaptanı olan Adapazarlı Mekki Başak’ın tavsiyesiyle on yedi on - sekiz yaşında İstanbul Kuledibi’nde Sakaryaspor’a tranfer edildi. Trabzonspor’la çekiştiğimiz 1973-74 sezonu. Santrafor Baykul’un yedeği olmasına rağmen 10 gol attı. Uzun boylu, hava toplarında güçlü bir oyuncuydu. Sakaryaspor’dan BJK’ya transfer oldu. Beşiktaşlı Bora olarak uzun yıllar BJK formasını giydi.

Bülent Uygun? Sakaryaspor altyapısında Ekrem Karaberber’in talebelerinden birisidir. İyi bir orta saha oyuncusuydu. Maalesef Sakaryaspor onun kıymetini bilemedi, on sekiz yaşında Kocaelispor’a oradan da Fenerbahçe’ye gitti. Gol kralı oldu. Asker selamıyla tanındı. Gole yakın bir oyuncuydu.

Ceyhun Güray? Sağbek Zeki ile beraber Kocaelispor’dan Sakaryaspor’a transfer olmuştu. BJK’da da bir yıl oynamıştı. Topun bir futbolcuya bu kadar yakıştığı ender oyunculardan bir tanesiydi. İki ayağına da çok hâkim, oyun zekâsı üst düzey bir futbolcuydu. Sakaryaspor’da önce orta saha sonra da liberoda çok başarılı oldu.

Dursun Ali Yıldız (Boyacı)? Çok güçlü ve kuvvetli bir santrafordu. Sakaryaspor’un Uludağ’da yaptığı kampta kaleci Rasim ile yaptığı güreşi, o kadrodaki futbolcular hâlâ anlatır. İkisi de çok güçlü fiziğe sahiptiler. O yıllardaki Aydın deplasmanında, çok hayati bir maçımız vardı. Kümede kalmak için Aydınspor’u mutlaka yenmemiz gerekiyordu. İlk devre bittiğinde 2-0 mağluptuk. İkinci yarının ortalarına doğru beraberliği sağladık. Maçın bitimine az bir zaman kala Dursun, rakip stoper ile adeta boğuşarak topu söktü ve galibiyet golümüzü attı. Böylece Sakaryaspor, o sezon kümede kalmış oldu. İnsan olarak da mütevazı, iyi kalpli bir arkadaşımızdır.

Ekrem Karaberberoğlu? Ekrem Abi, bendeki arşivlere göre 1940’lı yılların ikinci yarısında Ada Gençlik’te oynamış. Sonra hep Yıldırımspor’da oynamış. Ben son zamanlarını seyrettim. Çarşıdaki büyük abilerden duyduğuma göre, çok iyi kaleciymiş. Sakaryaspor altyapısına uzun yıllar, unutulmayacak kadar hizmeti geçmiştir. 16 A milli futbolcu yetiştirmiş bir ağabeyimizdir. Tok sözlü, aklına geleni kimseden çekinmeden söyleyen bir mizaca sahipti.

Engin İpekoğlu? Engin, Viyana’da oynadığı takımda santrafordan kaleciliğe devşirilmiş bir oyuncudur. Soğukkanlı iyi bir kaleciydi. Yıllarca BJK ve FB’de, milli takımda oynadı, şampiyonluklar gördü. Sakin, az konuşan bir kardeşimizdi. İdmanlarda iyi çalışırdı. Sakaryaspor’dan sonra BJK ve FB’de çok daha başarılı oldu, şampiyonluklar gördü.

Enver Özdemir? Adapazarı Ozanlarlıydı. Biz çocukken İdman Yurdu’ndan Galatasaray’a transfer olmuştu. Solbek ve solaçık oynuyordu. Galatasaray’a daha çok solbek oynadı. Lakabı Hoca Enver’di. Futbolu bıraktıktan sonra İstanbul’a yerleşmişti. Yazları on - on beş gün Adapazarı’na gelirdi. Uzunçarşı’da Tavşan Azmi’nin 2.kattaki kıraathanesinin balkonunda Fikret Aldinç ile her akşam sohbet ederlerdi. Eski rakipler, iyi dostlardı.

Ercan Zorlu (Porsuk)? Babası, 1940’lı yıllarının ikinci yarısında Adapazarı’nın önemli futbolcularından Deli Necdet lakaplı, Necdet Zorlu Abimizdir. Büyüklerimizden yıllarca dinlemişimdir. Ercan, iyi bir orta saha oyuncuyudu.1980-81 şampiyon kadrosunda da oynamıştı. O sezon sonunda Ercan’ı Necdet Niş, FB’ye tavsiye etmişti. Genç yaşta sakatlanınca transfer gerçekleşemedi. Çok iyi bir pasördü.

Erdoğan Arıkan? Babasını, Ankara Caddesindeki Sümerbank’ta çalıştığı günlerden hatırlarım. Ayrıca aile şirketimiz olan ikinci Kuzulu Mağazanın Ayakkabıcılar Çarşısındaki arka kapısının bitişiğinde dedesi Ali ve dayısı Abdurrahman abinin ayakkabıcı dükkânlarına komşuyduk. Çok iyi ve düzgün maç anlatıyor. Sesi kulağa hoş geliyor. Üslubunu hiç bozmadı. Bazı spikerler gibi yorulunca avazı çıktığı kadar bağırmadan, çok güzel ifade ediyor. Şehrimizden böyle bir spikerin çıkması da gurur verici.

Erdoğan Çamlıyurt? Şu andaki büyükşehir binasında üst kat lise, alt ortaokul iken, bizler alt katta okurken, Erdoğan Çamlıyurt lisede, hem lisenin hem de İdman Yurdu’nun unutulmaz basketbol takımı oyuncularından biriydi. Arkadaşlık ilişkilerinde küçüklerini seven, büyüklerine çok saygılı davranan sportmen bir kişiliği vardır. Adapazarı’nda belki de en genç yaşta ağır vasıta ehliyeti alan birkaç kişiden biridir. Çünkü o daha lise talebesiyken babası Muzaffer Çamlıyurt’un otobüsü vardı. Süper Lig’de maç yöneten ikinci Adapazarlı hakemimizdir. Tatlı sert bir hakemlik tarzı vardı. Futbolcularla mesafesini iyi korurdu.

*Fahri Tuna’nın Erol Girişken ile 10.7.2023 tarihinde, Dr. Resul Narin’in ‘Sakarya’da Spor’ kitabında (? Matbaası, 2025, İstanbul, ? sayfa) kitabı için yaptığı söyleşinin metnidir.

Haftaya: Erkal Etçioğlu’ndan Kostik Mustafa’ya

Kaynak: YENİ SAKARYA GAZETESİ