Türkiye’nin yakın tarihinde ilk defa bu kadar net bir eşik atlanıyor.

PKK’nın silah bırakması, yalnızca bir örgütün geri çekilmesi değil, aynı zamanda yıllardır bu çatışma ortamından siyasi oksijen alanların da oksijensiz kalması anlamına geliyor.

Evet, silahlar susuyor ama birileri bu sessizlikten hayli rahatsız.

Klasikleşmiş iki figürden söz ediyorum;

Sahte solcular ve sahte milliyetçiler.

Biri barış ve özgürlük kavramlarının arkasına saklanarak örgütün politik aparatı gibi çalıştı, öteki milliyetçilik adı altında her barış adımına “ihanet” yaftası yapıştırmayı alışkanlık haline getirdi.

Şimdi, silahların gömüldüğü bir Türkiye tablosu ortaya çıkınca, her ikisi de pozisyon kaybediyor.

İşte bu yüzden bağırıyorlar, işte bu yüzden saldırganlaştılar.

Bir dönem solculuğun kitap okuma değil, örgüt övme zemininde yapıldığını gördük.

Üniversitelerde sözde barış bildirileri imzalayanlar, dağdan inenlere değil devlete laf edenler, aslında barış değil, sürekli kriz ortamında yaşayan bir düzenin gönüllü propaganda neferleriydi.

Şimdi barışa en çok onlar karşı.

Çünkü silahlar sustuğunda mikrofonlar ellerinden gidiyor.

Kendi kitlesine, “örgüt direniyor” masalını anlatamayacak hale geliyorlar.

Diğer yanda, her fırsatta “devletin bekası” diyen ama devlet çözüm üretince paniğe kapılan sahte milliyetçiler var.

Oysa bugün devletin asıl gücü burada.

Terörü askeri olarak çökertti, siyasi olarak da masaya mecbur bıraktı.

Bu bir başarıysa, devletin hanesine yazılacak.

Ama onlar için devletin başarısı bile kıymetsiz.

Çünkü çatışma bittiğinde kullandıkları dilin, taşıdıkları rozetin hükmü kalmıyor.

Şimdi sahte kimlikler dökülüyor.

Gerçek solcular ve gerçek milliyetçiler bu süreçte sessiz ama sağlam duruyor.

Çünkü mesele artık ideolojik şov değil, toplumsal huzur meselesi.

Sırtında 40 yıllık yük taşıyan bir milletin, artık bu kamburu atma zamanı geldi.

Barış kolay iş değil, evet.

Ama asıl zorluk, barışı baltalamak için sıraya giren bu sahte figürlerin toplumu zehirlemeye devam etmesi.

Neyse ki halk artık daha bilinçli.

Kim samimi, kim pozcu, kim huzurdan, kim kaostan besleniyor; net şekilde görüyor.

Sonuç?

Silahlar susuyor.

Gerçekler ortaya çıkıyor.

Maskeler düşüyor.

Ve Türkiye, ağır aksak da olsa kendi yaralarını kendisi sarmayı başarıyor.

Selam ve Dua İle

Ne Zaman İnsan Oluruz

"Kandan beslenenleri red ettiğimizde "