Konuşturan: Şair Kadir Korkut, Anlatan: Yazar Fahri Tuna
Saraybosna, birkaç cümle ile nedir senin için Fahri Abi? Aklına neler gelir Saraybosnadenilince? 1463. Fatih Sultan Mehmet’in fetih sonrası kurduğu şehir. Osmanlı’nın / Türklerin en Batıdaki son şehri gelir. Haza şehir gelir. Bizim medeniyetimizin en karakteristik şehri gelir. Filipolis (Kral Filip’in şehri) Filibe, Adriyanapolis (Kral Adriyan’ın şehri) Edirne olmuş ya. Bence Saraybosna, Alia’nın şehri. Aliyapolis, Aliyapoli, Aliyapol. Diğer bir ifade ile Aliacity. Özetle Alia’nın şehri.
Saraybosna’yı kısaca tanımak istesek? Bosna Hersek, yaklaşık 3.150 nüfuslu bir ülke. Bunun yaklaşık yarısı Boşnak Müslümanlar. Yüzde 30’u Ortodoks Sırp. Yüzde 15’i de Katolik Hırvat. Tamamı Sırpça diye bir dili konuşuyorlar. Ülkedeki her dört kişiden biri Saraybosna’da yaşıyor. Ezan sesleriyle çan seslerinin birbirine karıştığı çok dilli çok dinli çok etnik kökenli bir şehir. Tarım turizm ve endüstri içiçe. 1992-95 savaşını ayrı tutarsak, Saraybosna huzurlu bir şehir. Bir hoşgörü ve sükûnet şehri.
Saraybosna’nın bizim için önemi nedir? 1992-95 yıllarında güya çağdaş dünyanın/Avrupa’nın gözleri önünde (göz yumduğu demek daha doğru olur) Bosna Hersek Trajedisini temsil ediyor, bir. Avrupa’nın göbeğinde -birkaç istisna hariç- Biz Türklerin kurduğu bir güzel şehri temsil ediyor, iki. Savaşın en şiddetli günlerinde bile, Sırpların verdiği dehşet ve vahşetine kapılmaksızın insan kalan / merhameti temsil eden bilge kral Alia’yı hatırlatır bize, üç. 93 Harbinden (1877-78 Osmanlı-Rus Harbi’nden) itibaren adım adım unuttuğumuz Bosna’yı, 1992 trajedisi çok derinden hatırlattı bize, aslında, bizim İsmail Aydın’ın çok haklı ve doğru tespitiyle, Bosna bizi dönüştürdü, özümüzü/kendimizi hatırlattı. Bizi kendimize getirdi.
Saraybosna senin dünyana nasıl girdi abi? İlk tanıdığın Saraybosnalı kimdir? Mühendislik Fakültesi’nden sınıf arkadaşım Fatma Karafilik kardeşim ilk tanıdığım Boşnak’tır.
Senin Saraybosna’ya ilk gidişin-görüşün ne zaman ve nasıl oldu? Bugüne değin kaç kere gittin? En son gidişin ne zaman? 2002’den 2025’e, tam 61 kez Balkanlara çıkmış biriyim ben. Ama ne hikmetse Bosna’ya girmek çok geç nasip oldu bana. İlk kez 2017’de gittim. Kosova’da aldığım bir ödülün töreninden sonra. Prizren, Tiran, İşkodra, Bar, Budva, Trebinya, Poçitelli, Mostar üzerinden geçtik Saraybosna’ya. İlginçtir; sonraki üç yıl içinde beş kez daha gittim. En son da 2020 senesinde Mahşerin Dört Yayanı grubu olarak gittik. Şahane bir geziydi gerçekten.
Saraybosna senin için kimler demek Fahri Abi? Öncelikle Fatma Yontar demek. Sonra sırasıyla Ekrem Karaberber, Nadir Latif İslâm, Süleyman Gündüz, Amila Neslanoviç, Faik Tunay demek.Orada yaşayan, yakın dostum Necmettin Çetin’in oğlu Emre Çetin’i de eklemek gerekecek.
İlk olarak Fatma Yontar desem? 1978 Eylülünde Sakarya Mühendislik Fakültesi Endüstri Mühendisliğine başladık. Sınıfımızda yine beni gibi Karaağaçdibi evladı Fatma Yontar vardı. Fatma, çalışkan, titiz, ciddi, başarılı bir öğrenciydi. Sonra, bir üst sınıftan benim hayattaki en yakın dostlarımdan Veysel Karafilik ile evlendi. Gelinimiz oldu. Üç kızını büyüttükten sonra öğretmenliği tercih etti. Çok başarılı bir öğretmen oldu. İlkokul ders kitaplarını yazdı. 100’ün üzerinde ders kitabına katkılarda bulundu. Fatma kardeş, her Boşnak kızı gibi uzun, ince, zayıf, beyaz tenli (bizim Manavlar ona beserik - soluk benizli derler), Avrupalı görünümlü biridir. Çok kızdırırız birbirimizi. Çok takılırız. Eşimle de çok yakın dostturlar. Fatma, Bosna’ya gidiyorum, kitap yazmaya, derim. Hayrola Fahri? Der. Boşnakça kitap yazacağım da, derim. Sen ne anlarsın Boşnakçadan? Der. Ben de Bir Boşnak kızı olarak sen 100 tane Türkçe ders kitabı yazıyorsun da ben niye Boşnakça yazmayayım… Çoluk çocuk gülmeye başlar.
Futbolcu Fabrikatörü Ekrem Karaberber? Adapazarı Osmanlı coğrafyasından, Kafkasya’dan Balkanlar’dan, hatta Sudan’dan bile göç almış bir şehir. Bosna’dan ilk göçler 1881’de olmuş. Osmanlı Devleti onları Yenicami ve Hacıoğlu semtine yerleştirmiş. Onların arasından Belediye Başkanı ve banka kurucusu Boşnak İbrahim Bey (Begoviç/Ocaklı), Banka sahibi Kemal Uzan, BJKlı libero İhsan Özbek, Sakaryaspor’un ilk teknik direktörü ve kalecisi Deli Fiko (Fikret Aldinç), Spor yazarı Orhan Aldinç ve kızı Şarkıcı Ayşegül Aldinç yetişmiş. Adapazarı Boşnaklarının yetiştirdiği birçok güzel insandan birisi de Kaleci Ekrem. Yahu Terzi Ekrem. Tam adı Ekrem Karaberberoğlu. Onun sevdiği soyadıyla Berberoviç. Yirmi küsur sene Adapazarı/Sakarya amatör futboluna kaleci olarak hizmet vermiş. Takımı Yıldırımspor’ukaleci-teknik direktör olarak 1960 şampiyon yapmış. Daha sonra da yirmi küsur sene Sakaryaspor altyapısında genç yıldızlar yetiştirmiş. Oğuz Çetin, Turhan Sofuoğlu, Rahim Zafer gibi A milli oyuncular yetiştirmiş. Üç tane gol kralı armağan etmiş Türk futboluna: Aykut Yiğit, Bülent Uygun, Hakan. Aykut Kocaman’a da dokunmuştu. Benim tabirimle futbolcu fabrikatörüydü. Orta boylu, atletik yapılı, ciddi, disiplinli, sert, yiğit, korkusuz, sözünü esirgemeyen, bir o kadar da merhametli ve şefkatli bir adamdı. Çarşıya hemen her çıktığında bana uğrar çayımı içerdi. Yaşadığı Yenicami semti için bizim Teksas derdi. Çok söyleşiler yaptım, belgeselini de çektim. Hem futbolun hem de şehrin ayaklı tarihiydi. Torpilsiz tarafsız kitabın tam ortasından anlatırdı.
Nadir Latif İslâm ağabeyini sormak istiyorum? 1930 doğumlu, 1977-80 arası Adalet Partisi Sakarya Milletvekilliği yapan Boşnak ağabeyimiz. Avukattı. Olayları kendine has bakışı tavrı ve diyalektiğiyle güzel anlatırdı. Boşnak olmasına rağmen ortaca boylu (bu arada Boşnak erkeklerinin boy ortalaması 1.90’dır), her Boşnak gibi beyaz tenli, uzunca yüzlü, mütebessim çehreli, temiz güvenilir bakışlı bir şehir büyüğüydü. İyi giyinirdi. Kravatsız gördüğümü hiç hatırlamıyorum. Karşısındaki kişide uyandıran bir kişiliğe sahipti. Üç oğlu da başarılı oldu. Bir oğlu milletvekili, bir gelini bakan oldu. Çifte standart kavramına örnek bir anlatımı vardı ki evlere şenlik. Kırk yol sonra bile hâlâ hatırlarım. Adapazarı’nın renkli simalarındandı Nadir Latif İslam ağabey.
Dostunuz Süleyman Gündüz, ne ifade ediyor senin için Fahri abi? Boşnak Süleyman mı? 1992-95 Bosna Savaşı’nın kahramanlarındandır bizim Süleyman. Savaşta Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın Bosna özel danışmanlığını üstlenerek Alia-Özal arasında diplomatik iletişime de çok katkıları oldu Süleyman gündüz kardeşimizin. Adı adeta Bosna Savaşı ile özdeşleşti. Güzel de anlatır, Sarajevo diye diye. Benim de kırk yıllık arkadaşımdır diş hekimi Süleyman Gündüz. 2002-07 arası milletvekilliği de yaptı. Bir Boşnak köyüne gitmiş. Vallahi billahi ben de Boşnak’ım demiş. Dinleyenlerden biri bana dedi ki senin yakın arkadaşın Süleyman da bizden, Boşnak’mış meğer. Dedim, değil. Yok kesin doğru, Boşnak. Yemin billah etti Boşnak olduğuna deyince ben de, mecazen söylemiş olmalı. Ben onun Trabzon Çaykara’dan hangi köyünden olduğunu, anadilinin de Rumca olduğunu, Türkçeyi ilkokul birinci sınıfta öğrendiğini kendisinden dinledim. Eşi de Denizli Acıpayamlıdır, dedim. Adam dondu kaldı. Bizim Süleyman’ın lakabı Artisttir. Renkli adamdır. Bir süredir tarihi filmler de çekiyor zaten. Ama şurası aşikardır: Süleyman Gündüz Bosna Davası ile özdeş beş-altı isimden birisidir ülkemizde.
Şair Amila Neslanoviç? Dr. Rıfat Gürgendereli kardeşimin armağanıdır bana. Türkiye Yazarlar birliği Türkçenin Uluslararası Şiir Şöleni- 2019, Edirne-Gümülcine-Kırcaali’de düzenleniyordu. Ben de Balkan ülkeleri şairlerinden sorumluydum. Diğer Balkan ülkelerini iyi biliyordum ama Bosna’da Türkçe şiir yazan neredeyse yok gibiydi. Rifat kardeşim de dört sene Saraybosna Üniversitesi’nde Türk dili ve edebiyatı okutup memleketi Edirne’ye dönmüştü. Şair ismi sordum, öğrencisi Amila Neslanoviç’i önerdi. İletişim kurdum, şölene katıldı kardeşim. O zaman yirmi beş yaşında filandı. Saraybosna’da yaşıyordu. Her Boşnak kızı gibi uzun upuzun, ince ipince, temiz tertemiz yüzlü bir evladımızdı. Altın kalpli bir çocuğumuz. Tipik bir Boşnak çocuğu. Daha sona salgın sürecinde benim çevrimiçi yazarlık derslerime katıldı. Zaman zaman yazıştığımız, haberleştiğimiz, hâlâ Türkçe şiirler yazan, bir yandan da turizmle ilgilenen bir evladımız. Selâm olsun Balkanlarda Türkçeyi yaşatan altın kalpli kalemlere…
Ve son olarak Faik Tunay? Aynalıkavak Yazıları kitabımla Türkiye Yazarlar Birliği 2011 Yılın Şehir Yazarı Ödülünü almıştım. 2012 başında açıklanmıştı ödüller. Ulusal bir gazetenin Pazar ekinde benimle tam sayfa söyleşi yapılmıştı. Pazartesi günü TBMM’den arandım. CHP İstanbul Milletvekili Faik Tunay’dı arayan. Otuz yaşında genç bir milletvekili. Tebrik etti kitabım ve söyleşi nedeniyle. Ben, söyleşide sözünü ettiğiniz İbrahim Bey Parkı’nı yaptıran 1901-3 yıllarında Adapazarı Belediye Başkanlığı yapan Boşnak İbrahim Begoviç’in torunuyum. Sizinle yüzyüze görüşmek istiyorum, dedi. İki hafta sonra geldi buluştuk. Günlerden Cumaydı. Önce Cuma’ya gittik. Bir CHP milletvekili ile Cuma’ya gitmenin şaşkınlığını da yaşamadım değil. Sonra milli yemeğimiz, Boşnakların şehre armağanı Islama köfteyi ve bizim Manavların yemeği kabak tatlısını taam eyledik. O gün bugün dostuz Faik kardeşimle. Şimdi 45 yaşında, dört yabancı dil bilen, dünyayı dolaşan, genç yaşına rağmen oldukça tecrübeli, düşünen, ülke sorunlarına çözümler arayan, milleti için dertlenen güzel kalpli bir kardeşimdir o. Söylemesi ayıp, son bir yılda en az on beş defa bir araya gelerek onun biyografik kitabını hazırlıyoruz. Faik, her Boşnak gibi uzunca boylu, atletik yapılı, beyaz benizli, belirgin çeneli, sportmen duruş ve yürüyüşlü bir kardeşim. Baba tarafı Karadağ Beraneli. Anne tarafı Bosna-Hersek kökenli. Büyükbabanne Sokollu Mehmet Paşa sülalesinden. Şahinpasiç. Faikçiğimdörtte bir Trabzonlu (annesinin babası), dörtte üç Boşnak. Atak, çalışkan, çok okuyan, çok araştıran, azimli, iyimser, analitik, meraklı, istikbal vaat eden bir genç Faik Tunay. Adını çok duyacaksınız onun önümüzdeki yıllarda. Demedi demeyin.
Son olarak Saraybosna denilince aklımızda nasıl bir cümle kalmalı? Saraybosna beş kelime ile nasıl hatırlamalıyız? Saraybosna demek beş kelimeyle Alia demek, medeniyet demek, Osmanlı demek, hoşgörü demek, ak benizli uzun insanlar demek. Bir cümleyle bilge kral Aila’nın şehri demek. Şehri ve bizlere emaneti.










Kaynak: YENİ SAKARYA GAZETESİ