Birey ve Toplum; Düşman Kardeşler Fahri Tuna

Birey ve toplum. Eskicesi, fert ve cemiyet.

Bireyleri topla topla, toplum oluyor. Toplamı toplum.

Kızım Ayşenur, bayrama birkaç gün kala, akşam olacak, yatcaz kalkcaz, yatcaz kalkcaz, bayram olacak, derdi, üç dört yaşlarındayken. Tam da bu işte; bireyleri topla topla, olsun sana cemiyet.

Damladan bardağa. Katreden ummana. Dereden okyanusa. Emirdağı birbirine ulalı, diyor ya bir Afyon türküsü. İşte o hesap. Toplum, bireylerin birbirine ulalı hâli.

Unutmadan; etiket de boynunuzda hazır: Fert dediniz mi sağcı, gerici, toplum dediniz mi solcu, ilerici oluyorsunuz. Sevsinler... Sol-sağ: Bize ne Avrupa'nın bu mülevves (kirletilmiş) kavramlarından, diyen üstad Cemil Meriç"e binlerce rahmet olsun.

Bir damla kan birey, vücudumuzda dolaşan hali toplum. Hastane laboratuvarlarıparmağımızdan bir damla kan alıp tahlil ediyor, sizin şuyunuz var diyor bize, bir sayfa rapor hâlinde. Doktor bey de ona göre ilaç yazıyor. Bazen de ameliyat. Bir damlasına kan diyoruz,tamamına insan. Aynı kan, aynı insan. Aynı kan, koca bir insan.

De, şimdi geldik zurnanın zırt dediği yere: Bireylere bakıyorsunuz tek tek, hepsi de iyiinsanlar; topluma bakınca kötü, mülevves, kirli, bozuk, problemli.

Bu nasıl iş arkadaş; anlayan beri gelsin. İnsan iyi, toplum kötü: Bu ne yaman çelişkidir böyle.Bu işte bir bit yeniği var gibi geliyor bana. Sinsi bir oyun.

Tertemiz damlalar, dereyi nehri denizi oluşturunca kirli birer nesne muamelesi görüyor yahut dönüşüyor; bu nasıl olabilir?

Hikâye malum. Ringde iki boksör dövüşüyor. Seyirci gani, maç iddialı. Her rauntta bizimkisi üç dakikayı zor kurtarıyor, yediği yumruklar hak getire. Nakavt oldu olacak. Her arada,kenarda, elindeki havluyla terini kurulayan, ona rüzgâr yapan antrenörü, moral olsun, direnci artsın diye, ha gayret, çok iyi gidiyorsun, adamı fena dövüyorsun, iyi bir aparkat vur da nakavt et şunu, diyor. Bir iki üç. Derken yedinci rauntta gelinmiş. Bizim boksörün dayak yiye yiye haşatı çıkmış, surat olmuş Perşembe pazarı. Gözler şiş, kaşlar patladı patlayacak. Arada,rüzgâr yapan antrenörü, yine aynı sözleri söylemesin mi. Zavallı boksörümüz dayanamıyor artık, antrenörüne dönüyor, bitik ve perişan bir sesle: Tamam da, ringde biri var, beni akşamdan beri fena pataklıyor! Diyor.

Hâlimiz tam da budur. Böyledir. Buncadır

Birey olarak bu kadar iyiysek, toplum olarak nasıl bu kadar perişanız. Mesele tam da budur. Teşrih masasına yatırmamız, ameliyat edip uru, kanserli parçayı alıp atmamız gereken yer de burasıdır.

Bireyler iyiyse toplum nasıl fecaat; bu ne perhiz bu ne lahana turşusu.

Bu denizi kim kirletiyor arkadaş? Buradaki hainler kimler. Kim bizim aşımıza su katıyordostlar?

İlkokul sona kadar yaşadığım, masalsı bir çocukluk geçirdiğim köyüme (Sakarya Kaynarca Okçular) bakıyorum, hepsi iyi insanlar. Çeyrek asrı aşkındır oturduğum, huzur yurdum sokağıma (Sakarya Serdivan Beşköprü Fenerlievler) göz atıyorum, hepsi melaike gibi insanlar. Amenna. Eyvallah. İftihar ediyorum onlarla.

Bayram sabahı çocukları şehirden baba evine kirli paslı tozlu ortama gelmesinler diye kendi evi gibi arifeden kızına komşu evini de temizleten; aman çocukları soğuk eve gelmesin diye kızını gönderip öğlene doğru komşu evinin sobasını yaktıran; aman çocuklar baba evinde bayram sofrasında yemek yesinler, mutlu olsunlar diye, kendi evinde yirmi beş-otuz misafir varken, o hengamede bile komşu evine bir tepside sekiz-on çeşit bayram yemeği gönderen Rafinge'me şahit olduk biz. Masal değil, gerçek bunlar. Daha yeni yaşandı, üç beş sene önce. Nereden mi biliyorum. Rafinge benim annem oluyor da oradan.

Alt kat kiracısının, liseye giden büyük oğlunu hastaneye şeker tahliline götürdüğü için, ricası üzerine, ilkokula giden ve kök kök öksüren küçük oğlunu, mahallenin sağlık ocağına götüren;doktor hanımın Muhammed, yine mi sen? Annen nerede; seni getiren bu kadın da kim?sorusuna, beni komşu annem getirdi cevabı üzerine, hekimin Allah Allah! Bu memlekette komşuluk ölmemiş miydi yahu, şaşkınlığını daha yeni, birkaç sene önce yaşadı benim sokağım. Masal değil gerçek bu. İspatlı şahitli. Nereden mi biliyorum. O komşu anneGülseren Hanım, benin eşim oluyor da oradan.

Yüzlerce binlerce iyi örnek anlatabilirim size. Siz de bana anlatabilirsiniz. Elhak hepsi de gerçektir, doğrudur, yaşanmıştır. İnanırım.

Da bu kadar iyilerin yaşadığı bu toplumda, bu kadar içki nasıl tüketiliyor, bu kadar kumar nasıl oynanıyor, bu kadar faiz nasıl okyanusları aşıyor, bu kadar fuhuş nasıl zirveye tırmanıyor, dersiniz. Çok çok acı değil mi? Ve çok çok düşündürücü.

Tek tek harika, çok olunca facia. Olmaz, olamaz, olmamalı.

Çok tekten oluşmuyor muydu? Çok dediğimiz, teklerin bileşimi yan yanası toplamı değil miydi zahir?

İçle dışın, yalnız ile kalabalığın, tekle çokun bir miktar farklılığı anlaşılabilir bir şey. Nefis dediğin şeytan, yalnızken başka şeyler anlatır size, ikna eder, işletir her cürmü. Biliriz. Erdem, lûgatta durduğu kadar temiz değildir hiçbirimizde. Bembeyaz değildir artık, azıcık kir pas kaldırır da. Buradaki, gri değil, resmen füme. Kapkara hatta yer yer.

Sanal kumarla kaç bin yuvanın yıkıldığı, ocakların söndüğü, date’lerde iffetlerin havaya uçuştuğu, otellerin uyku ve huzurdan çok kadar cinsel fantezilerle, uyuşturucu partileriylegündeme geldiği günlerden geçiyoruz. Bahis iddialarının bini bir para. Ekranlar esrar-eroin partilerine katılan sanatçı haberlerinden geçilmiyor. Gençlik, elinde akıllı telefonlar, neredeyse yirmi dört saat bahis/kumar bataklığında. Sanal bir vahşetin bataklığına kulaç atıyor günbegün, saatbesaat, anbean. Küresel güçler, sinsi bin bir oyun oynuyor sanki insanımıza. Belli ki kalleş bir oyun hile desise peşindeler.

Ülkece bir cinnetten geçiyoruz adeta.

Biz ne vakit bu kadar bozulduk. Cinnet müptelası olduk.

Olmaz olamaz. Bu bir kâbus olmalı.

Uyanmalı, tez zamanda aslımıza-özümüze dönmeli, kendimize gelmeliyiz.

Unutmayalım; biz eşrefi mahlukatız. Yaratılmışların en sahihi en temizi en mükemmeli, biz değil miydik?

Evet, öyleyiz. Amenna. Saddakna. Yine öyle olacağız. Olmalıyız. Olabiliriz.

Kişi düştüğü yerden kalkar, demiş atalarımız. Elhak öyledir.

Gün Nasuh tövbesi ile işe başlama zamanı. Arınma, paklanma günü. Yeni tertemiz apak bir güne uyanma vakti.

Ve düşman kardeşler olan bireyle toplumu barıştırma vakti.

Vira bismillah. Kurtuluş köklerde. Haydi, öze dönüş başladı. Birey toplum el ele. Tek vücut, yek vücut. Yek. Tek. Bir. Aynı.

KAYNAK: YENİ SAKARYA GAZETESİ