Büyük dedeniz Abdi Ağa (Tömekçe) nasıl bir karakterdi? Tanıdığınız ve dinlediğiniz Abdi Ağa’yı anlatır mısın bize Necdet Tömekçe? Bizim bildiğimiz ve ondan sonra da dinlediğimiz kadarıyla kısaca anlatayım. Bizim çocukluğumuzda yani 1970’lerde tabii burada, Güneşler’de köy kahveleri vardı. Akşamları insanların gideceği tek yer köy kahvesiydi. Bu köy kahvesinde ben, AbtiTömekçe kahveye girdiği zaman herkesin ayağa kalktığını bilirim. Hürmetten, saygıdan. Bu köyde iyilik sever, hayırsever, yardımsever bir büyük olarak çok saygı gösterirlerdi. Ve o rahmetli olduktan sonra dinlediğimiz, tabii köyümüz çiftçi köyü, o zamanlar tabii traktörler küçük, şimdiki gibi büyük traktörler yok, mesela bizim ilk traktörümüz Allis Chalmers. Evet, yani bunlar efsane traktörlerdi o yıllarda.
Yeni yeni yaygınlaşıyor 1970’lerde traktörler tabii. İmkânlar da kıt. Ancak senetle? Çok sayılı ailelerde vardıtraktör. Köyümüzden traktör almak isteyenler önce Apti Ağa’yagelirdi. Abti Amca bize kefil olur musun? Bize yardımcı olur musun dedikleri ve Apti Ağa daişte ne demek, derdi. Bu köyde birçok kişinin işte bu şekilde traktör sahibi olmasıyla alakalı kefil olduğu çok komşumuz var. Ev yapmak isteyenlerle alakalı yardımcı oluyor. Adapazarı'nın bütün köylerinde yapılan camilerinde, çeşmelerinde, fakirlerin, ihtiyaç sahiplerinin evlerinde, Kur’an Kurslarında, hepsinde ücretsiz verilen bizim tuğlamız vardır,kiremidimiz vardır, kumumuz vardır. Hayır olarak… Bunu da herkes bilir, işte yeri geldiğinde bunu bize hâlâ da söylerler. Bizler için bu mutluluk tabii.
Apti Ağa’nın en büyük oğlu Hüseyin Dedeni nasıl hatırlıyorsun Necdet kardeşim? Hüseyin Dedem tabii çiftçilikle uğraşıyordu. Sadece tarla işlerine bakardı. Boy olarakfizikliydi, uzun boyluydu? Hep foter takardı. Babaannem Çaltıcak Köyündendi. Oradan Şakir Ağa’nın kızıyla evlenmiş. Babaannemin adı Halise’ydi. Dedem çalışkan, sadece tarla işleriyle uğraşan, onun dışında da balık tutmasını çok severdi. Oltayla. Ama babaları Apti Ağa’dançok korkarlardı. Ben onu biliyorum yani hepsi de çok korkarlar, çok saygı gösterirlerdi.
Hepsi aynı evde mi oturuyorlardı? Tabii bizim ilk evimiz şu andaki eski Cezaevinin bahçesi yani cezaevinin olduğu yerin zaten içinde bizim evimiz vardı. Şimdi Talat Tömekçe İlkokulu’nun olduğu yerde. Evimizin olduğu yere cezaevi yapılıyor. Hatta o yerin belli bir kısmı da büyük dedemiz Apti Tömekçetarafından verilmiş, bağış olarak, o zaman. Daha sonra onun hemen karşısında, cezaevinin doğusunda, petrolün arkasında yine o zaman da çok eski, orada da gene iki katlı ahşap evimiz var. Oraya geçmiş ailemiz.
O ev duruyor mu bugün? Maalesef. Tabii daha sonra yıkıldı ama uzun süre ayakta kaldı. Beş odalıydı. Altı ardiyeolarak kullanılırdı. Hiç unutmam babamın odası gömme banyoluydu. En güzeli oda babamın odasıymış. Gömme banyo ama içinde suyu hep dışarıdan getiriyorsun. Babamın odasının içinde bir kapak vardı. Yukarıdan buğdayı dökerlerdi alttaki ambara. Ambarın da bir kapağı vardı aşağıda. İhtiyaç duyulduğu zaman, o kapak kaldırılırdı, değirmene buğday gider, un olarak alınırdı.
Evin odaları nasıl kullanılırdı, senin çocukluğunda, 1970’lerde? Babam tabii Apti Ağa’nın en büyük torunu olduğu için o da o evde. İşte Şükrü Tömekçe, Hüseyin Tömekçe, Selahattin Tömekçe, hepsi aynı evde. Mustafa Tömekçe, 1969’a kadar Ankara’da, sonra da İstanbul'da. Tabii biz bütün Tömekçeler, aile olarak hep beraber aynı evdeydik. Ondan sonra hemen orada inşaata başlanmış. Bizim taşındığımız, geçtiğimiz üçkatlı yeni evin inşaatına. Üç kardeşe büyük daireler yapılmış, orada da işte Hüseyin Tömekçe, Şükrü Tömekçe ve Selahattin Tömekçe otururdu. Apti Tömekçe, en küçük amcamız Selahattin Tömekçe ile oturuyordu, en alt katta.
Sene kaç? Yanılmıyorsam 1962 olabilir. Ablam belki de bir önceki evde doğdu. KardeşimTaner’le ben apartmanda doğmuşuz. O eski binada aynı şekilde duruyor ama orada yaşayan yok artık. Orada yaşanmıyor. Orası artık ardiyegibi kullanılıyor.Orada bir bizim tarlalarımızda kayalık yapan bir Şevki Abi vardı. Hanım ve çocuklarıyla onun oturduğunu biliyorum. Ona verilmişti.
Apti Dedenin cenazesini hatırlıyor musun? Hatırlamaz olur muyum; 1980 senesinde vefat etmişti. On altı yaşındaydım.O zaman trafik polisleri, hiç unutmam, gelip önünde kortej yapmışlardı, mezarlığa götürürken. Bizim aile kabristanımız Bağlar Mahallesinde. Apti dedemiz, o zamanlar vasiyet etmiş, ben rahmetli olursam beni buraya defnedin diye. Onun vasiyeti üzerine oraya defnedildi. Dört oğlu, dört gelini, hepsinin mezarı da orada. Bir tek babam Talat Tömekçe,burada, Güneşler merkez mezarlığında. Babam özellikle burayı istedi, onu da buraya defnettik. Ama diğerleri Apti dedemin yanında.
Deden Hüseyin Tömekçe’yi anlatıyordun? Hüseyin dedem, sakin, çok sakindi. Babası Apti Tömekçe gibi ticarete yatkın bir şey yapısı yoktu. Sadece tarlalar; işte ekilir, biçilir, o görevi üstlenmiş. Onun dışında ticaretle uğraşan kardeşler diğerleriydi. Hüseyin Tömekçe, balığa giderken beni de götürürdü. Hatta o zaman traktörün şamrelinden yapılırdı botlar. Traktörün büyük tekerindeniki botu kaynattırırdı. Botlar tabii biraz daha büyüyor. Böyle bir anımız da vardır.İşte Poyrazlar‘a çok giderdik zaten. Bir gün yine dedemle Poyrazlar Gölüne balığa gittik. Artık zamanla herhalde şamrel eskimiş, delindiğini biliyorum. Çok böyle acele zor atmıştıkdedemle kendimizi kenara. Kıyıya geldiğimizde şamrel neredeyse sönmüştü. Biz torunları Hüseyin Dedemizden ziyade o zaman tabii Abdi Ağa Dedemizden çok korkardık. Çok sertti. Dört oğlu da çok çekinirlerdi ondan. Şöyle anlatayım: Dedem Apti Tömekçe, üç katlı yeni binada, sabahleyin daha ortalık ağarmadan üç zile elini birden basardı. Ve onun dediği saatte herkes aşağı inecek, tarlaya gidecek. Hiç iş olmasa tarladakitaşları toplatırdı. Çocuklar dahil. Artık yetişkin kim varsa. Zillere basar. Herkesi aşağıya indirir. Tarlaya götürürdü. Yani çok çalışkan, çok azimli fakat çok dürüst, saygıdeğer bir insandı. Allah rahmet eylesin.
Biraz da Şükrü Tömekçe’nin kişiliğini anlatır mısınız bize? Şükrü Tömekçe, çok resmi, çok prensipli, çok şahsiyetliydi. Ondan da herkes korkardı. Yani o yapı olarak Apti Tömekçe’ye çok benzerdi. ŞükrüTömekçe, ticarete çok yatkındı. Zaten kiremit fabrikasının başında da o vardı. Böyle verici, hayır işlerine de o bakıyordu. Zaten şirket aynı zamanda aile şirketi olduğu için hepsi bir yerden çıkıyordu.
Ressam heykeltıraş Mustafa amcan nasıl bir karakterdi? Mustafa Amcam da çok özel birisiydi. Çok bilgili, yetenekli, konuşması,sohbeti çok hoş biriydi. Konuşurken çok değişik fıkralarla sohbetine renk katardı, çok kültürüydü. Çok da sevecendi. Mesela Sakarya'daki birçok okulda Atatürk büstleri onundur. Atatürk maskı ile alakalı da ödülleri vardır. Atatürk'ün maskını yapan birçok insan vardır ama amcamın yaptığı masklar çok benzerdi, Atatürk'e. Çok gerçekçiydi. Onlar yaz aylarında hep Melahat yengemle, çocuklarıyla beraber Adapazarı’na gelirlerdi. Burada kalırlardı, tatil dönemini burada geçirirlerdi. Bizim çocukluğumuz da çok renkli geçti. Yani hep çok kalabalık bir aileydik. Dolayısıyla tabii şimdi gelinen noktada birçok büyüğümüz Hakk’ın rahmetine kavuştu.
Selahattin amcan nasıl biriydi? Selahattin amcam, çok araştırmacı biriydi. O zamanlar kum ocakları işte hafriyat taahhüt dozer devlet su işlerine o bakardı. Fakat onun da daha işte madencilik yönü de vardı. Araştırmacı dediğim de şuydu: Şirketin birçok parasını batırdığını biliriz. Ama tabii şikâyet değil bu, madenciliği çok severdi. Rahmetli Selahattin amcam, çok düzgün dürüst bir şahsiyetti. Ticareti o da severdi. Ancak yatırımlarının çok başarılı olmadığını biliyorum.
Apti Ağa ile torunu Talat Tömekçe’nin arası nasıldı acaba? Apti Tömekçe’nin en sevdiği torunu da babam Talat Tömekçe’ymiş. Sevmesi de şundandı. Apti Tömekçe’nin geçmişinde siyaset vardı. Babam da aktif, sosyal.Biraz da siyasetin içinde olduğu için, babamı çok seviyordu. Çünkü babam yirmi dört yaşında muhtar olmuş Güneşler’de. Dolayısıyla siyasetin içindeydi. Bizim kökümüz de dedelerimiz,hepsi Cumhuriyet Halk partili. Babam da siyasetin içinde bulunmuştu. Milletvekili Hayrettin Uysal’la filan, hepsiyle arkadaştı. Daha sonra, biliyorsunuz, bir koç partisi vardı. Turan Feyzioğlu’nun, Cumhuriyetçi Güven Partisi; babam Güven Partisi’nde de bulunmuş, görev almıştı. O yönden dolayı da Apti Ağa, babamı çok severmiş. Onun için de, sen işte git, bunları yap, bu şekilde devam et derken, babam da hiç tarlaya falan gitmemiştir.
Baban Talat Tömekçe’nin belediye başkanlığı? Güneşler’de, 1994 yılında köylükten çıkıp belediye belde belediyesi olmaklaalakalı herhalde bir talep oldu. Nüfus olarak da o zamanlar yakalamışlardı, yani belde belediyesi olma hakkını. Bir referandum yapıldığını biliyorum. Burada yaşayan kesim de belde belediyesi olmayla alakalı lehte oy kullandı. Ve burası 1994 yılında belde belediyesi oldu. Evet, 94 yerel seçimlerinde rahmetli babam ilk buranın kurucu belediye başkanı seçildi. Bir yıl sonra babamın rahatsızlandı. Ama yine tabii 1999 seçimine girmek istedi. O zaman ikinci döneminde kaybetti. Yani burada komşumuz Yılmaz Erseçildi, onlar da Türk Beylikkışla Köyünden buraya gelip burada ikamet ediyorlar. O abimiz burada bir dönem yaptı.
Hatırladığımız, senin de bir dönem Güneşler Belediye Başkanlığın var? 2004 yılındaki yerel seçimlerde Güneşler’de bizimle alakalı bir teveccüh oluştu, biz de girdik. 2004 yılında da ben Güneşler belde belediye başkanı oldum. Bir dönem de ben yaptım. 2009 yılında da hepinizin bildiği gibi işte büyükşehir yasasıyla birlikte belde belediyeleri kapatıldı. Güneşler de Adapazarı'nınbir mahallesi oldu mahallesi oldu. Ben burada 2004 yılında Belediye Başkanı olduğumdandört ay sonra bize on tane köy mahalle oldu. Yani sayabileceğim, Taşlık Çökecekler, Karaköy vesaire; on köy Güneşler belde belediyesine bağlandı. Burada o zamanki nüfusumuz bizim14.542’ydi. 13 mahallemiz, ayrıca 10 tane de köyümüz vardı. Yani buradan Hendek sınırı bizim sınırımızdı. En son köyümüz bizim Çağlayan'dı. Bizim şöyle bir sıkıntımız vardı. Merkeze çok yakındık. Bzim Güreşler‘de zaten belediye hizmet binamız Adapazarı'nın tam sınırındaydı. Ve doğu tarafı da tarım arazisi olduğu için özellikle bizim buradakilerin hepsi çiftçi olduğundan çok fazla da gelirimiz yoktu. İlçe olma talebimiz uygun görülmedi ama alınan karar da bence doğruydu ve o şekilde kapandı.
Sizin belediye meclis üyelikleriniz de var, bildiğim kadarıyla? Sonra işte bir dönem de Adapazarı ilçesinden il genel meclisi üyeliği yaptım.İşin enteresan tarafı, 2014 yılında da il özel idareleri kapandı. O da neden; o zaman büyükşehir yasası çıktığında 20 km çapı vardı. Daha sonra çıkan yasayla birlikte, büyükşehir sınırı, il sınırı kabul edildi. Bundan dolayı da bütün il özel idarelerinin bir vasfı kalmadı. Daha sonra yine Adapazarı Belediyesi'nden meclis üyesi oldum. Aynı zamanda hem büyükşehir hem Adapazarı meclis üyesiydim. On yıl devam etti. Daha önce Aziz beyle çalışmıştım. Sonra Zeki beyle çalıştım. En son Ekrem beyle de çalıştım.Hem imar komisyonunda komisyon başkanlığı aynı zamanda da Başkan Vekili olarak görev aldım. 2024 yılında görevim bitti. Şu anda da yine Ak Parti’de il yönetiminde il Başkan Yardımcısı olarak siyasete devam ediyorum. Bunun dışında da 2011 yılında Tömekçe Yapı adlı şirketi kurduk. Eşimle beraber. İnşaat sektöründe kaliteli inşaatlar yapmaya gayret ediyoruz.
Şu anda Tömekçe’lerden kimler var yaşayan? Tömekçeler’de en büyüğümüz Mithat Tömekçe, avukat. İstanbul’da yaşıyor. Şerafettin Tömekçe var, Bir iş yapmıyor. Mustafa Tömekçe’nin büyük oğlu Orhan Abi vefat etti. Mimar Erhan’la işletmeci Sinan'la var. Erhan Abi akademisyendi, emekli oldu. Sinan'ın ticari yönü vardır, o devamlı mal gönderir, yurt dışına. İkisi de İstanbul'da oturuyor. Selahattin Tömekçe’nin oğlu Yavuz Tömekçe, o da makine mühendisi,emekli. İrfan Tömekçe, Marmaris'te yaşıyor. O sanat okulu mezunuydu. Orada bir servisi var,tekne motor bakımıyla, mesleğiyle ilgili. Seyran, Sapanca Kırkpınar‘da kızıyla beraberoturuyor. Eşi Derman Eczanesinin sahibi Ali Büyükarslan’dı, rahmetli oldu. En küçükleriÖzkan. Özkan Tömekçe ailemizde çiftçiliği devam ettiren tek kişi. Aynı zamanda Ziraat mühendisi. Babamın küçüğü Nihat amcamın çocukları da ticaret yapmıyorlar. Hepsi emekliler. Daha önce ortak iş yaptık, sonra onlar da işi bıraktılar, emekli hayatı yaşıyorlar. Yani ticaretle uğraşmıyorlar. Yaklaşık bir asır sonra Apti Ağa’nın ticaret tarafını biraz biz sürdürüyoruz, tarım tarafını sürdüren bir tek Özkan var, diyebilirim.
Tömekçe soyadı sana neler hissettiriyor? Tömekçe ailesinin bir mensubu olmaktan, hakikaten gurur duyuyorum. Neden mi? Bizim geçmişimize baktığınız zaman bir leke yoktur, çok şükür. Yani biz bununla aile olarak gurur duyuyoruz. Ailemizin her ferdi bir değerdir. Çok düzgündür, çok dürüst şahsiyetlerdir. Yalanı sevmezler, yaşamları temizdir. İnsanlar bizi geçmişte burada ağa sülalesi olarak bilirken belki şu anda birçok aile ferdimizin daha mütevazı bir yaşantısı var. Aile terbiyesini hâlâ yaşatıyor, devam ettiriyoruz. Çocuklarımız da aynı şekilde bunu yaşatacak inşallah. Bundan dolayı da bu soyad bize gurur veriyor.
Çok teşekkür ederim.
Fahri abi, biz de sana ve Yeni Sakarya Ailesine çok teşekkür ederiz

Fahri Tuna, Melahat ve Mustafa Tömekçe ile...

Apti Tömekçe

Ressam Mustafa Tömekçe

Tömekçe Ailesi
Kaynak: Yeni Sakarya Gazetesi