Modern hayat kadını bazen mecburen bazen istekli olarak evinden koparmıştır. Eşler ve çocuklar bir anlamıyla yetkin ve etkin bir ailede büyümüyorlar. Söyleyeceklerime itiraz edenler olacak ancak şahsiyet eğitiminde otorite ve mekan bölünmesi çocuk üzerinde olumsuz etkilere sebep oluyor. Çocuklar ebeveyni yaşasa da bir nebze yetim durumundalar. Özellikle annenin mesaisi, çocuğun ıstırap dolu bir hayat geçirmesine sebep oluyor. Gelecek yüzyılda böyle büyüyen neslin farklı problemleri olacaktır.
Anne bir iki yaş civarında çocuğunu her mesai günü erkenden uyandırarak, hazırlayıp başka bir bakıcıya götürüyor. Çocuk sabahın alaca ışığında yola revan oluyor. Bazen aç, bazen uykusuz ve bazen de huzursuz olarak diğer bir haneye teslim edilip anne yola revan oluyor. Anne gergin, telaşlı ve sekinetini kaybetmiş olarak işine başlıyor ki ne kadar başarılı olur tartışılması gerekir.
Çocuk ayrı bir evde ve mekânda gözlerini diğer bir kadına dikerek, devir teslim edilmesini hiç anlamadan aylarca bu işlem devam ediyor. Çocuğun rızası ve memnuniyeti var mı bilinmiyor. Her iki evin yapısı, özelliği ve uygulamaları farklıdır. Teslim alan bayanın ailesi, eşi ve çocukları teslim edilen bebeğin yeni yuvasıdır. Organ nakli gibi çocuk nakli yapılmaktadır. Nakledilen organın dahi ikinci sahibinde ne gibi olumsuzluğa yol açtığı tartışılırken bu çocuğun durumu ise göz ardı ediliyor. Çocuklarla alzheimer hastaları mekan değiştikçe hayata dair sorgulama ve algılamalarının problem oluşturduğunu bilmemek mümkün değildir.
Evet, çocuk ikinci bir disiplin ve eğitime tabidir. Kelimeleri ve lokmaları ağzında zor çevirirken meseleyi yorumlamaktan uzak bir hayata mecbur edilmiştir. İşte bu hayat onun için geleceğinin tohum ve çekirdeğidir. Fark etmeden iki arada bir durumla karşı karşıyadır. İki evin nefesi, kadınların sesi, hayata bakışı, yemek tatları ve sevgileri ile sorumlulukları farklıdır.
Evet, evlat bir yük değildir. Lakin her sabah taşınması onun için bir şey hükmüne irca olunması anlamına gelmektedir. Hz Musa peygamber dahi sarayda annesiz kalmasın diye Rabbimiz onu kız kardeşinin delaletiyle annesine kavuşturmuştur. Günümüz firavni kapitalist sistem Hz Musa’ya dahi benzememektedir. Hz Musa’nın annesi onu korkuyla nehre bırakırken günümüz bazı anneleri ise bu endişeden bile kendini muaf tutarak çocuğunu nehire salmıştır.
Çocuk sadece gittiği yerde sınırlı bir hayat yaşamıyor olumlu ve olumsuz bulunduğun evin akraba ve komşularıyla da hemhal oluyor. Bir anlamda taşınan sepet gibi diyar diyar ev ve mekanları da gözlemliyor. Çocuk iki ilgi, iki sevgi ve iki tecrübe arasında hayat sürmektedir. Memnuniyet yarışı devam etmektedir. Anneden talimatlar, uygulayıcıdan ise farklı tercihler çocuğun hayatına sunulmaktadır. Günün farklı etkinlikleri sonucunda çocuk anneyle kavuşur ve vatanı aslisine döner. Yorgun bir anne ve çocuğunun gününden haberi olmayan anne yeni bir talimat içinde çocuğuna sahip çıkmak ister fakat zaman dardır. Annenin gün yorgunluğu ve ev, aile sorumluluğu içinde biraz gergin birkaç saat sonra çocuk uyuyunca sabah olduğunda çocuk yeniden vatanı suknasına revan olur.
Belki bazen iki kadın çocuk hakkında dedikodu bile yaparlar. Sen şöyle yap, niye olmadı ben böyle yapıyorum derken temyiz yaşı dolmayan, baliğ ve rüşte ermeyen çocuk günlerini düzen dışı yaşamaktadır. Büyüyünce fark etmese de onun belleğinde ve dimağında kim bilir neler yer edecek.
Baba ve erkeklerden söz etmedim zira onlar pasif bir görevi tercih etmişlerdir. “İtaat et rahat et” prensibiyle sessizliği tercih ediyorlar.
Günümüz bazı insanları çocuk sevgi ve ilgisini hayvanlara hasr etmektedir. Kendileri aç ve çıplak olsa da onları yedirip giydirmektedir. Çocuklarını da evcil hayvanların sevgi ve ilgisiyle memnun etmektedirler.
Kaynak: YENİ SAKARYA GAZETESİ