Ülkemiz hızla nereye gidiyor. Gençlik hızla nereye koşuyor. Dünyanın hızla dönüp koştu(ruldu)ğu ufuklar ne sıkıntılara gebe.
Umut yok mu hiç gençlikte? Ülkesini, geleceği, insanlığı dert edinen, çözümler öneren gençler yok mu?
Olmaz mı? İnsanın olduğu yerde umut tükenir mi hiç!
Var. Ben bir tane tanıyorum: Adı Faik Tunay.
Faik Tunay, hayatıma 2012 Ocak ayında, TYB 2011 Yılın Şehir Yazarı Ödülünü almam, bunun üzerine ulusal bir gazetede tam sayfa söyleşi yapılması sonrasında, tebrik telefonuyla girdi. CHP İstanbul Milletvekiliydi, o günlerde. O gün bugün kardeşimdir.
Kısmet oldu, başka ulusal ödüller de aldım; bugüne kadar ödüller nedeniyle şahsımı tebrik eden tek siyasetçi (milletvekili ve belediye başkanı) olma özelliğini sürdürüyor Faik kardeşim. Allah onun gibi nezaket ve zarafet sahibi siyasilerin sayısını artırsın.
BİR CHP MİLLETVEKİLİYLE CUMAYA GİTMENİN ŞAŞKINLIĞINI YAŞATTI BANA
O sıcak telefon konuşmasından bir hafta sonra buluştuk, Cuma’ya gittik, oturduk yemek yedik. (Bir CHP Milletvekiliyle namaz kılmanın şaşkınlığını ve mutluluğunu da yaşadım. Not: 66 yıllık ömrümde başka bir milletvekili ve belediye başkanıyla da Cuma’ya gitmediğimi fark ettim şimdi.)
Faik kardeşim, oğlum Ahmet Arif’ten iki yaş büyük. Yani oğlum yaşında. Bir kuşak sonra bizden. Onunla bir nevi amca-yeğen dostluğumuz gelişti geçen yıllarda.
Ülkemizin ve dünyamızın her geçen gün, adım adım yoksulluğa yolsuzluğa ve savaşlarasürüklendiği gün gibi aşikâr. Gençliğin ise her geçen gün adım adım boşluğa, ülkesinin değerlerinden ziyade dünyalı bir gençliğe doğru koştuğu, bireyselliğin ve özgürlüğün zirvelerinde zararlı madde, alkol, sanal kumar gibi kötü alışkanlık uçurumuna sürüklendiği acı gerçeği karşısında, her aklı başında insan gibi kara kara düşünenlerden birisi de benim. Dünyamızın ve insanlığın geleceği elbette hepimiz için çok çok önemli.
Fakat Faik Tunay’ı tanıdıkça ben, geleceğe dair endişelerimi büyük oranda giderdim. Gençlikten umudumu yitirmediğim gibi, aksine artırdım. İyi ki onun gibi gençler var ülkemde.
Umudumun nedenini anlatayım efendim:
Bir defa çok köklü bir aileden geliyor Faik Tunay. Büyükbaba Karadağ’da milletvekili ve tüccar. Baba İTÜ mezunu bir mühendis, yönetici, müteahhit. Anne tarafından bir dede (Adembeyzâde Boşnak İbrahim Bey) Türkiye’nin ilk özel ve milli bankası olan İslâm Ticaret Bankası’nın (sonraları Türk Ticaret Bankası, ikinci adresiniz) kurucusu, fabrikatör, belediye başkanı, diğer dede Trabzon Faroz’dan İstanbul’a çıkıp gelen hem okumuş hem alaylı bir Sultanhamam tüccarı.
Çocukluğundan bu yana Adapazarı’ndaki çiftlikte traktör kullanmış, çiftçilik etmiş, hayvancılığı denemiş. Çiftçilerle iç içe olmuş hep. Ekin ne zaman ekilir, gübre ne zaman atılır, kırağı-don ne yapar, taban fiyatı ne getirir götürür, iyi biliyor.
BİR GÜN BJK TRİBÜNÜNDE BİR GÜN SABAH NAMAZINDA CAMİDE. BİR AKŞAM ÇİN’DE ÖBÜR AKŞAM ABD’DE
Ticaret, sanayi, tarım, bankacılık var hem ailenin hem Faik Bey’in geçmişinde. Yani kromozom ve kültürel genetiği sağlam bir siyasetçi Tunay.
Diğer yandan Faik Tunay, çocukluğundan itibaren halkıyla iç içe bir delikanlı. Bir gün Çarşı ile beraber BJK Tribününde, diğer sabah mahalle camiinde cami cemaatiyle namazda, öteki öğlende ticari görüşmeler için Çin’e uçmak üzere havaalanında. Beş lisan konuşuyor; İtalyanca, İngilizce, Almancayı, Boşnakçayı iyi biliyor. Bir dönem Roma’da da yaşamış zaten.
Siyasete Demirel geleneğinde başlamış, Mesut Yılmaz eğitiminden geçmiş, Kemal Kılıçdaroğlu CHP’sinde yüksek lisans yapmış eski bir milletvekili. Artık doktora tezini bitirmiş, savunma / hayata geçirme aşamasında.
Duruşu, birikimi, ülkesine ve dünyaya bakışı, dünü ve bugünü analiz edişi, çıkarımları ve çözüm önerileri ile vizyoner bir genç adam o. Yerli ve millî bir adam.
Ortadan uzunca boyu, endamlı yürüyüşü, enerjik sesi, konudan konuya ustaca geçen hitabeti, merak uyandıran ve sürükleyen belagati ve zengin Türkçesi ile artık usta bir siyaset adamıFaik Tunay.
Bosna Hersek ile Karadağ haritalarını birleştirdiğinizi hayal edin, işte ona benzer oval bir yüz, yarısı doğuştan diğer yarısı sonradan simsiyah saçlar, Rumeli ovaları gibi geniş bir alın, Balkan nehirleri gibi coşkun akan ırmakları hatırlatan koyu gür bir çift kaş, siyaha çalan zeki bir çift ela göz, geniş alın ve oval yüzle asimetrik, uyumlu biraz etlice bir burun, tuttuğunu kopartan edalı dişler ve daima tebessüm hâkim bir bakış, başın geneliyle uyumlu bir çene yapısı. Faik Tunay fizik olarak budur.
Dünyayı dört bin yandan dolaşmış bu genç adam. Kâh Dünya Genç Demokratlar Birliği üyesi olarak kâh bir ticari görüşme/anlaşma yapmak için kâh merak saikiyle dünyanın nereye yuvarlandığını yerinde gözlemlemek için. Ben diyeyim seksen ülkeyi görmüş, siz deyin doksan. Belki de 100. ABD’de yürürken milli parkta kayboluşundan, Çin’de bir gece yarısı sokakları arşınladığından söz etmeyeceğim hiç. Dünyadan yakinen haberdar bir genç adam o.
GERÇEKÇİ VE DOĞRUCULUĞU DAİMA BAŞINA İŞ AÇMIŞ ONUN
Gerçekçi ve doğruyu dile getiren bir Türk genci o. Bu nedenle başına gelmeyen kalmamış şu genç yaşında. Çıktığı her televizyon programında, dört yıl boyunca, bir CHP Milletvekili olarak, 12. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın artılarını da eksilerini de birlikte söylemesi, en başta kendi partilileri nezdinde rahatsızlık yaratmış. Sen misin doğruyu söyleyen: Siyasette var mı böyle üslup? Körü körüne muhalefet ve bir kör dövüşü geçerli bu ülkede! Ardından da şiddetli eleştiri ve iftiraya kadar giden engellemelerle karşılaşmış. Ürkmemiş, etkilenmemiş; Faikciğim, siyasetin Doğrucu Davut’u olmaya devam ediyor, yılmadan çekinmeden.
Mutlu bir evliliği var Faik’in. Evliliğinden çok önce tanıdığı - dost olduğu sanayici Mustafa Ateşoğlu’nun hukukçu kızı Miray Hanım’la evlenmiş. İki buçuk yaşındaki oğluna da çok sevdiği kayınpederinin adını vermiş zaten: Mustafa Arden. Onu daima destekleyen ve görüşlerini zenginleştiren bir eşe sahip genç siyasetçimiz. Ne mutlu onlara.
İnandığı medeniyetin ilk ilkesi oku olduğundan olmalı, çok okuyan bir genç adam Faik. Zengin bir kütüphanesi var. Onun marifeti, kütüphanesinde okunmayan / not alınmayan kitap olmaması. Fakat okumayı sadece kitapta gören biri değil; tarihi, dünü-bugünü, insanı, hayatı, dünyayı, gidişatı okumaya çalışan sahici bir okur Faik Tunay. Özetle düşünen bir okur o.
İLKESİ ŞU: KAVGASIZ ÇEKİŞMESİZ, GÜÇ BİRLİĞİ İÇİNDE, DAİMA İLERİ!
Dünü çok iyi hazmetmiş biri o. İki Mustafa’yı (Hz. Muhammed Mustafa ve Mustafa Kemal Paşa) da zihninde ve gönlünde uzlaştırmış; hem ayrı ayrı hem bir bütün hâlinde seven, yaşatan bir Türk genci Faik Tunay. Bir asırlık çatışma ve çekişmeye de son vermiş böylece. Gençliğe önerdiği yeni hedef ise şu: Kavgasız çekişmesiz, güç birliği içinde, daima ileri!..
Faik Tunay’ı yakından tanıdıkça beş özelliği dikkatimi çekti: Dünü iyi tanıyıp yarınlara dayanak yapması, yani Yahya Kemal merhumun diliyle kökü mazide olan âti, Faik. Genç ve yaşlı kesimlerle yakın diyaloğu sayesinde her iki kesimin özlemlerini/isteklerini çok iyi analiz etmesi. Dünyayı ve geleceği iyi okuması. Ve bir diğer özelliği de dertli bir genç adam olması. Milletini, ülkesini, geleceği dert edinmesi. Bunun için çok okuması, düşünmesi, çıkış yolları önermesi. Ve bitmeyen enerjisi. Çalışkanlığı.
Bu beş vasfı onu umudun yeni adresi yapmaya yetiyor.
Şimdilerde Türkiye’nin Kurtuluş Manifestosunu hazırlamakla meşgul bir genç adam Faik Tunay. Sektör sektör, madde madde, konu konu. Bölge bölge, şehir şehir, ova ova.
Faik Tunay’ı yakından takip etmeyi öneriyorum. Onun ülkesi ve gençliğe birçok katkısına şahitlik edebilirsiniz.
Benden söylemesi efendim.




MKaynak: Yeni Sakarya gazetesi