ÇEVRENİN birçok tanımı vardır. En kısa, en basit ve en anlamlı olanı : ‘’CANLI VE CANSIZ VARLIKLARIN BİR ARADA YAŞADIĞI ORTAM’’ olarak yapılan tanımdır.
En küçük çevremiz, evimizin etrafıdır. Sonra semtimiz, mahalle ya da köyümüz, ilçemiz, ilimiz, bölgemiz, ülkemiz, kıtamız ve en geniş anlam da da dünyamızı kapsar.
Çevremiz altı unsurdan meydana gelir. Bunlar: TOPRAK, SU, HAVA, BİTKİLER, HAYVANLAR ve İNSANLARDIR.
Dikkat edilirse, bunlardan hiçbiri insana muhtaç değil. Yani hepsi, insan olmadan hayatiyetini sürdürebilir. Hatta, insan olmadan çok daha rahat yaşarlar. Bunların yaşamını insanlar tehdit ediyor. Kirleterek, tahrip ederek, keserek ve öldürerek.
İnsan olmasa, bütün bu varlıklar, beyler ve paşalar gibi kendi tabii ortamlarında, çok çok rahat yaşayabiliyor, hayatiyetlerini sürdürebiliyorlar. Ama insan, onlar için en büyük tehdit.
İNSAN ise, hepsine MUHTAÇ. Hiçbiri olmadan yaşayamaz, hayatiyetini sürdüremez. Zaten, yüce Yaratıcı, önce bunları yaratmış ve en son insanı halketmiş ki, bunlardan istifade ile hayatını ikame etsin. Yani, hazırlanmış bir sofraya gönderilmiş. Hepsi insan için var.
Peki, nasıl oluyor da insan, muhtaç olduğu bu unsurlara zarar veriyor. Onları kirletiyor, tahrip ediyor. Nasıl oluyor da bunları ADAM GİBİ kullanmıyor?
Anlaşılması ve algılanması zor olan burası.
İnsan olacaksın ve muhtaç olduğun çevreyi kirletecek, bozacaksın! Kendi hayat damarlarını keseceksin!
Ama maalesef, insan denen canavar, bir türlü İNSAN! olamadığından, bunları yapıyor. Çevrenin her unsuruna zarar veriyor, tahrip ediyor. Bununla da yetinmeyip, kendi hemcinsine de zarar veriyor. Yani insan insanı öldürüyor, yok ediyor. Hayvanların yapmadığını yapıyor.
Bakınız çevremize. Toprak, hava ve su. Bitkiler ve hayvanlar. Hepsi kirletilmiş, bozulmuş, tahrip edilmiş. Derelerimiz, denizlerimiz ve göllerimize bakınız. Hepsi kirletilmedi mi, kirletilmiyor mu?
Derelerimiz açık kanalizayon haline getirilmemiş mi? İnsan cesedi dışında her şey atılmıyor mu? Hatta, zaman zaman insanı bile katledip oralara atmıyorlar mı?
Parklar da dolaşıyorum. Delikanlı ya da hanım bankta oturuyor. Hemen yanıbaşında çöp kutusu. Ay çekirdeği yiyor ve ayaklarının altı kabuk yığılmış. Kutuya değil, yere atıyor.
Çimende oturmuş, piknik yapıyor. Kalktığında, kağıt, poşet, ambalaj atığını bırakmış gitmiş.
Sokakta yürürken, elinde ne varsa yere atıyor.
Denize giriyor. Kıyılar, kumsallar çöp dolu, poşet dolu. Kumsal da çöpten oturamıyorsunuz.
Ağaçları kırıyor, çimleri çiğniyor, çiçekleri koparıyor.
Çöpünü zamansız çıkarıyor. Geriye kazanılabilecek atıkları ayırmıyor.
Fabrikalar, zehirli dumanı pervasızca havaya veriyor. Tehlikeli sıvı atıklarını, dere ve denizlere deşarj ediyor.
İnsan denen bu garip yaratık, sokaklara tükürebiliyor, gürültü çıkarıp diğer insanları rahatsız edebiliyor.
Hayvanların önüne koyulması gereken engeller, insanın önüne koyuluyor. Çiğnemesin, geçmesin,kırmasın,dökmesin diye.
Bütün bunları hayvanlar yapmıyor.
Eşrefi mahlukat, AHSENİ TAKVİM olan insan yapıyor.
Peki, Bütün bunları yapan insan olabilir mi?
Bir zamanlar bir şehrimizde, bir gece 8-10 adet ağaç fidanı kırılmış, tahrip edilmişti. Basın toplantısı yapmış ve şöyle demiştim. ‘’BUNLARI YAPAN İNSAN OLAMAZ. BİYOLOGLARI VE ZOOLOGLARI, BU YENİ CANLI TÜRÜNÜ TANIMLAMAYA ÇAĞIRIYORUM!!!!’’
Evet. Çevresini kirleten insan olamaz. Şeklen, fiziken olabilir. İnsana benzeyebilir. Yani ‘’ insan!’’ olabilir. Ama, İNSAN ! olamaz.
İNSAN KİRLENDİ VE HERŞEY KİRLENDİ. Çözüm ne? İNSANI TEMİZLEMEK. İNSAN TEMİZLENMEDEN HİÇBİR ŞEY TEMİZLENEMEZ.
İlgili kurumlar vazifesini yapıyor mu? Elbette yeterince yapmıyor. Etkin, yaygın ve devamlı olacak şekilde EĞİTİM, İKAZ VE MÜEYYİDE gerekiyor.
Kirletmeyi önlemeden ÇEVREMİZİ TEMİZ TUTAMAYIZ.
Ama önce, KİRLENEN İNSANI TEMİZLEYEREK.
Yani, işe İNSANDAN BAŞLAYARAK.
Bir insan, kirletmek istiyorsa, kendi evini kirletebilir. Zararı sadece kendine ve ailesinedir. Ama çevreyi kirletemez. Zararı herkese, yüzbinlere, milyonlaradır.
Kendi evini kirletenin vebali ve günahı, üç beş kişiliktir. Yani, ailesi kadardır. Ama, çevresini kirletenin günahı, yüzbinlerce ve milyonlarcadır.
Haydi şimdi tercih yapın. Üç beş kişinin günahı mı, yüzbinlerin, milyonların günahı mı?