Yazar / İlişki ve Evlilik Danışmanı

Gamze KARADAĞ

Sevmiyor değil, yaklaşamıyor…

Bazı insanlar vardır; hayatınıza girer, sizi etkiler, size kendinizi özel hissettirir. Tam ‘bu sefer oldu’ dersiniz, tam kalbiniz yerini bulmuş gibi hissedersiniz ve tam o anda, o insan sizden uzaklaşır.

Ne büyük bir tartışma yaşanmıştır, ne de ortada net bir sorun vardır. Sadece bir mesafe girer araya.

Ve siz, neyi yanlış yaptığınızı anlamaya çalışırken, o çoktan geri çekilmiştir.

Bugün birçok ilişkide karşımıza çıkan ama çoğu zaman yanlış yorumlanan bir gerçek var; kaçıngan bağlanma.

Kaçıngan bağlanan insanlar sevmeyen insanlar değildir. Aksine, bazen en yoğun duyguları yaşayanlar onlardır. Ama o duygular derinleşmeye başladığında, yani iş ‘gerçek bağ kurmaya’ geldiğinde, içlerinde bir alarm sistemi devreye girer.

Yakınlık, onlar için huzur değil; risktir.

Bağlanmak, mutluluk değil; kontrol kaybıdır.

Bu yüzden bir kaçınganın en belirgin özelliği, tam bağlanacak gibi olduğunda uzaklaşmasıdır.

Kaçıngan bağlanan insanlar ilişkinin başında ilgilidir. Mesaj atar, arar, merak eder, hatta sizi hayatının merkezine koyar gibi davranır.

Ama siz o ilgiyi ciddiye alıp kalbinizi açtığınız anda onun davranışları değişir. Çünkü o noktadan sonra ilişki, yüzeysel bir yakınlık olmaktan çıkar. Gerçek bir bağ ihtimali doğar. İşte tam burada korku başlar.

Çoğu kişi bu noktada yanılır. “Demek ki yeterince sevmedi” diye düşünür. Oysa mesele çoğu zaman bu değildir. Mesele, sevginin onda neyi tetiklediğidir.

Kaçıngan bağlanan insanlar genellikle sevgiyi güvenli bir alan olarak değil, kaybedilme ihtimali olan bir şey olarak öğrenmiştir.

Yakınlık onlar için bir noktadan sonra “Ya giderse?” sorusunu doğurur. Ve bu ihtimalle yüzleşmek yerine, ilişkiyi kendileri mesafeye alır. Yani aslında kaybetmemek için, hiç tam sahip olmamayı seçerler.

Bu durum ilişkide ciddi bir dengesizlik yaratır. Siz yakınlaştıkça o uzaklaşır. Siz anlamaya çalıştıkça o susar. Siz çözmek istedikçe o görmezden gelir. Ve bir süre sonra ilişki şu noktaya gelir; bir taraf sürekli çabalayan, diğer taraf sürekli geri çekilen olur.

İşte bu noktada en tehlikeli şey, kişinin karşısındakini anlamaya çalışırken kendini kaybetmeye başlamasıdır.

Böyle bir durumda kişi kendine devamlı, ona nasıl davranırsam kalır, neyi eksik yaptım, biraz daha sabretsem düzelir mi gibi sorular sormaya başlar.

Hayır, bu bir sabır meselesi değildir. Bu, iki kişinin sevme biçiminin birbirine uymaması meselesidir.

Kaçıngan biri sizi üzmek istemez. Ama sizi mutlu edecek sürekliliği de sağlayamaz. Çünkü sizin ihtiyacınız olan şey yakınlıkken, onun baş edebildiği şey mesafedir.

Bu insanlar çoğu zaman neyi kaybettiklerini geç fark ederler. Siz mücadele ederken değil, siz gerçekten vazgeçtiğinizde... Fakat o noktada artık geri dönüş olmaz.

Bir insanı en çok yoran şey sevilmemek değil, ne zaman sevileceğini bilememektir.

Bazı insanlar hayatınıza girer, size çok şey hissettirir ama sizinle bir hayat kuramaz. Onları sevmek mümkündür ama onlarla kalmak çoğu zaman mümkün değildir. Ve bunu kabul etmek, bazen gitmekten daha zordur.

Sevgilerimle…

Mail: [email protected]

KAYNAK: YENİ SAKARYA GAZETESİ