Aziz Müminler,
Hamd, göklerin ve yerin sahibi olan Allah’a mahsustur. Salât ve selâm, hakkı eğip bükmeden söyleyen, zalimin yüzüne karşı hakikati haykıran, emaneti çiğnetmeyen, harama boyun eğmeyen Hz. Muhammed Mustafa’ya olsun.
Muhterem Kardeşlerim,
Bugün minberden yumuşak söz söyleme günü değildir. Bugün yaraya pansuman günü değildir. Bugün gerçeği süsleyip püsleyip anlatma günü hiç değildir.
Bugün açık konuşma günüdür.
Çünkü memlekette hırsızlık yayılmışsa, yolsuzluk utanmaz hale gelmişse, rüşvet el altından değil neredeyse düzenin dili olmuşsa, Adam kayırma normalleşmişse, nepotizm utanılacak bir rezillik olmaktan çıkıp yöntem haline gelmişse, lüks, israf ve gösteriş milletin gözünün içine baka baka sergileniyorsa,
Orada sadece ekonomik kriz yoktur; Orada ahlak çöküyor demektir. Orada vicdan çürüyor demektir. Orada kalpler kararıyor demektir.
Aziz Cemaat,
İslam sadece secde eden beden istemez. İslam temiz vicdan ister. İslam doğru el ister. İslam harama uzanmayan el ister. İslam yetimin hakkını yemeyen ağız ister. İslam kamu malını ganimet görmeyen akıl ister. İslam makamı saltanat zanneden değil, emaneti yük bilen insan ister.
Bugün bazıları dindarlığı dille yapıyor, ama parayla imtihanda dökülüyor.
Namaz var, ama adalet yok. Oruç var, ama merhamet yok. Hac var, ama kul hakkından titreme yok. Tesbih var, ama haramdan kaçış yok. Sözde takva var, ama işte, ihalede, makamda, atamada hak yok, hukuk yok, insaf yok.
Böyle dindarlık, içi boş kabuktur. Böyle görüntü, Allah katında kurtarmaz. Böyle vitrin, ahirette para etmez.
Kardeşlerim,
Rüşvet sadece ele sıkıştırılan para değildir. Rüşvet, hakkı eğen her kirli ilişkidir. Adam kayırma bir ahlaksızlıktır. Torpil bir kul hakkıdır. Nepotizm bir ihanettir.
Hak etmeyeni makama koymak, hak edeni ekmeğinden etmektir. Bir kişinin önünü usulsüz açmak, onlarca insanın yolunu kapatmaktır. Bu yüzden torpil masum değildir.
Bu yüzden kayırmacılık küçük bir kusur değildir. Bu yüzden “bizden olsun da ne olursa olsun” mantığı şeytani bir mantıktır.
Ey makam sahipleri! Ey koltuğa oturunca kendini dokunulmaz sananlar!
Ey devlet malını babasının mirası gibi görenler! Ey millete hizmet makamını şahsi çıkar tezgâhına çevirenler!
Şunu iyi dinleyin: Bu milletin malı sizin değildir. Bu hazinenin tek kuruşu sizin değildir. Bu makamlar sizin aile şirketiniz değildir. Bu koltuklar size keyif sürün diye verilmedi. Bu yetki, gösteriş yapın diye verilmedi. Bu imkân, çevrenizi besleyin diye verilmedi. Bu güç, kibirlenin diye verilmedi.
Emanete el uzatan haindir. Kul hakkına giren zalimdir. Yetkiyi kötüye kullanan günahkârdır. Milletin rızkını israfa gömen vebal altındadır.
Bir yanda evine et götüremeyen baba, bir yanda şatafat sofraları. Bir yanda ay sonunu getiremeyen emekli, bir yanda lüks konvoylar. Bir yanda işsiz genç, bir yanda akraba kadroları. Bir yanda borçla boğuşan millet, bir yanda israfı itibar diye pazarlayanlar.
Bu manzara normal değildir. Bu manzara masum değildir. Bu manzara sadece ayıp değildir; günahtır. Bu manzara sadece yanlış değildir; zulümdür.
İsraf edenler bilsin: Allah israf edenleri sevmez. Gösterişe gömülenler bilsin:
Allah kibirlenenleri sevmez. Kul hakkını çiğneyenler bilsin: Mahkeme dosyasını kapatsanız da mahşer dosyası kapanmaz. İnsanlardan kaçsanız da Allah’tan kaçamazsınız. Milleti sustursanız da vicdanı susturamazsınız.
Bugün korumanız olabilir, yarın kefeniniz olacak. Bugün şatafatınız olabilir, yarın toprağın altına yalnız gireceksiniz. Bugün alkışçılarınız olabilir, yarın sizinle kabre girmeyecekler.
Aziz Müslümanlar,
Burada iş sadece siyasetçide bitmiyor. Toplum bozulursa düzen bozulur. Düzen bozulursa başa gelen de bozulur. Torpille işini çözüp sonra torpilden şikâyet eden dürüst değildir. Rüşvet verip sonra yolsuzluğa lanet okuyan samimi değildir. Adamını araya koyup iş takibi yapan, sonra liyakat nutku atan inandırıcı değildir. Evinde israfı övüp meydanda adalet isteyen tutarlı değildir.
Önce kendimize bakalım. Haramı evimize biz mi sokuyoruz? Çocuklarımıza şahsiyet mi öğretiyoruz, kurnazlık mı? Doğruluk mu aşılıyoruz, çıkarcılık mı? Hak mı öğretiyoruz, güçlüye yanaşmayı mı?
Kardeşlerim,
Müslüman suskun kitle değildir. Müslüman sürü değildir. Müslüman eğilip bükülen, güce tapan, makama secde eden insan değildir.
Müslüman; hakkı bilir, hakkı söyler, hakkı savunur.
Ama neyle? Taşkınlıkla değil, hikmetle. Fitneyle değil, ferasetle. Yalanla değil, doğrulukla. Kör öfkeyle değil, sağlam ahlakla. Gayrimeşru yollarla değil, meşru ve onurlu duruşla.
Ey bu memleketin Müslümanları!
Sizin göreviniz sadece şikâyet etmek değildir. Sizin göreviniz sadece kahvede yakınmak değildir. Sizin göreviniz sadece “herkes bozdu” deyip kenara çekilmek değildir. Sizin göreviniz uyarmaktır. Sizin göreviniz doğruyu hatırlatmaktır. Sizin göreviniz emaneti ehline istemektir. Sizin göreviniz israfa alkış tutmamaktır. Sizin göreviniz harama meşruiyet kazandırmamaktır. Sizin göreviniz zalime yaranmak değil, hakikatin yanında durmaktır.
Herkes güce göre konuşursa hak ölür. Herkes menfaatine göre susarsa zulüm büyür. Herkes korkudan sinerse haram düzen semirir.
Onun için susma! Haksızlığı normalleştirme! İsrafa hayranlık duyma! Gösterişe aldanma! Rüşvetçiyi kurnaz sanma! Kul hakkı yiyeni başarılı sanma!
Milletin malını çarçur edeni büyük adam sanma! Büyük adam, haramdan kaçandır. Büyük adam, yetimin hakkını koruyandır. Büyük adam, makamdayken sade kalandır. Büyük adam, gücü eline geçirince azmayan adamdır. Büyük adam, hesap gününü unutmayandır.
Aziz Kardeşlerim,
Bu ümmetin en büyük hastalıklarından biri şudur: Haram işleyene kızıyoruz ama zenginleşince hayran oluyoruz. İsraf edeni eleştiriyoruz ama ihtişam görünce içimizden alkışlıyoruz. Adaletsizlikten şikâyet ediyoruz ama güçlü görünene yanaşıyoruz.
İşte bu ikiyüzlülük bitmeden düzelme başlamaz.
Bugün karar günüdür. Bugün silkelenme günüdür. Bugün “bana dokunmayan yılan” mantığını çöpe atma günüdür. Bugün çocuklarımıza temiz isim, temiz lokma, temiz ahlak bırakma günüdür. Bugün “Allah görüyor” sözünü sadece dilde değil, hayatta diri tutma günüdür.
Ey yönetenler! Kendinize gelin. Emaneti kirletmeyin. Milletin malına el uzatmayın. Akrabanızı, yandaşınızı, çevrenizi devletin sırtına bindirmeyin. Lüksü itibar diye yutturmaya kalkmayın. İsrafı başarı diye satmayın. Mazlumun ahını almayın.
Ey halk! Kendine gel. Haram düzene alışma. Çürümeye teslim olma. Yanlışı görünce susmayı marifet sanma. Doğruyu savunmaktan korkma. Hakkı söylemekten kaçma. Ahlaklı ol, dürüst ol, uyanık ol.
Çünkü uyuyan toplumların sırtına haram düzen çöker.
Rabbimiz bizleri doğruluktan ayırmasın. Kalplerimizi menfaatin, korkunun ve tamahın esiri yapmasın. Bize haram karşısında net bir vicdan, zulüm karşısında sağlam bir duruş, israf karşısında temiz bir şuur nasip etsin. Bu memlekete adalet, haya, merhamet ve emanet bilinci versin. Bizi gösterişe değil, takvaya; harama değil, helale; zulme değil, hakka yaklaştırsın.
Allah’ım, milletin hakkını yiyenlere fırsat verme. Kul hakkını hafife alanlara mühlet verme. Bizi de susarak, korkarak, eğilip bükülerek o günah düzeninin parçası olmaktan koru. Âmin. (G. Dihkan)