Dünya savaş iklimine doğru itiliyor. Uluslararası hukuk, güçlünün elindeki çivili bir sopa. Gözü dönmüşler için insan, hayvansı bir varlık; öldürülebilir, işkence edilebilir, hatta tecavüz edilebilir. Orta Çağ’da bile görülmemiş vahşete şahit oluyor dünya. Düşünsenize, devletlere çöküyorlar ve ganimet diye halkların hakkını paylaşıyorlar. Dünyada adaleti sağlayacak bir mekanizma yok; zaten savaş lordlarının dünya halklarının hakkını gasp ettiğinden beri insanlığın büyük bir kısmı kan içiyor, kan kusuyor.
Peki! Dünyada bunlar olurken Türkiye’nin durumu ne? Şimdi savunma sanayine yatırımın önemi daha çok ortaya çıkıyor. Sınırlarımızı içeriden değil, dışarıdan savunabilir haldeyiz. Yer altı, yer üstü zenginliklerimizde hakkımızı arıyor, emrivakilere izin vermiyoruz. Bakın, tüm bunlar çok kıymetli ve kısır tartışmalara kurban edilmemeli; sonuna kadar, amasızlakinsiz desteklenmeli. İçeride birlik sağlanmalı; siyaset, adalet, askeriye, bürokrasi vs. %100 yerlileştirilmeli ve sızmalar önlenmeli. Unutulmamalıdır ki biz Türkler bu toprakların vatandaşı değil, sahibiyiz. Çünkü bedelini kanla ödedik.
Ah vefalı Türk! Sen tarih sahnesinden çekildiğinden beri insanlık karanlık çağını yaşıyor. Sen bir zamanlar bilimde, mimaride ve tabii ki cenk meydanında en ilerideydin. Senin bu hasletlerin, İslam’a hürmetinin mükâfatıydı. Titre ve kendine gel; tekrar özüne dön. İnsanlık bir kez daha seni bekliyor. Dünya barışını, adaletini sağlayacak tek unsur sen kaldın. Bölünme, aranda çekişme; öfkeni zalimlere sakla. Özgün ol, benzeşme bin bir başlı canavara. Yoksa yok olursun; yutar seni de o canavar.
Evet, bir kutlu sefer seni bekliyor. Tarih bir kez daha seni çağırıyor. Kır zincirlerini; sana siyaset, ekonomi, sanat, popüler kültür diye yutturulan zehri kus. Özgün ol; sana kimse ufuk çizemez. Çünkü sen, ufku asırlar öncesinden asırlar sonrasını görensin. Unutma: Sefer senin, zaferi vaat eden ALLAH’tır.
Kaynak: YENİ SAKARYA GAZETESİ