“René Guénon- Modern Dünyanın Bunalımı” kitabı üzerine Sakarya Büyükşehir AKM’de yapılan konferansa katıldım. Şadi Tanış, Osman Karakaş, Yavuz Üstüner ile birlikteydik. Soru-cevap kısmında ortak dostumuz Fevzi Günal mikrofonu aldı lakin süre sınırlıydı. İstediği konulara değinemedi. Kadim dostlardan Rahmi Sak nedense yoktu.
Son zamanlarda Sokrat ve Aristotales “tarafından” beslenen Rahmi Sak’ın Tradisyonel/Gelenekçi düşünce ekolüne uzak olmadığını biliyorum. Ezgin ruhu, cömertliği, merhameti ve mertliği sebebiyle çok sevdiğim Rahmi Ağabey, varlık/hikmet mertebeleri içinde kendine ait olan yeri arıyor. Yanımızda olsaydı konferans çıkışı Nabi Bey’e konuyla ilgili birkaç kelâm ederdi sanırım.
2013-2017 yılları arasında Milli Eğitim ve ardından Kültür Bakanı olarak görev yapan Nabi Avcı Bey’i dinlerken her şeyin bir vakt-i merhûnu olduğunu yeniden hatırladım. Melâmet neşesiyle yaptığı ilmî konuşma tüm salon tarafından ilgiyle dinlendi.
“Hikmet kaybolmaz ama zaman zaman bir midye kabuğuna çekilir” kelâm-ı kibârından hareketle şu soruyu kendime soruyorum.
Bir tarafta, “sahabe düşmanlığı” yapan İran’ın Şia Mezhebi diğer tarafta “sufî düşmanlığı” yapan Suud’un Vehhabi Mezhebi… Üstüne üstlük Amerika ve Avrupa’nın ekmeğine yağ süren; İslam adına Müslümanları katleden; İbn-i Teymiye’den başka âlim tanımayan, mutedil insanları aşağılayan; geleneği olmayan, köksüz, merhametsiz, herkesi müşrik ve kâfir ilan eden DAEŞ gibi karanlık yapılar…
Beri cenâhta Cübbeli Ahmet’in; insanın zârif ruhuna, hayatın renklerine nefes aldırmayan siyah/beyaz fıkıh dayatmasına karşı Mustafa İslamoğlu’nun haddizce dikte etmeye çalıştığı, Peygamber (sav) hadisleri yerine kendi aklını yücelten, sünnetsiz vahiyci/akılcı İslam modeli…
Modernin zâhirine nazar ederken, bâtındaki değişmeyen hakikati arayan, dönende duranı seyr eden, hikmetli söze âşık gönüller ne yapmalı? Kadızâdeli mollalar ile hevâsını ilah edinen akılcılar arasında sıkışmış durumdayız. Nefes almakta zorlanıyoruz.
***
1886'da Fransa'da doğan metafizikçi, mutasavvıf ve düşünür René Guénon, sufî yolunu içselleştirerek metafizik hakikatler üzerinden Ortaçağ sonrası modern dünyanın içine düştüğü manevî buhranların sebeplerine işaret ederek, içinden geldiği profan batıyı kıyasıya eleştirmesiyle tanınır.
1910 yılında Şâzeliyye tarikatı şeyhi Abdurrahman İlîş el-Kebîr’in halifesi İsveçli ressam John Gustaf Aguéli (Abdulhâdî El Akhili, 1869-1917) ile tanıştıktan sonra Müslüman olup Şâzeliyye tarikatına intisap eden René Guénon, yeniden doğmuş olduğu hayatta Abdulvâhid Yahyâ adını aldı.
1951 yılında hayatının son yirmi yılını geçirdiği Kahire'de vefat ederken son sözleri “Ruh, halâs – Ruh, kurtuldu.” olmuştur.

Çin, Hint ve Batı medeniyetini kıyaslayan (Doğu ve Batı. İnsan Yayınları. 2022) Şeyh Abdulvâhid Yahyâ, “Şu veya bu bilgi dalını, şu veya bu yöntemi yüceltmek veya gözden mi düşürmek istiyorsunuz, "bilimseldir" veya "bilimsel" değildir demeniz yeterlidir. Modern medeniyet bir ilkesizlik sancısı çekmekte ve bu sancıyı da her sahada duymaktadır.” Diyerek; kökü olmayan inanç yapılarının en büyük açmazının düşüncede tutarsızlık olduğunu bildiriyor.
Modern dünyada doğulu toplumlar ister istemez yönlerini batıya çevirdi. Oysaki kendileri büyük bir hazinenin üzerinde oturuyorlar. Bunalım yaşayan batı düşüncesinin insanlığa söyleyecek hikmetli sözü kalmadı. Zihnindeki ontolojik varlık bilinci ölmekte olan “Modern Dünya”, manevi huzur ve çıkış yolunu; Endülüs’ten neş’et eden Ekberî neşe ve Sufî Tradisyonel düşünce temsilcilerinin sözlerinden iz sürerek bulabilir ancak.
Endülüslü Pîr Muhyiddin-i Arabî’nin fikirlerinden beslenen Tradisyonal/Gelenekçi ekole öncülük eden - René Guénon - Şeyh Abdülvâhid Yahyâ’dır. Mısır’da ikamet eden şeyhin mektupları henüz basılmadı. Dönemin şartlarında dünya çapında 680 kişiyle mektuplaşmış. Şeyhin fikirleri Avrupa’da birçok insanın Müslüman olmasına vesile oldu. Ardından gelen belli başlı takipçileri:
Frithjof Schuon (Îsâ Nureddîn, 1907-1998)
Titus Burckhardt (İbrâhim İzzeddîn, 1908- 1984)
Martin Lings (Ebûbekir Sirâceddin, 1909-2005)
Charles le Gai Eaton (Hasan Abdülhakîm, 1921-2010) ve
Seyyid Hüseyin Nasr’dır. (d.1933)
Kalbinde itminan bulamayan, içi daralan, kendi hakikatini arayan taliplerin iz sürmeleri açısından isimlerini zikrettiğim zatların çeşitli kitapları Türkçeye çevrilmiş durumda.

İbnu’l Arabî’nin Ekberî zevkini, René Guénon’un öncülük ettiği Tradisyonal/Gelenekçi ekolün Türkiye’de izini sürmek isterseniz Prof. Dr. Mahmud Erol Kılıç’ı takip etmenizi tavsiye ederim.
Ey Âşık, Ey Tâlib! Dua edelim. Modern dünyanın –insan öğüten- ruhî bunalımında Tradisyonel/Gelenekçi sûfî ekol yeni bir ümit ışığı olsun.
İbrahim Selamet
08.06.2026
