Bir Karasu mevzu var, bitmek bilmiyor. Kendimizi tekrardan bıktık ancak Karasu Belediye Başkanı İshak Sarı, bu durumdan memnun olmuşa benziyor.

Siyaset yapma biçimi olarak bu yöntemi de seçmiş olabilir. Tartışmanın içerisinde yer almak, tartıştırmak.

Böyle olmalı ki gündemden düşmüyor.

Konu Karasu olunca kayıtsız kalmak doğru değil, turizm merkezi, gözbebeği ilçemiz olsun istiyoruz. Turizm ile anılsın, olumsuzluklardan uzak kalsın istiyoruz.

İstemesine istiyoruz da yönetenlerin tavrı aynı yönde mi?

Ne yazık ki değil, bitmek bilmeyen otopark uygulaması var. Sanırım her meclis toplantısının gündem içi ya da dışı tartışma konusu olmaya devam ediyor.

HGS park uygulaması, ana caddeler başta olmak üzere ilçenin nerede ise bütününe yayılmış park uygulaması.

Belediye yan kuruluşu olan bir şirket tarafından işletilmekte ve yüksek ücretler talep etmekte diye yaygın bir şikâyet var. Diğer taraftan ise kamu yollarının park işletmesi adıyla gasp edildiği, haksız gelir elde edildiği yönünde bir görüş var ki pekte haksız sayılmazlar.

Hukuka aykırılığı biliniyor olmasına karşın ve başta CHP meclis üyeleri olmak üzere tüm muhalefet meclis üyelerinin karşı çıkıyor olmasına rağmen, uygulamadan vazgeçilmiyor.

Konuya ilişkin itirazlar gündeme gelince Belediye Başkanı İshak Sarı’nın verdiği cevap ise çok ilginç; “Yazlıkçıyı mı koruyacağız.”

Turizm merkezi bir ilçe olsun, turizm değerleri ile anılsın ve yükselsin istediğimiz ilçe için başkanın verdiği cevap anlaşılır gibi değil.

Pek tabi “Yazlıkçıyı” koruyacaksın, bunu yaparken bir başkasının hakkını gasp etmiyorsun, yazlıkçı korunurken Karasu yurttaşının da hakları korunmuş olmuyor mu?

Birbirinden farkları ne, anlayamadım?

Bir diğer mevzu var ki bunu da anlamak mümkün değil!

Sahilde yapımına devam edilen beton yapılar ve beton dökme marifeti ile ortaya çıkan sahil yürüyüş yolları.

Betonarme yapılarla elde edilen ve yurttaşın kullanımı sokulacak olan, WC, Büfe, Soyunma-Giyinme Odaları ve Duş, kimsenin bunlara itiraz ettiği yok.

Başkan öylesi bir algı peşinde ki itirazlara verdiği karşılık, “Madem öyle kimse denize girmesin.”

Sahilde yapılan sosyal tesislere kimsenin itirazı yok, bu konuda anlaşalım ve itiraza yanlış anlamlar yüklemekten vazgeçelim.

Dert “Bağcıyı dövmek değil” “Üzüm yemek” olduğunu bilelim.

Kıyı koruma bandı içerisinde yer alan, ruhsatsız kaçak yapıların yıkımı ne kadar doğru ise bu uygulamada o kadar yanlış.

Sosyal donatılar yapılması son derece doğru, bu denli doğru olduğu kabul edilen ve ker kesim tarafından destek bulan bir çalışma nasıl olurda tartışma ve çatışma konusu yapılır.

İçerik doğru, uygulama yanlış…

Oysaki tek muhalefet şerhi düşülmeksizin alınabilecek bir karar, konuyu doğru yönetir ve uzlaşı ararsan.

Öyle anlaşılıyor ki Sarı’nın siyaset yapma tarzını uygun düşmüyor.

Belediye Meclisinde farklı seslere ve görüşlere ilgi duymak, beslenmek istersen.

Dedim ya, Sarı’ya çok uygun düşmüyor. Yok hükmünde görmek, “ben yaptım oldu” aklı ile yol yürümek.

Hal böyle olunca da bitmek bilmeyen Karasu tartışmaları gündemi meşgul etmeye devam eder, her geçen gün turizm değerlerini yitirmekle karşı karşıya kalırız.

Tercih sizin, bu günlerde geçer…

KAYNAK: YENİ SAKARYA GAZETESİ