Şehir içi yolcu taşımada kullanılan araçların arasında minibüsler her zaman gündemdedir. Şöför davranışlarından ve düzensizlikten sık sık şikâyetler duyulur..Bu araçlar kendi dernekleri tarafından denetlenirler…
Ayni amaçla kullanılan bir de Belediye otobüsleri vardır.Bunlar iki çeşittir.Biri özel halk otobüsleri,diğeri tamamen Belediye’ye ait,bütün kontrolu belediye tarafından yapılan ve sorumluluğu tamamen belediyeye ait olan otobüslerdir.. Büyükşehir belediyemizin işbaşına geldiğinden bugüne yaptığı en doğru işlerden biri bol miktarda modern şehir otobüsü alıp devreye sokmasıdır.Adapazarını ilkel trafikten kurtaracak, halkı rahat ettirecek ve minibüs dolmuş olayını şehrin dış yollarına yollayacak olan şeyler bu otobüslerdir..Bunlarda yolculuk yapınca insan modern ve büyük bir şehirde olduğunu hissetmekte ama herşey otobüsün kendisiyle bitmemektedir.Şöför çok önemli’dir..Bu otobüslere şöför seçerken başka şehirlerin yaptığı gibi üniversite mezunu şöför, kadın şöför gibi yenilikler yapmak lâzım..Üniversite mezunu şöför nerden bulunacak mı dediniz?..Bir ilân verin,münasip bir maaş vaadedin,eğer en az elli başvuru gelmezse,ilâna verdiğiniz parayı bizden isteyin.. Bu otobüslerin trafikteki gidişlerini dışarıdan izlediğiniz zaman bir kısmının minibüsten farksız şekilde ,aşırı hızlı gittiğini, ve kural tanımaz olduğunu görmek mümkündür..Durakta bekleyen tek bir yolcu bile görseler durup almaya çoğu başladı ama gene bunu yapmayan şöförler var.. Bu araçların içine girip te yolculuğa katıldığınız zaman daha fazla gözlem yapabilirsiniz .Bir arkadaş geçenlerde gördüklerini nakletti.. Serdivan istikametine gitmek için gar yanındaki duraklardan kalkan yeni model ,yeşil renkli Belediye otobüslerinden birinin bulunduğu durağa gitmiş,otobüsün içinde 5-6 yolcu varken kapılar kapalıymış. Bizim arkadaş ve bir kadın ile birkaç öğrenci aracın içindekilerden bilgi almak istemişler ama etrafın gürültüsü ve camlardan pek ses geçmemesi yüzünden onlarla konuşamıyorlarmış..Çaresiz, beklemeye başlamışlar..5-10 dakika kadar geçmiş, nereden çıktıysa otobüsün kapısı başında, kıyafet,hava ve tip olarak resmi Belediye otobüsüne değil de minibüse daha fazla uyabilecek bir kişi belirmiş..Bir elinde plâstik bardak içinde çay varmış..Bekleyenlerden bir kadın “Kapılar neden kapalı” diye sorunca “Ben içeride değilim de o sebepten” diye dik bir cevap vermiş.Kendisi yokken içeri girip,ödeme yapmadan yerleşen olmaması için kapıları kapadığını söylemiş ama işyerini neden bırakıp gittiğine dair bir açıklama yapmamış…Neyse bunlardan sonra kapıları açıp içeri girmiş,Kart 54’ü olanlar,otomatik makineye okutup kendilerini ücretlendirip oturuyorlarmış fakat bu karta sahip olmayan yolcular paraları şöföre veriyorlarmış.Şöförün elinde , herhalde verilen paraları resmileştirilsin diye kendisine verilmiş bir kart varmış..Aldığı paralarla kartı okutması arasında pek bir uyum yokmuş.Bir yandan kartı üstüste makineden geçirmeye çalışırken bir yandan da herkese duyuracak şekilde yüksek sesle söylenerek kartın problemli olduğunu,ve çalışmadığını söylüyormuş..Bu tabloya göre;yolcuların verdiği paraların belediyenin kasasına gireceğini iddia etmek pek fazla mümkün değilmiş.. O arada herhalde çayın üstüne canı istemiş ki dışarı çıkıp bir de sigara yakmış.Yeni yolcu gelip para verdikçe elindeki kartı makineye sözümona okutmak için elinde sigara ile otobüse girip çıkıyormuş..Sonunda yerine oturup hareket etmiş, devamlı bir bipbip sesi varmış.Meğerse otobüsü yapan Alman firması ,şöför kapıyı açık unutursa farketsin diye bu düdük sistemini koymuş ama bizim şöför hava girmesi için olsa gerek düdük ötüp dururken açık kapı ile gidiyormuş.. Çark caddesine yönelmiş,Lise durağına yanaşmış ve millet binerken otobüsten inmiş. Herkes “ne yapacak” diye merakla onu takibediyormuş.Caddeyi geçip karşıdaki tekel büfesine girmiş,sigara alıp dönmüş..Yani tablo tamamiyle anormal ve hem acıklı hem de komik imiş..Bu otobüsün plâka numarası da ,üzerinde yazılı olan borda numarası da, hat numarası da bizim arkadaşta varmış, hepsini not etmiş ama “mecbur kalmazsan katiyen söylemem ,çünkü şöförü işinden çıkarırlarsa benim izimi sürüp bulur,yolumu keser” diyor..
Hem bu yanlış davranışların hem de trafikte seyrederken kural ihlâllerinin önlenmesi ve vatandaşın şikâyetinden medet umulmaması için Belediyenin görevlendireceği sivil müfettişlerin sık sık bu otobüslerde yolculuk yapması lâzım..Yurt dışındaki otobüs ve tramvaylarda 25-30 seneden beri biletçi yoktur.Herkes ya abonman kartını makineye okutur, ya da para atar..Bunun sağlıklı yürümesini sağlayan husus ise parasız gitmek isteyenin suçüstü yakalandığı zaman ödediği anormal yüksek cezalardır.. Otobüsler,kontrol elemanlarının sıkı gözetimi altındadırlar. Şöför de kurallara uymayan bir şey yapınca ayni görevliler zabıt tutup rapor ediyorlarmış.. Böylece hem paralar kuruşuna kadar belediyenin kasasına giriyor hem de otobüsler kurallara uygun çalışıyorlarmış..
***
Hoparlörlü seyyar satıcı kamyonetleri
Mahalle aralarında dolaşıp hoparlör ve megafonla satış yaparken hem herkesi rahatsız eden hem de maliyeye kayıtlı manavların ekmeğiyle oynayan araçlarla mücadeleye önce Arifiye belediyesi başladı ve başardı.Daha sonra diğer belediyelerimiz de ona katıldı ve hiçbir medeni ülkede bulunmayan bu uygulamayı yasakladı.Kabahatlar Kanunu da mecliste kabul edilince bu araçların çalışması imkânsız hale geldi.
Ama durum gerçekte böyle mi diye baktığınızda,zabıta müdürümüzün kupürdeki açıklamasına rağmen kendisine bağlı zabıta ekiplerinin gözden kaçırdığı satıcılar halen çalışmaya (meselâ Şeker mahallesinin sokaklarında) devam ediyorlar..Bir vatandaşın görevini yapıp telefon açarak zabıtaya ihbarda bulunması üzerine kendisine karakola gidip plâkasını bildirip dilekçe vermesi söylenmiş.. Vatandaş kendi bahçesi ile ilgili bir şey için aramıyor ,meclisin kabul ettiği bir kanuna uymayan kişiyi ihbar ediyor. Arada çok fark var…
Bu işin kökünün kazınması ve hem vergisiz hem kanunsuz olarak faaliyete devam eden bu kişilere engel olunması için seyyar zabıta ekiplerinin devriye gezmesi lâzım..
Uzun lâfın kısası : Hem otobüslerde hem de sokaklarda kontrolu elden bırakmamak gerekiyor..