Otomobil kullanmaya 55 yıl önce başladığım ve çok fazla kilometre yapmış olduğum için yurtiçi ve yurtdışı otoban ve normal yollarda pek çok şeye şahit olmuşumdur. Bunların içinden biri ve her hatırladığımda  şükrettiğim bir tanesi çift şeritli E-5 yolunda Gebze’yi geçince Tuzla piyade okulu önünde İstanbul istikametine giderken karşı şeritten sıra sıra gelen araçların içinden boş bir TIR’ın anide sollama yapma gayesiyle direksiyon kırmasıyla yanındaki yolcu otobüsüne yaslanması ve dengesi bozulduğu , sürati de fazla olduğu için boş dorsenin savrulmasının da katkısıyla ipin ucunu iyice kaçırıp ortadaki sığ hendeği katedip bizim şeride geçmesi sonrasında olanlardır.. İlerliyorduk ve tam karşıdan üstümüze son hızla savrula savrula bir TIR geliyordu, fren yapıp çok yavaşladım, bize vuracağı sırada ne tarafa kırıp kaçmaya çalışacağımı saniyeler içinde kestirirken birden ne olduysa oldu, TIR önümüzden çapraz geçip yolu da katedip boş araziye girdi, fakat duramıyordu, bütün arabalar durmuş arkasından bakıyorduk,koca TIR, arkasındaki boş dorsesi ile birlikte bayır aşağı upuzun dev bir yılan gibi devrilmeksizin çukurlara gire çıka boş arazide gidiyordu, sonunda devrildi, şöför devrilen çekicinin kapısından çıktı fakat İstanbuldan bir doğu iline gitmekte olan çarptığı otobüsten inenler koşa koşa yetişip adamakıllı dövdüler..

Ülkemizde suçlar için kanundaki cezalar aslında yeterlidir.Dikkat edin büyük bir duruşma başladığı zaman savcı “Müebbet hapis” ten tut 200 yıl hapise kadar ceza ister..

Dava uzadıkça  uzar, kamuoyu denilen halk bu olayı zihninden siler, 6-7 yıl sonra gazetelerde bir haber çıkar,”falanca toplu katliam davası sona erdi” diye okuruz..Fakat çok bayatladığı  için kimse önemsemez..

 Genellikle savcının olay taze iken tepkileri yatıştırmak gayesi ile de istediği müebbetler 200 seneler pek verilmez.Bir de infaz yasası vardır, 6-7 sene devam eden dava süresi cezaya mahsup edilince suçlu neredeyse alacaklı duruma geçerek yürüyüp çıkar..  Yani cezalar suçların önlenmesi için ibret olmamaktadır..Karısını öldüren adamın dışarıda dolaştığını gören tanıdıkları ellerine bıçağı aldıkları  zaman korkacakları bir ceza yoktur.. Veya yirmidört saat aralıksız direksiyon kullanıp otobüsü yakıt tankerine çarpıp otuz kişinin yanmasına sebebolan şöför ortalıkta gezerken görülünce diğer şöförler ceza korkusu hissetmeden uykusuz direksiyona geçmeye devam ederler..Dünyada ,hele Avrupada  en fazla kadın cinayeti ve trafik kazası yaşanan ülkelerden biriyiz.Bunun sebebi kanundaki cezalarınsuçluya verilmemesidir..

Şu enson trafik katliamı Almanyada-Fransada olsaydı kazaya sebebolan kimse ömrünü hapiste geçirirdi..Bir de bizde  kan parası uygulaması var..Rejisörün oğlu polisi ezip öldürdü , ölenin karısı davadan geçmeye razı edildi.. Böyle durumlarda amme’nin yani devletin davaya katılması ve aile vaz da geçse kanundaki cezanın verilmesini istemesi lazım.. Yani ceza uygulanmalı ki araç kullanacak olanlara veya  bıçak çekenlere ibret olsun.. Aksi halde bu şekilde cinayet ve trafikteki katliamlar artarak devam edip gider

Yollarda dikkatinizi çekmiştir, beton taşıyan dev kamyonlar, taş ocaklarından kırık ve mıcır taşıyan kendilerine ait damperli TIR lar, beton pompaları gibi çok ağır ve havaleli araçlar ,teslim edildikleri toy, acemi, çok genç ve tecrübesiz şöförlerin elinde her an kaza yapabilecek şekilde kullanılmaktadır.Adapazarı ile Kaynarca istikametinde ve Kaynarca-Cebeci istikametindeki  çok dar yolda gidip seyredebilirsiniz.Dolu olarak giderken gene bir derece de, boş olarak dönerken otomobil ve hafif ticarilerin peşine takılıp güçlü motorları ile onları sollayabilmekte , ama önüne anide bir canlı veya araç çıktığında o ağır aracın fren mesafesi uzun olduğu için ya çarpmakta ya da kendisi devrilmektedir.. Kontrol varmıdır, hayır.. Zaten senede bir tane dahi trafik arabası göremezsiniz, jandarma kontrolu da evraklara bakmaktan ibaret kalmakta ve bu dev araçları değil küçük otomobil ve ticari araçları kapsamaktadır.Tehlikeli araç kullananın dudurulup ceza yediğini görmeden bu dünyadan göçüp gideceğiz.Herhalde patronlarının birşekilde hatırları kollanmaktadır.. Kontrol derken ağaç gölgesi altına radarlı aracı koyup 110 yerine 112 km ile gideni durdurup para cezası yazmayı değil de tehlikeli kullanmayı önleyip cezalandırmayı kasdediyoruz.Bu da ağaç gölgesinde tuzak kurmakla olmaz, sivil bir arabaya binip kendini göstermeden devriye gezmekle olur..İstanbula gidip gelirken devriye gezen trafik arabası gören var mı, bir düşünün ,en son ne zaman gördünüz? Gece otobanlar bir orman kadar tehlikeli yerlerdir, eğer gece yarısı lastiğiniz patlar veya motor arızası ile durursanız Allah’a emanetsiniz, birtakım karanlık tipli arabalar gelip yardım teklif eder, “haber verdik” deyip savarsınız, sabaha kadar bekleseniz bir tane dahi devlet aracı gelip halinizi sormaz..

Uzun lafın kısası :Şehirlerarası yollarda trafik devriyesi olursa anormal gidenleri durdurup veya fotoğraf ve videoyla tesbit yapıp plakaya elektronik ceza yazabilir ve kazaları önler. Ceza uygulayıcıları da  kanun tanımaz kişileri ciddi cezalarla bıçaktan ,silahtan caydırırlarsa normal,düzgün vatandaş huzurla yaşar ve yolculuk yapar, devletine de duacı olur.. Şu beğenmediğiniz Bulgaristan yollarında bile 60 km. yi geçmeden kuzu gibi kurala uyanlar bizim topraklara girince sonuna kadar gazlıyor ve bütün kuralları çiğniyebiliyorlar.Zira orada  adımbaşı nöbet  tutan  ekiplereceza (veya rüşvet) ödeme korkusu  var..Yani cebinden bir para çıkıp canı yanıyor.. Burada direksiyonda herşey serbest..