Tüm tedavi ve korunma yöntem ve sebeplerine başvurduktan sonra sonucu yüce Allah’tan beklemek İslam inancının gereğidir. İslam inancında, nihai etkiyi Allah’tan başkasına atfeden tutum, davranış ve inanışlar yasaklanmıştır. Bu sebeple nazar boncuğu ve benzeri şeylerin, bunlardan medet ummak amacıyla boyuna veya herhangi bir yere takılması caiz değildir.
Bu tür davranışlarda bulunanlar hakkında Rasûlüllah (s.a.s.) “Kim nazarlık takarsa Allah onun işini tamama erdirmesin” (Ahmet b. Hanbel, Müsned, IV, 154) buyurmuştur. Diğer bir hadiste ise nazarlık takan ve nazarlığa koruyucu etki atfeden kimsenin Allah’a ortak koşmuş olacağını ifade edilmiştir (Ahmed b. Hanbel, Müsned, IV, 156). Nazardan korunmak için böyle hurafeleri terk edip Hz. Peygamber (s.a.s.)’in öğrettiği duaları yapmak gerekir (Buhârî, Tıb 37; Tirmizî, Tıb 16; İbn Mâce, Tıb 32; bkz. Tecrîd-i Sarîh Tercemesi, 12/90).
Bu çerçevede felak ve nâs sureleri yanında Hz. Peygamber (s.a.s.)’in torunlarına yaptığı şu dua da okunmalıdır: “Her türlü şeytan ve zehirli hayvanlardan ve bütün kem gözlerden Allah’ın eksiksiz kelimelerine sığınırım” (İbn Mâce, Tıb 36).
SOL ELLE YEMEK?
Ümmetine, faydalı ve güzel olan adabı öğreten Hz. Peygamber (s.a.s.) camiye girmek, yemek yemek, elbise giymek gibi işlerde sağı kullanmayı, tuvalete girmek, sümkürmek ve camiden çıkmak gibi işlerde ise solu kullanmayı tavsiye etmiştir.
Bu bağlamda “Biriniz mescide girdiğinde sağ ayağıyla girsin, mescitten çıktığında da sol ayağı ile çıksın.” (Hâkim, el-Müstedrek, I, 218); “Biriniz yemek yediği zaman sağ eliyle yesin; su içtiği zaman da sağ eliyle içsin! Çünkü şeytan sol eliyle yer; sol eliyle içer.” (Müslim, Eşribe, 13) buyurmuştur.
Hz. Âişe de, Rasûlüllah’ın (s.a.s.) ayakkabı giymesinde, saçını taramasında ve benzeri bütün işlerinde olabildiğince sağdan başlamayı sevdiğini haber vermiştir (Buhârî, Et’ime, 4).
Bu bilgilerden hareketle bazı âlimler bu gibi işlerde sağ eli kullanma ve sağdan başlamanın sünnet hükmünde olduğunu belirtmişlerdir (Kâsânî, Bedâiu’s-sanâî, I, 22; İbn Hacer, Fethu’l-Bârî, IX, 526; İbn Battal, Şerhu Sahîhi’l-Buhârî, IX, 462).
Diğer bazı âlimler ise, sağ eli kullanmanın mendup, sol eli kullanmanın tenzihen mekruh olduğunu söylemişlerdir (Nevevî, el-Mecmu’, I, 384). Âlimlerin çoğu ise, bu emirlerin nedbe delalet ettiğini belirterek, Peygamberimiz (s.a.s.)’in sağ ile başlamayı sevmesinin, müstehaplık ifade ettiğini, bunun müekket sünnet olmadığını belirtmişlerdir.
Buna göre, zaruret ve ihtiyaç halinde sol el de kullanılabilir (Ali el-Kârî, Mirkâtü’l-mefâtih, XII, 419; Şevkânî, Neylü’l-evtâr, VIII, 160).
LENS VE ABDEST
Gusülde ve abdestte gözün iç kısmını yıkamak farz değildir. Dolayısıyla göze lens takmak gusle ve abdeste engel değildir (Kasânî, Bedaiu’s-Sanâî’, 1, 67).
TAHARET NE DEMEKTİR
Dini literatür de hükmi kirlilik, abdestsizlik veya cünüplük sebebiyle insanda meydana geldiği var sayılan kirlilik halidir. Kaynaklarda bu durum hades terimiyle ifade edilir (Buhârî. Vudû, 2, Merğînânî, el-Hidâye, 1/14, 25, 43).
Hades, büyük hades ve küçük hades olmak üzere ikiye ayrılır. Cünüplük, hayız ve nifas gibi hükmî kirlilikler büyük hades, abdest gerektiren hükmî kirlilik de küçük hadestir (Merğînânî, el-Hidâye, 1/16).
Büyük hükmi kirlilikten gusül ile, küçük hükmi kirlilikten de abdest ile temizlenilir. Suyun bulunmaması veya bulunduğu halde kullanma imkânının olmaması halinde her ikisinden temizlenme yolu ise teyemmümdür (Kâsânî, Bedâiu’s-Sanâi’, 1/165).
Üzerinde kan, idrar vb. necâset bulunan kimse namaz kılabilir mi?
Namaz kılan kimsenin vücut, elbise ve namaz kılacağı yerde necâset yani pislik bulunmaması, namazın şartlarından biridir. Bunlar belirlenen ruhsat miktarlarını aşması halinde namazın sıhhatine/ geçerliğine engel olur.
Necasetler, necâset-i ğalîza ve hafîfe olarak iki kısımdır:
Necâset-i ğalîza; ağır necâset anlamına gelmekte olup insan dışkı ve idrarı, kan, irin, kusmuk, şarap, leş, eti yenmeyen hayvanların dışkı, idrar ve salyaları, kümes hayvanlarının pislikleridir.
Giysilerde, bedende veya namaz kılınacak yerde bu pisliklerden birinden, katı ise bir dirhemden (2, 08 gr. ) fazlası; sıvı ise avuç içinden/ el ayasından fazla bir alanı kaplayacak miktarı namazın sıhhatine engel olur.
Necâset-i hafîfe; hafif necaset anlamına gelmektedir. Kümes hayvanları dışındaki eti yenen ehlî hayvanların dışkı ve idrarları ile kuşların pislikleri bu tür necasettendir. Bunların beden veya elbisenin 1/4 ‘inden fazlasına bulaşması halinde namaz sahih olmaz. Bu miktarlardan az olan ise namaza mani değildir. Fakat bu pislikleri tamamen temizlemek mümkünse bunlarla namaz kılmak mekruhtur (İbn Âbidîn, Reddu’l-muhtâr, I, 209-210).
DÖVME VE ABDEST
Dövme yani vücuda iğneler batırarak deri altına boya zerk etmek sureti ile deri üzerinde çeşitli şekiller oluşturmak dinimizce yasaklanmıştır. Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: “Dövme yapan ve yaptıran kadınlara, kaş ve yüzlerinden tüy yolan ve yolduranlara, dişlerini seyreltip inceltenlere ve bu şekilde Allah’ın yarattığı şekli değiştirenlere Allah lânet etmiştir” (Buhârî, Libâs, 87; Müslim, Libâs, 120).
Dövme yaptırmak yasaklanmış olmakla birlikte, deri üzerinde suyun alta ulaşmasına engel olacak bir tabaka oluşturmadığı için gusül ve abdeste engel değildir (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, Beyrut, 1421/2000, I, 330).
Vücudunda dövme bulunan bir kimse mümkünse, sağlığına zarar vermeyecek yöntemlerle onu ortadan kaldırmalıdır. Bu mümkün olmazsa Allah’tan bağışlama dilemesi, yaptığına pişmanlık duyması gerekir.
Yapıştırma yöntemi ile deri üstüne yapılan geçici ‘dövme’ ise suyun deriye ulaşmasına engel olacağından gusül ve abdeste engel olur.
Ayakta idrar yapmanın hükmü nedir?
Hz. Peygamber (s.a.s.)’in küçük abdest bozma konusundaki davranışları ile ilgili rivayetler, küçük abdesti (bevli) çömelerek yapmanın İslâm adabından olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla bir engel olmaması halinde ayakta idrar yapmak tenzihen mekruh kabul edilmiştir (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtar, I, 229).
Zira ayakta idrar yapılırken idrar serpintisinde korunmak güçtür. Oysaki Peygamber Efendimiz (s.a.s.) idrardan sakınmayı emretmiş; kabir azabının çoğunun idrar serpintisinden dolayı olacağını haber vermiştir (Buhârî, Vudû 55, 56; İbn Mâce, Tahâra 26).
Kişi, çömelmekte zorlanır ya da abdest bozacağı yer çömelmeye uygun olmazsa üzerine idrar sıçratmamaya özen göstererek ayakta idrar yapabilir.