Hergün üç beş cinayet ,sekiz on yaralama haberi..Silahla  yaralama veya öldürmeler adi vaka halini aldı..Normalde sadece hayati  durumlarda silah çeken veya ateş eden insanlar en önemsiz anlaşmazlıklarda bile bunu yapmaya başladı. Okulda çocuğunu azarlayan veya kulağını çeken öğretmenle görüşmeye giden polis baba, okul müdiresi ile öğretmeni vurabiliyor.Araç kullanırken kornayla yol istediği öndeki arabaya ateş eden mi istersin, para üstünü vermedin-hayır verdim tartışmasında adam vuran mı istersin.Bir üniversitede doçentlik aşamasına gelmiş kişi mesai arkadaşlarını vurmakla tehdidediyor ,biri emniyete baş vurup şikayet ediyor, savcılık tehdit edene tebligat yollayınca “vay sen beni nasıl şikayet edersin” diye tabancasını çekip üniversite gibi bir üst düzey öğretim kurumunun idare binasına giriyor şikayet edenden başlıyor,toplam dört kişiyi katlediyor.. Böyle büyük bir faciadan sonra tutuklanınca gazetecilere dönüp poz veriyor “gene aynısını yapardım” diyor.Şehir otobüsündeki bir kişi durağa gelmeden yolda inmek istiyor,şöförün böyle bir yetkisi yok,durmuyor.Vay senmisin dediğimi yapmayan, inanmak çok zor ama silah çekiyor..Yani artık iş bu kadar ucuzlamış..

                                                                       ***

            Ömrü idarecilikle geçmiş kişiler ve toplum bilimciler bu durumun sebebini ve çarelerin söylüyorlar.. TBMM kanunları değiştirmek zorunda..Türk Ceza Kanunu ve yargılama kuralları değiştirilmek zorunda.. Ceza ile Suç  birbirine direkt bağlı iki unsur..Ceza artınca Suç azalır, Ceza azalınca Suç artar….Bu kadar basit.. Ceza ağır olsa,korkacak bir şeyi olsa   üniversitedeki  o katil öylesine pişkin ve yüzsüz bir halde “gene aynısını yapardım” diyemez..

            Aslında kanunlarda yazılı cezalar yeterli, ama başka problemler var.. Türkiyede büyük yatırım yapmak üzere gelmeyi düşünen ve bu gaye ile adamlarını yollayarak buradaki ortamı incelettiren İngiliz firması yatırımdan vazgeçmiş.Sebep nedir diye soranlara şirket genel müdürü “Türkiyede kanunlar iyi , ne var ki uygulanmıyorlar” demiş.. Bütün bu laflardan sonra bu fikirlerin doğru olduğunu isbat etmek için aşağıdaki haber ve kupürü koyuyoruz..

Bunun üstüne söylenecek söz kalmıyor.Herşey apaçık meydanda.Şarkıcı kadının yüzüne kocası 1982 de  kezzap atıyor,bunu yapan Almanyada en az 20 sene yatar.Hayır bizimki  biraz yatıp çıkabilmiş,1989 da bu defa kadını öldürüyor..Amerikada olsa iğneyle idam edilmişti.Hayır sene 2018 adam gene piyasada dolaşıyor ve bu kere tacizde bulunmaktan yakalanıyor.

                                                           ***

            Burası sözün bittiği yerdir.Herkesin ve özellikle suçlulara ceza veren mahkemeler ve bu cezaları uygulayanların yaptıkları işten dolayı Allah huzurunda hesap vereceklerini hatırlamalarında yarar var..

                           

BAZI KAZA VE ÖLÜMLERİN ÖNÜNE GEÇİLMESİ ÇOK ZOR DEĞİL

 

Ülkemize çok sık olan bazı kazalar var ki çözümleri basit ama nedense uygulanmıyor.

Mesela otoban veya diğer yollarda çok sık olan ve yüksek hızdan dolayı mutlaka birkaç ölümle sonuçlanan kaza yol kenarına veya emniyet şeridine parkedilmiş TIR ın altına girmekle oluşanlardır. Bu tip çarpmayı yapan otomobilde emniyet kemerleri takılmış ta olsa bir işe yaramamaktadır.Zira  araç tampon veya ön panjurdan çarparsa bunu algılamakta ve  kemerler gerildiği zaman da onlara bağlı olan hava yastıkları şişmekte ve yolcuların yediği darbeyi büyük ölçüde azaltmaktadır.Ama TIR römorklarının (dorselerinin) arka tarafındaki tampon 2-3 m. İçeride olduğu için otomobil TIR ın altına dalmakta ve darbeyi yiyen bölüm otomobilin ön cam bölümü ve onla ayni hizada olan insanlar olmaktadır.

Buna en basit çare TIR römorkunun arka tamponunun hemen kasanın alt hizasından başlamasıdır, ve bunun zorunlu tutulacağı defalarca yazılmıştır, ama hala kaza fotoğraflarına baktığımızda TIR römorkunun altına dalmış otomobil resimleri görmekteyiz, demek ki ciddi tutulmuyor ve her üretici tarafından uygulanmıyor.

Bir diğer olay tren kazalarındaki yüksek yaralı ve ölüm rakamları.. Dünyanın çeşitli yerlerinde tren yolculuğu yapmışsınızdır, bunların bir kısnı 300-400 km hız yapan trenlerdir.. Ne kadar gariptir ki 100-150 km hız yapabilen otomobillere ve son yıllarda bütün şehirlerarası otobüslere  takılan emniyet kemeri sistemi  onlardan üç kat hızlı giden trenlerde yoktur..Böyle olunca çarpma anında yolcular öne doğru fırlamakta ya karşılarında oturanlara büyük hızla  çarpmakta ya duvarlara tavanlara yapışmaktadır. Durum böyle olduğu için kendimizce alınacak tedbirler var, mesela trenin gittiği yöne sırtını dönerek oturulan koltuklar bizce daha emindir, çarpma anında siz yerinizden fırlamazsınız ,  karşınızdakilerin size doğru fırlaması, eşyaların uçması gibi tehlikeler gene de mevcuttur ama hiç değilse siz uçmazsınız.Bilhassa küçük çocuğu o şekilde oturtmakta fayda vardır..

Bir başka kaza da hafriyat taşıyan kamyonların kalkmış unutulan damperleri ile yola koyulup ilk köprüye son hızla çarpmasıdır..Bunun tedbiri de gayet basittir..Damperin şasiye bağlandığı yere bir switch (kontak düğmesi) bağlanır, damper kasası indirilip switchdeki uçlar birbirine değmeden aracın kontak anahtarına akım gitmez veya mesela vites çalışmaz, yani damper havada ise  yola çıkılamaz..

Şehirler arası yollarda giderken sık sık banketlerden ters yönde gelen araçlar görürsünüz.Mesela Adapazarı ile Kaynarca arasında..Bunun sebebi karayollarında dönüş yapılabilen kavşakların 3-5 km aralıkla olması ve  bu kadar gitmek istemeyip ters yönde gitmeyi tercih edenlerdir..Buna çare  banketlere belirli aralıklarla kapan konması olabilir.