Son günlerde siyasetin dili öyle bir yere savruldu ki, artık hayatta olmayanlar bile bu hoyratlıktan nasibini alıyor.

Tartışma, eleştiri, hatta sert muhalefet siyasetin doğasında vardır; lakin bunun da bir edebi, bir ahlakı, bir sınırı olur.

Ne yazık ki son yaşananlar, bu sınırların pervasızca aşıldığını gösteriyor.

Merhum Fevzi Kılıç, Erenler İlçe Belediye Başkanımız…

Görev süresi boyunca adı şaibeyle anılmamış, siyasi mücadele içinde olsa da şahsiyetini muhafaza etmiş, hesabını dünyada vermiş ve artık ilahi adaletin huzuruna çıkmış bir isim.

Bugün onun ardından edilen sözler, maksadını aşmakla kalmıyor; vicdanları da derinden yaralıyor.

Bu mesele artık bir partinin, bir grubun ya da bir siyasi cephenin meselesi olmaktan çıkmıştır.

Partili partisiz, sağcı-solcu demeden tüm Sakaryalıları üzen bir saygısızlıkla karşı karşıyayız.

Çünkü ölüye dil uzatmak, yalnızca o kişiye değil; onun ailesine, hatırasına ve toplumun ortak değerlerine yapılmış bir saldırıdır.

Sorulması gereken soru şudur;

Siyasi minik çıkarlar uğruna, kendini savunma imkânı dahi olmayan bir insanın adı neden hedef tahtasına konur?

Hayattayken dile getirilemeyen iddialar, neden ölümden sonra cesaretle dillendirilir?

Bu mudur siyaset, bu mudur ahlak?

Dahası var…

Bu üslubu normalleştiren, bu zihniyeti besleyen, bu “modelleri” siyasetin içine taşıyanlar da sorumluluktan kaçamaz.

Bugün parti rozeti taşıyan ama edep, ahlak ve vicdan taşımayan bu anlayışı parti üyeliğine davet edenler de dönüp aynaya bakmalıdır.

Zira sorun sadece söz söyleyenlerde değil, o sözleri mümkün kılan iklimdedir.

Unutulmamalıdır ki;

Siyaset geçicidir, makamlar fanidir. Geriye kalan ise insanın adı, ardında bıraktığı iz ve hakkında edilen dua ya da bedduadır.

Ölüye saygıyı kaybeden bir siyaset, diriye adaleti de kaybeder.

Bu yüzden bugün susmak, yarın daha büyük saygısızlıklara davetiye çıkarmaktır.

Eleştiri elbette yapılır, hesap elbette sorulur. Ama bunun yeri ve zamanı vardır.

Mezarlıklar siyasi polemik alanı değildir.

Ölüye saygı, aslında hayata ve kendimize saygıdır.

Ve görünen o ki, bu ülkede en çok kaybettiğimiz şey de tam olarak budur.

Selam ve Dua İle

Ne Zaman İnsan Oluruz

“ Ölülerimize, Diriler Kadar Saygı Duyduğumuzda”

KAYNAK: YENİ SAKARYA GAZETESİ