Devletler yalnızca sınırlarıyla değil, sırlarıyla ayakta durur.
O sırların bekçileri ise istihbarat örgütleridir.
Ne var ki tarih bize defalarca şunu göstermiştir; Bir devletin en güçlü olduğu yer, aynı zamanda en kırılgan noktasıdır.
Venezuela’nın istihbarat yapılanması olan Sebin (Bolivarian Ulusal İstihbarat Servisi) etrafında şekillenen ihanet hikâyesi, işte tam da bu kırılganlığın ibretlik bir örneğidir.
Sebin, kâğıt üzerinde “ulusal güvenliğin teminatı” olarak kuruldu.
Devleti içeriden ve dışarıdan tehdit eden unsurlara karşı bir kalkan olacaktı. Ancak zamanla bu kalkan, devletin kalbine çevrilmiş bir hançere dönüştü.
Çünkü mesele yalnızca dış güçlerin operasyonları değil, içeride büyüyen bir çürümenin sessizce kurumsallaşmasıydı.
Venezuela’da ekonomik kriz derinleştikçe, siyasi baskı arttıkça ve toplum nefessiz kaldıkça, istihbarat aygıtı da asli görevinden uzaklaştı.
Devleti korumak yerine, iktidar içi kliklerin aracı hâline geldi. Bu noktada ihanet, tek bir kişinin ya da birkaç ajanın yaptığı bir eylem olmaktan çıktı; sistematik bir “derin ihanet” biçimine büründü.
İddialara göre Sebin içinde bazı unsurlar, yabancı istihbarat servisleriyle temasa geçti.
Bilgi sızdırıldı, operasyonlar önceden haber verildi, muhalif gibi görünen ama aslında kontrollü figürler parlatıldı.
Daha da vahimi, bu ilişkiler “devleti kurtarma” ya da “rejimi dengeleme” gibi süslü gerekçelerle meşrulaştırılmaya çalışıldı.
Oysa yapılan şey açıktı; Devlet sırrı pazarlanıyor, ulusal egemenlik taksit taksit elden çıkarılıyordu.
Derin ihanetin en tehlikeli tarafı, gürültüsüz olmasıdır. Tanklarla yapılmaz, bildirilerle ilan edilmez.
Kravatlı adamlar, resmi yazılar ve gizli toplantılarla yürür. Sebin vakasında da olan buydu.
Bir istihbarat teşkilatı, kendi halkını izlerken yabancı başkentlere göz kırpıyordu.
İçeride “güvenlik” adına baskı artarken, dışarıda ülkenin zayıf noktaları raporlanıyordu.
Bu tablo bize şunu söylüyor;
İstihbarat teşkilatları denetimsiz kaldığında, milli olmaktan çıkar, aparat hâline gelir.
Sadakat devlete değil, güce yönelir. Güç el değiştirince ihanet de el değiştirir.
Venezuela örneğinde yaşanan, sadece bir istihbarat skandalı değil; devlet aklının çöküş hikâyesidir.
Bugün Sebin denildiğinde akla gelen şey, ne profesyonellik ne de ulusal onurdur.
Aksine, “kimin adına çalıştığı belirsiz” bir yapı tartışmasıdır. Bu da gösteriyor ki bir devletin en büyük tehdidi, her zaman dışarıda bekleyen düşmanlar değildir.
Bazen en büyük tehlike, “bizden” görünenlerin taşıdığı gizli ajandalardır.
Son söz şudur; İstihbarat, devletin vicdanıdır. O vicdan satılığa çıkarsa, geriye yalnızca bayrak ve marş kalır.
Devlet ise çoktan içten fethedilmiştir. Venezuela’nın Sebin tecrübesi, tüm ülkelere pahalı ama öğretici bir ders olarak tarihe not düşülmüştür…
Selam ve Dua İle
Ne Zaman İnsan Oluruz
“Denetimin güvene tabi olmadığını unutmadığımızda”
KAYNAK: YENİ SAKARYA GAZETESİ