Toplumda yaygın bir inanış vardır: “Tapu benim üzerimeyse kimse dokunamaz.” Oysa hukuk sistemimizde bazı durumlarda tapu kayıtları mahkeme kararıyla iptal edilebilir ve taşınmaz farklı bir kişi adına tescil edilebilir. Bu nedenle tapu sahibi olmak önemli bir güvence sağlasa da her zaman mutlak koruma anlamına gelmez.

Son yıllarda özellikle miras kaynaklı uyuşmazlıklar, vekaletnameyle yapılan işlemler ve sahtecilik vakaları nedeniyle tapu iptal ve tescil davaları daha sık gündeme geliyor. Gayrimenkul yatırımı yapan vatandaşların da bu konuda bilinçli olması gerekiyor.

Tapu iptal davalarının en sık karşılaşılan nedeni mirastan mal kaçırma olarak bilinen “muris muvazaası” davalarıdır. Bazı durumlarda miras bırakan kişi, taşınmazını satış gibi göstererek bir mirasçısına veya üçüncü kişiye devredebiliyor. Ancak işlemin gerçekte bağış olduğunun ispatlanması halinde diğer mirasçılar tapunun iptalini talep edebiliyor.

Bunun yanında sahte vekaletname kullanılması, kişinin kandırılarak tapu devri yapması, hukuki ehliyeti bulunmayan kişilerin gerçekleştirdiği işlemler veya kadastro çalışmalarında yapılan hatalar da tapu iptal davalarına konu olabiliyor. Özellikle yaşlı vatandaşların mal varlıklarıyla ilgili işlemlerde daha dikkatli olunması gerektiğini görüyoruz.

Burada önemli olan nokta, tapu işlemlerinin yalnızca resmi prosedürlerden ibaret olmadığıdır. Bir taşınmaz satın alırken geçmiş kayıtların incelenmesi, taşınmazın hukuki durumunun araştırılması ve mümkünse uzman desteği alınması ileride yaşanabilecek ciddi mağduriyetlerin önüne geçebilir.

Gayrimenkul sektörü büyümeye devam ederken hukuki güvenlik de en az yatırımın kendisi kadar önem kazanıyor. Vatandaşlarımızın tapu sahibi olmanın yanında tapularını koruyacak hukuki bilinç düzeyine de sahip olması gerekiyor.

Unutulmamalıdır ki, sağlam bir yatırım yalnızca doğru lokasyonda yapılan yatırım değil, aynı zamanda hukuki zemini sağlam olan yatırımdır.

Kaynak: YENİ SAKARYA GAZETESİ