Türkiye’de milyonlarca insan apartman ve site yaşamını tercih ediyor. Ancak aynı binada yaşamanın en büyük zorluğu da ortak yaşam kurallarını koruyabilmek. Bir kişinin “Ben kendi evimde istediğimi yaparım.” düşüncesi, çoğu zaman komşusunun yaşam kalitesini doğrudan etkileyebiliyor.

İşte tam da bu noktada devreye Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın hazırladığı yeni konut tadilat düzenlemesi önemli bir boşluğu doldurmayı hedefliyor.

Uzun yıllardır cam balkon uygulamaları, korkuluk değişiklikleri, pergolalar, teras kapatmaları ve dış cephe müdahaleleri konusunda hem belediyeler hem de site yönetimleri ciddi anlaşmazlıklar yaşıyordu. Aynı apartmanda her balkonun farklı renkte kapatıldığı, ortak mimarinin tamamen bozulduğu görüntüler artık neredeyse sıradan hale gelmişti.

Yeni düzenleme ile birlikte artık bireysel özgürlük ile ortak mülkiyet hakkı arasında daha net bir çizgi oluşturuluyor.

Özellikle cam balkon, çardak, kameriye ve benzeri uygulamalarda kat maliklerinin yazılı onayının aranması, apartmanlarda yıllardır devam eden birçok hukuki ihtilafın azalmasına katkı sağlayabilir. Çünkü unutulmamalıdır ki bir dairenin dış cephesi yalnızca o daire sahibini değil, binanın tamamını ilgilendirir.

Diğer taraftan düzenlemenin olumlu yönlerinden biri de gereksiz bürokrasiyi azaltma çabasıdır.

Çatı teraslarının belirli şartlar altında cam panellerle kapatılmasında ruhsat zorunluluğunun kaldırılması, vatandaşın hem zaman hem de maliyet açısından rahatlamasını sağlayacaktır. Aynı şekilde mevcut yapılarda yapılacak büyük tadilatlarda, yapının ilk ruhsat aldığı dönemdeki teknik esasların dikkate alınması da uygulamada önemli kolaylık sağlayacaktır. Ancak deprem güvenliği, yangın güvenliği, enerji verimliliği ve yalıtım gibi hayati konularda güncel standartlardan taviz verilmemesi son derece doğru bir yaklaşımdır.

Bugün Türkiye’nin en büyük sorunlarından biri plansız ve kontrolsüz yapı değişiklikleridir.

Bir balkonun kapatılması masum görünebilir. Ancak yanlış taşıyıcı müdahaleleri, kolon kesimleri, izinsiz teras büyütmeleri veya ortak alanların işgal edilmesi yalnızca estetik bir problem değil; doğrudan can güvenliği meselesidir.

Özellikle deprem gerçeğiyle yaşayan bir ülkede “basit tadilat” kavramı artık eski anlamını yitirmiştir. Her yapılan değişiklik binanın statik yapısını, yangın güvenliğini ve ortak yaşam düzenini etkileyebilir.

Sakarya gibi hem yeni konut üretiminin hem de kentsel dönüşümün yoğun olduğu şehirlerde bu düzenlemenin etkileri daha belirgin hissedilecektir. Yeni yapılan sitelerde mimari bütünlüğün korunması, eski yapılarda ise güvenlik standartlarının yükseltilmesi, şehir estetiği açısından da önemli kazanımlar sağlayacaktır.

Ancak burada belediyelere ve site yönetimlerine de önemli görevler düşüyor.

Kuralların sadece yönetmelikte kalması yeterli değildir. Vatandaşın hangi tadilat için izin alması gerektiğini kolayca öğrenebildiği, şeffaf ve hızlı işleyen bir sistem kurulmalıdır. Aksi halde iyi niyetle hazırlanan düzenlemeler, bürokratik yük olarak algılanabilir.

Sonuç olarak yeni yönetmelik, vatandaşın mülkiyet hakkını elinden alan bir düzenleme değil; ortak yaşam kültürünü güçlendirmeyi amaçlayan bir adımdır.

Çünkü apartmanda yaşamak sadece kendi dairenizin sahibi olmak değildir.

Aynı zamanda ortak çatının, ortak cephenin, ortak güvenliğin ve komşuluk hukukunun da sorumluluğunu paylaşmaktır.

Aslında anlatmak istediğim konunun özeti şu “Ev sizin olabilir; ancak apartman hepimizindir”.

Samet Hızalan

KAYNAK: YENİ SAKARYA GAZETESİ