Diyet yapmaya karar verdiğimizde çoğumuzun ilk yaptığı şey tartıya çıkmak oluyor. Gözlerimizi kapatıp, biraz heyecanla ekrana bakıyor ve gördüğümüz rakamı adeta günümüzün özeti haline getiriyoruz. Rakam düştüyse mutlu, yükseldiyse mutsuz oluyoruz. Hatta bazen tartıda gördüğümüz birkaç yüz gramlık değişim bile bütün motivasyonumuzuetkileyebiliyor.
Oysa tartıdaki rakam, vücudumuzda olup bitenlerin yalnızca küçük bir bölümünü anlatır.
Peki tartı neden her zaman gerçeği göstermiyor?
Öncelikle vücut ağırlığımız gün içerisinde bile değişebilir. Sabah aç karnına tartıldığımızda gördüğümüz rakam ile akşam yemeğinden sonra gördüğümüz rakamın aynı olması beklenmez. Tükettiğimiz su, yemek miktarı, tuz tüketimi, bağırsakların doluluğu ve hatta gün içerisinde ne kadar hareket ettiğimiz bile tartıdaki rakamı etkileyebilir.
Özellikle kadınlarda regl dönemi de önemli bir faktördür. Hormonlardaki değişiklikler vücutta ödem ve su tutulumuna neden olabilir. Bu dönemde tartıda bir veya birkaç kilogramlık artış görmek, “Yağlandım” anlamına gelmez. Çoğu zaman bu geçici bir sıvı değişimidir.
Aynı durum fazla tuz tükettiğimiz günler için de geçerlidir. Bir akşam dışarıda yemek yedikten, daha tuzlu beslenip yeterince su içmedikten sonra ertesi sabah tartının yükselmesi oldukça normaldir. Burada önemli olan tek bir günün rakamına değil, zaman içerisindeki genel eğilime bakmaktır.
Bir diğer önemli konu ise kas ve yağ arasındaki farktır.
Düzenli egzersiz yapan, yeterli protein alan ve sağlıklı beslenen bir kişinin vücudu sadece “hafiflemek” değil, aynı zamanda şekillenmek ister. Yağ kaybederken kas kütlesini korumak hatta bazı durumlarda artırmak mümkündür. Bu durumda tartı çok fazla değişmese bile kişinin bel çevresi incelir, kıyafetleri daha bol gelmeye başlar ve vücut kompozisyonu olumlu yönde değişir.
Yani bazen tartıda değişmeyen bir beden, aynada değişen bir vücut vardır.
Bu nedenle kilo verme sürecini yalnızca tartı ile değerlendirmek doğru değildir. Bel ve kalça çevresindeki değişimler, kıyafetlerin üzerimizdeki duruşu, vücut kompozisyonu, enerji seviyemiz, uyku kalitemiz, sindirim sistemimizin düzeni ve günlük yaşamda kendimizi nasıl hissettiğimiz de sürecin önemli göstergeleridir.
Peki tartılmayı tamamen bırakmalı mıyız?
Hayır. Tartı doğru kullanıldığında oldukça değerli bir takip aracıdır. Ancak onu bir “başarı ya da başarısızlık göstergesi” olarak görmemeliyiz. Mümkün olduğunca benzer koşullarda, örneğin sabah tuvalet sonrası ve kahvaltı öncesinde tartılmak daha sağlıklı bir karşılaştırma yapmamızı sağlar.
Ve en önemlisi: Tek bir ölçüm yerine trende bakmalıyız.
Pazartesi 70,2; çarşamba 69,8; cuma 70,1 çıkmak başarısız olduğumuz anlamına gelmez. Vücudumuz matematiksel olarak her gün aynı şekilde ilerleyen bir sistem değildir. Bazen kilo verir, bazen su tutar, bazen tartıda sabit kalır. Bu dalgalanmalar sürecin doğal bir parçasıdır.
Beslenme düzenimizi bir hafta boyunca uygulayıp tartıda istediğimiz rakamı göremediğimizde hemen “Bende işe yaramıyor” demek yerine kendimize şu soruyu sormalıyız: Genel olarak daha dengeli mi besleniyorum? Daha düzenli hareket ediyor muyum? Vücudumda olumlu değişiklikler hissediyor muyum?
Çünkü sağlıklı bir yaşamın hedefi yalnızca daha düşük bir rakam değildir.
KAYNAK: YENİ SAKARYA GAZETESİ