Geçen 27 yıl, ne yazık ki alınamayan dersler. 17 Ağustos 1999, yaşanılan felaketin boyutu her hanede yaktığı farklı ateşler.
Deprem sonrası adına tedbir denilen yeni uygulamalarla tanıştık, zorunlu deprem sigortası (DASK), yapı denetim sistemi, deprem mevzuatındaki değişiklikler.
Değişikliklerin en önemlisi ise; deprem vergisi ile tanışmamız oldu.
Değişiklikler üzerinden bir eleştiri getirmek doğru değil, eksik olan uygulamanın ağır/aksak işliyor olmasında.
Kentsel dönüşüm hızı, riskli yapı stokunun vardığı boyut, kat ettiğimiz mesafe…
Aradan geçen 27 yıla rağmen henüz tartışmaya devam ettiğimiz eksiklikler maalesef aynı şeyler, aldığımız mesafe üzerinde değerlendirme yapmaya dair yetecek nitelikte değil.
Hasarlı yapı stokuna ilişkin net verilerimizin dahi yakın tarihe kadar tartışıldığını biliyoruz.
1999 öncesi eski yönetmeliklere göre inşa edilen çok sayıda hasarlı ya da çok katlı risk taşıyan binalarımız var.
Buna ilişkin olarak kentsel dönüşüm çalışmaları son derece yavaş ilerliyor.
Birkaç örnekle sınırlı kalacak çalışma yürütüldü, son aylarda ise Tığcılar Mahallesi için birinci etap diye adlandırılan bölümde ve Serdivan’da dar bir bölgede çalışmalar başlatıldı.
Yapılmakta olan çalışmalara değersizleştirmekte asla doğru değil, itiraz olunan kısmı geç kalınmış olmasına…
Erenlerde yapılmış olan dönüşüm çalışmaları, ne yazık ki 27 yıl içerisinde aldığımız yol bunlardan ibaret.
Bunca geçen yıllara rağmen alınan önlemlerin yetersizliği üzerinden bir değerlendirme yapılıyorsa, aynı sorular geçerliliğini koruyorsa sanırım fazla söze de gerek yok.
Bir yeni deprem ile karşılaştığımızda bizi bekleyen felaketin boyutu da kestiriliyordur sanırım…
Muhtemel beklenilen Marmara deprem riskine göre yavaş işleyen kentsel dönüşüm çalışmaları, bir an evvel ada bazlı ya da daha geniş ölçekli dönüşümler hızlandırılmalı.
Finansman sorunu yaşanmayacağına göre, depreme ait oluşan bütçenin varlığından dolayı…
1999 depremi, “deprem öldürmez, binalar öldürür” diye hafızalarımıza kazanılan, ezber yaptığımız ifade anlamını korumakta.
Depremle mücadelenin ilk adımının güvenli yapıların olduğunu tarif etmekte.
Dolayısıyla kaybedilen zamanı geri getirmek mümkün değil ancak riskli yapı stokunun bir an evvel belirlenmesi ile başlanılmalı, kentsel dönüşüm başta olmak üzere tüm çalışmalar hızlandırılmalı.
Alınacak önlemlerin ne olduğu bilinmekte, yıllar içerisinde karşılaştığımız birçok deprem oldu. Özellikle 2023 yılında yaşadığımız ve 11 ili kapsayan büyük felaket sonrası, henüz daha aynı şeyleri tekrarlıyorsak ne durumda olduğumuz ortada demektir.
Sorunun ne olduğu belli, meselenin teknik kısmına ilişkin söylenecek fazlaca söz yok, üretilen kaynak ve siyasi iradenin tavrını belirlemesi.
Bugüne gelinmesinin tek açıklaması önceliğimiz olmamasıdır.
Deprem gerçeği ve kaçınılmaz olduğu bilindik gerçeklik, yıkım ve beraberinde yaratacağı can kaybı ise önlenebilir bir durum.
1999 ve 2023 depremleri ve acıları yaşanmasın…
Son yıllarda çokça alışık olduğumuz “Nereden nereye” sözünü en fazla deprem mücadelesinde yaşamak, duymak isteriz…
27 yıl sonra önceliğimiz deprem olsun ! ! !
KAYNAK: YENİ SAKARYA GAZETESİ