İslam Alemi bir Ramazan’a daha girdi. Ama nasıl ? Filistin; 60 küsür yıldan beri işgal, soykırım, abluka ve ölümün pençesinde.
Topraklarının % 90’ını kaybetmiş, milyonları mülteci. Kalanları da açık hava hapishanesine tıkılmış, vahşi siyonistlerce, kedinin fare ile oynadığı gibi oynayan, büyük şeytan ABD’yi arkasına alarak sürekli vuran, öldüren, aklına ne eserse onu yapan ve hiç kimsenin bir şey yapamadığı, bir büyük mezalim altında kıvranıyor.
Benim ülkem bile dillendirme dışında hiçbir şey yapamıyor. D. Türkistan on yıllardır aynı zulmü yaşıyor. Çin vahşileri, bu mazlum halka her türlü işkenceyi yapıyor, soykırım uyguluyor. Bu kadim ve mazlum milletin feryatlarını kimse duymuyor. Sahipsiz ve öksüz bu halk, dev Çin canavarının pençesinde kıvranıyor.
Biz bile, seyretmekten başka bir şey yapamıyoruz. Irak, on yıldır insanlığın en büyük dramını yaşıyor. Moğol istilasının 21. Yüzyıl versiyonunu, ABD eliyle bu ülke yaşadı, yaşamaya devam ediyor. Milyonlarca insanı hunharca katledilmiş, milyonlarcası muhacir olmuş. Yüzbinlerce müslüman kadınına en iğrenç taciz, tecavüz ve işkenceler yapılmış.
Tarihi, tabiatı, kültürü, şehirleri, çevresi, ilim ve irfan potansiyeli, HAFIZASI yok edilmiş. Bölünmüş ve parçalanmış. Sınırında ve sınırımızda yeni bir çıbanbaşı kurulmuş, tahrik edilen mezhep kavgaları ile ülke insanı birbirine düşürülmüş, hiç bitmeyecek kan davası sokulmuş. Fevç fevç insanların her gün katledildiği ve bunun kanıksanıp rutinleştiği, unutulmuş, kan gölü bir coğrafya haline getirilmiş.
Ne büyük tezat ve ne büyük bir acıdır ki, bütün bu akıl almaz mezalimleri yapanların müttefiki ve destekçisi de biz olmuşuz, Türkiye olmuş. Afganistan’da da durum farksız ve çok daha vahim durumda. Otuz yılı aşkın işgal ve iç savaşın içinde, yanmış, yakılmış, viraneye dönmüş bir coğrafya.
İnsanına sinek kadar değer verilmeyen, haşere öldürür gibi katledilen, Kur’an yırtılan, şehitleri üzerine pis conilerce bevl edilen, taş üstünde taşı kalmayan bir zülüm diyarı. Ve ne yazık ki, benim ülkem burada da işgalcilerin müttefiki!
Çeçenistan tümüyle unutulmuş, benim ülkemin insanının bile gündeminden tamamen çıkmış. Yüzbinlerce şehit vermiş, bir o kadarı sığınmacı olmuş. Bize sığınanları bile gizlice ve sinsice katledilmiş, faili meçhul olmuş. Kukla ve işbirlikçi hainlere teslim edilmiş.
İslam Alemi ve dünyanın gündeminden, duyarlılığından tamamen çıkmış, unutulmuş bir yaralı, mahsun İslam coğrafyası. Dindaş ve soydaş Karabağ, yıllardır vahşi Ermeni çetelerinin işgali altında. Tam bir soykırıma uğramış, en barbar şekilde katledilmiş, yüz binlerce Karabağlı çadıra mahkum edilmiş, müslüman Azerbaycan Türk’ünün kanayan yarası.
Karabağ’dan söz eden yok. Ama, sözde Ermeni soykırımı her yerde önümüzde. Ve bir avuç Ermeni’ye bir şey diyen, hesap soran yok. Karabağ’ın üstüne yatmış. Suriye kan gölü. Binlerce insan ölmüş, ölmeye de devam ediyor. Milyonlar göçmen olmuş.
İKİ EMPERYALİST CANAVARIN GÜREŞ ALANI HALİNE GELMİŞ bir durumda. Muhalefeti de, iktidarı da kaybetmiş, en az elli sene ayağa kalkamayacak, kazananı sadece İzrail-ABD ve Rusya, kaybedeni Suriye halkı ve biz olan, akrabamız, kardeşimiz Suriye. Bütün tavizlerine rağmen yaranamayan Mursi idaresinde ki kardeş Mısır, bir türlü durulamamış, istikrarsızlığa terk edilmiş bir büyük coğrafya. Demokrasi denen yeni işgal ve sömürü düzenlerini- putlarını bile feda ederek darbeye maruz bırakılan, iç çatışmaya sürüklenen, kendi askeri- ordusu ile karşı karşıya getirilen, İzrail’in sınırında ve siyonistlerin hiçbir zaman istikrar istemediği, korktuğu bir büyük müslüman nüfusun yaşadığı, bölgede çok önemli olan ve bir başka kanayan yara durumunda.
Bizim de dahil olduğumuz, ABD nin vurucu işgal gücü NATO ve AB’nin şahinleri tarafından arkadan vurulan-vurduğumuz Libya. Kuzey Afrika’nın en müreffeh ülkesi bugün harabe. İç çatışmaların sürdüğü, kardeşin kardeşi kırdığı, otuz milyar dolarlık yatırımımızı terk edip bıraktığımız, petrolüne aç kurtlar gibi üşüşülmüş eski Osmanlı toprağı perişan halde. Sudan bölünmüş, Mali işgal edilmiş, tüm Afrika diyarı iliğine kadar sömürülmüş, açlığa ve çatışmalara terk edilmiş. Arakan’da insanlık tarihinin en alçak zülmü ve soykırımı sürmekte.
Diktatörlüğün ardından çırpınan ve can çekişerek ayağa kalkmaya çalışan Tunus ve Cezayir. Balkanlar ve Kafkaslar yorgun ve her an yeni bir çatışmanın potansiyelini taşıyor. Pakistan, Benngladeş, Keşmir aynı kaderi paylaşıyor. Ve İran. Önce ABD’nin kışkırtma ve desteği ile Saddam saldırısına uğramış, sekiz sene kardeş kardeşi kırmış. Aynı Saddam, sonunda destekçisi ABD tarafından katledilmiş.
İslam Cumhuriyeti kurulduğundan beri ise, emperyalist ve siyonistler ile işbirlikçileri sözde müslüman bölge ülkelerinin kuşatması altında. Ulus ve mezhepçiliğe sarılmış, sardırılmış, mahkum edilmiş, hapsedilmiş, mecbur edilmiş. İslami hassasiyetin çok ötesinde, var olma ve ayakta kalabilme çabasında ve 30 yıldır ambargo altında. Her an ABD destekli SİYONİST saldırıya hazır.
Bütün ittifak ve tavizlere rağmen, ABD-AB ve NATO ekseninde hep var olduğumuz halde, ayağa kalkmamızın istenmediği, % 50’ nin üstünde rey almış bir iktidarı, müttefikimiz Haçlıların desteği ve sokak darbesi ile iktidardan men etme çabasında, bölücü ve ırkçı terör şebekelerinin Batı destekli tehdidinde bir Türkiye. Maalesef manzara bu. Yani, işgal, kan, ölüm ve gözyaşı içinde bir Ramazan’a daha girdik.
Bol menülü iftar ve sahur sofralarında! bütün bunları görmeden, hissetmeden, yiyebilene aşk olsun!!! Ümitsizlik mi? Asla… İslam da yeise yer yok. Yeter ki üzerimize düşeni yapalım. Cüzi irademizi sonuna kadar kullanalım.
Her halükarda zafer bizim, Müslümanların olacak. Zira, vazifesini yapmış bir müslüman, her durumda muzaffer. Yeri CENNET.
Ölürse Şehit, kalırsa Gazi’dir.
Zalimlerin ise, yeri ebedi CEHENNEM.