Engin Özkoç…
Elegante Cafe’de.
Geçti basının önüne.
Aldı sazı eline.
“Çalışıyorum” dedi:
“Tüm iyi niyetimle…”
Kızmış, gücenmiş, arayı da açmıştır.
Ama sever beni yine de.
“Çalışıyorum” dedi ya, “İyi niyetle…”
Ne demişler: Niyet hayır; akıbet hayır!
Dolaşıp duracak yine, dağ tepe bayır!
Ecevit Keleş…
Dinledi milletvekilini baştan sona.
Adaylığını açıkladı, erkenden çıktı yola.
Kavgalı diyenlere verdi en güzel mesajı.
Yanına alıp geldi toplantıya, tüm yönetici arkadaşlarını.
Gözünü dikti Büyükşehir’e sıvadı kollarını.
Önce Kılıçdaroğlu’nun aldı, desteğini ve duasını.
Ne getirir, ne götürür bilinmez gelecek günler.
Allah açık etsin, yolunu ve bahtını.
Zeki Toçoğlu…
Keyifsizdi meclis günü.
Bir iki takıldı yine MHP’li Ökden’e.
Ama yoktu yüzünde o eski tebessümü.
Toplantı çıkışı karşılaştık.
Hal hatır sorup tokalaştık.
Bir yorgunluk, bir bezginlik vardı yüzünde.
Helalleşip, esenleşip, ayrıldık.
Derin bir sızı hissettim o an ta içimde!
Hasan Alişan…
O hep gülen yüzüyle girdi meclis salonuna.
Kim var kim yok diye bakındı şöyle etrafına.
Servisçi esnafı doldurmuştu sıraları.
Hepsinin bir karış asılmıştı suratları.
Toçoğlu müjdeyi verdi dağıldı kara bulutlar.
Alişan ve Toçoğlu birlikte uzaklaştılar.
Elimi sıkıp hatrımı sordu giderken yine.
O her daim yüzünden eksik olmayan…
Sıcak ve içten gülümsemesiyle.
Yekta Şirin…
Yeni aldığı ceketi çıkardı görücüye.
“Bitmiyor” dedi, “Taksitleri öde öde!”
Su mavisi, dirsekleri yamalı.
Görmeyeli epey de uzamış sakalları.
Toçoğlu çıktı salondan, düştü yine peşine.
“Bir toplantı daha tamamdır” deyip döndü gene işine.
“Ne yapsan yaranılmıyor” dedi bakışlarıyla:
Şu gazeteci milletine!
Herkesin derdi ayrı,
Herkesin gayesi farklı.
Allah herkesin versin,
Ne ise muratları.
Ramazan-ı Şerif’teyiz,
Küslükler sona ersin.
Allah cümlemizin encamını,
Hayra tedbil eylesin!