Ramazan geliyor.
Takvim yapraklarında bir ay daha değil bu.
Bir durma hâli.
Bir içe dönüş.
Bir hesaplaşma.
Gürültünün içinden sıyrılıp kalbimizin sesini duyabildiğimiz nadir zamanlardan biri Ramazan. Gün boyu aç kalmak sadece mideyi değil, dili de terbiye eder. Gözleri, kalbi, öfkeyi, kırgınlığı… İnsan en çok kendine susar bu ay.
Sahur vakti ayrı bir mucizedir.
Şehir uyurken yanan tek bir mutfak lambası bile umut gibidir. Uykulu gözlerle içilen bir bardak su, edilen kısa bir dua… O sessizlikte insan, Rabbine daha yakındır.
İftar ise bir şükür provasıdır.
Bir hurma, bir yudum su… Ve anlarız ki aslında ne az şeye ihtiyacımız varmış. Gün boyu sabrettiğimiz açlık, başkasının sofrasındaki eksikliği hatırlatır bize. Empati, en güzel ibadetlerden biridir.
Ramazan; sadece oruç tutmak değil, kalbi onarmaktır.
Kırdıklarımızı aramak, küstüklerimize selam vermek, “haklıydım” demekten vazgeçip “özür dilerim” diyebilmektir.
Bu ay; gösterişin değil, samimiyetin ayıdır.
Paylaşmanın, affetmenin, sabretmenin…
Ve en çok da yeniden başlamanın.
Ramazan geliyor.
Belki de en çok ihtiyacımız olan şey geliyor.
Biraz yavaşlamak.
Biraz temizlenmek.
Biraz insan kalabilmek için.
Rukiye Türeyen
ENGELSİZ DİZELER
kaynak: yeni sakarya gazetesi