Yabancı bir medya kanalının geçtiği flaş haber, kadim bir tartışmayı yeniden alevlendirdi;
“1500 yıllık Barnabas İncili Türkiye’de bulundu.”
Üstelik bu İncil, Hz. Muhammed’den (s.a.v.) bahsediyor; Hz. İsa’nın (a.s.) çarmıha gerilmeden, hayattayken Cennet’e yükseltildiğini ifade ediyor.
Bugün resmî kabul gören İncillerde yer almayan bu anlatı, ister istemez şu soruyu sorduruyor;
Metinler mi değişti, yoksa tarih mi susturuldu?
Barnabas İncili meselesi yeni değil; yeni olan, her defasında ortaya çıktığında yarattığı rahatsız edici berraklık.
Zira bu metin, İslam inancıyla örtüşen iki temel noktayı açıkça dillendiriyor;
Birincisi, Hz. İsa’nın ilahlaştırılmadığı ve çarmıha gerilmediği;
ikincisi ise Hz. Muhammed’in geleceğinin müjdelenmesi.
Bugün “kanonik” kabul edilen metinlerin bu hususları içermemesi, sadece teolojik bir ayrışma değil, tarihin kimler tarafından, hangi ölçütlerle yazıldığının da göstergesi.
Elbette kutsal metinler meselesi, salt arkeolojik bir buluntu başlığıyla geçiştirilemez.
Çünkü burada söz konusu olan, bir metnin varlığı kadar yokluğunun da anlamıdır.
Neden bazı metinler dışarıda bırakıldı? Neden bazı isimler silindi? Neden bazı ifadeler “apokrif” damgasıyla raflara kaldırıldı?
Bu soruların her biri, inançtan önce iktidar kavramına temas eder.
Tarih bize şunu öğretir;
Metinler, çoğu zaman inançtan çok düzen kurar. Düzen bozan metinler ya yasaklanır ya da itibarsızlaştırılır.
Barnabas İncili’nin yüzyıllardır “tartışmalı” etiketiyle anılması, içeriğinin doğruluğundan ziyade etkisinin gücü ile ilgilidir.
Çünkü bu metin, iki büyük inanç geleneği arasında kurulan duvarların aslında ne kadar geçirgen olabileceğini fısıldar.
Bugün mesele, “Bu İncil kesin doğrudur” ya da “tamamen uydurmadır” basitliğine indirgenemez.
Asıl mesele, neden konuşulmasından çekinildiğidir.
İnanç, sorgudan kaçtığında değil; sorguyla yüzleştiğinde kök salar.
Hakikat, korunarak değil, tartışılarak güçlenir.
Belki de bu haberin asıl değeri, bir metni kanıtlamasından değil; susturulmuş soruları yeniden gündeme taşımasından gelir.
Ve belki de en rahatsız edici gerçek şudur;
Tarih, her zaman yazılanlardan ibaret değildir; bazen yazılmasına izin verilmeyenlerin toplamıdır.
Barnabas İncili bulunmuş olabilir. Asıl mesele, biz neyi kaybettik ve neden kaybettik ?
Selam ve Dua ile
Ne Zaman İnsan Oluruz
“Kadim öğretileri red etmediğimizde”
Kaynak: YENİ SAKARYA GAZETESİ