Toplumun temelini oluşturan aileye sahip çıkmak, hepimizin ortak sorumluluğudur.
Gündemin her gün değiştiği ülkemizde, geçtiğimiz hafta LGBTİ+ derneklerine yönelik gerçekleştirilen operasyonlar kamuoyunda yeniden önemli bir tartışmayı beraberinde getirdi.
Toplumların geleceği, aile yapısının sağlamlığı ve çocuklarımızın nasıl bir dünyada yetişeceği meselesi, üzerinde hassasiyetle durmamız gereken konuların başında geliyor. Bizler de aileyi, ahlaki değerleri ve toplumsal sorumluluklarımızı önemseyen insanlar olarak bu meseleleri görmezden gelemeyiz.
Her fırsatta sosyal medya aracılığıyla gündeme taşınan, tanıtılan ve kimi zaman özendirici bir dille sunulan LGBTİ+ içerikleri konusunda bizler çeşitli zamanlarda endişelerimizi dile getirmiştik. Özellikle çocukların ve gençlerin gelişimi, ailelerin bu konudaki sorumlulukları ve toplumun değerleri üzerine yürütülen tartışmalar, hepimizin dikkatini çekiyor.
Bizim açımızdan mesele, aile kurumunu, çocuklarımızın geleceğini ve toplumsal değerlerimizi koruma sorumluluğudur. İnsan fıtratına, aile anlayışımıza ve ahlaki değerlerimize aykırı bulduğum düşünce ve faaliyetleri eleştirmek, toplumsal bir sorumluluk olarak görüyorum
Devletimizin sivil toplum kuruluşları adı altında dış fonlarla beslenen bu tür kurumlar üzerindeki denetim görevini yerine getirmesi ve gerekli işlemleri yapması önemlidir.
Aile hayatını zayıflatan bu gibi özenti cinsel sapkınlıklar toplumlarda ahlaki değerlerin de aşınmasına neden oluyor.
Aile, yalnızca anne, baba ve çocuklardan oluşan bir birliktelik değildir. Aile; sevginin, merhametin, saygının, sorumluluğun ve ahlaki değerlerin öğrenildiği ilk mekteptir. Çocuklarımız hayata dair ilk bilgileri ailelerinde edinir, doğruyla yanlışı ayırt etmeyi, başkalarına saygı göstermeyi ve toplumsal sorumluluklarını yerine getirmeyi burada öğrenirler. Yapılan lgbt Yayınları ile bu kurum ve toplum ciddi manada çökertilmektedir
Aile bağlarının zayıfladığı, kuşaklar arasındaki iletişimin koptuğu ve ortak değerlerin önemini yitirdiği toplumlarda, toplumsal huzurun korunması da giderek zorlaşır. Bu nedenle aileyi güçlendirmek, yalnızca ailelerin değil, devletin ve toplumun bütün kesimlerinin sorumluluğudur.
Peki, aile kurumunun korunmasını isteyenlerin bu hassasiyeti neden bazı çevreleri rahatsız ediyor? Aileyi savunmak, çocukların geleceği için kaygı duymak ve toplumsal değerleri korumak neden tartışma konusu hâline getiriliyor?
Elbette farklı düşüncelerin dile getirilmesi demokratik toplumların doğal bir parçasıdır. Ancak aile kurumunun korunması tüm toplum fertlerinin sorumluluğundadır. Bu noktada, aile yapısının korunması konusunda ve lgbt nin aleyhine açıklama yapan sivil toplum kuruluşlarımızı ayrıca tebrik ediyorum. Geleceğimiz için sorumluluk üstlenen, aile kurumuna sahip çıkan ve çocuklarımızın yarınları konusunda duyarlılık gösteren bütün STK'larımızın çabalarını kıymetli buluyorum.
Sivil toplum kuruluşları, yalnızca sorunları dile getiren yapılar değil; aynı zamanda toplumsal değerlerin korunması, ailelerin desteklenmesi ve çocuklarımızın sağlıklı bir ortamda yetişmesi için sorumluluk üstlenen önemli kurumlardır.
Bizim beklentimiz; çocuklarımızın güvenli, sağlıklı ve ahlaki değerleriyle barışık bir ortamda yetişmesi, aile kurumunun güçlendirilmesi ve toplumsal huzurun korunmasıdır.
Unutmayalım ki aileyi korumak, yalnızca bugünün tartışmalarına cevap vermek değildir. Aileyi korumak, yarınlarımızı korumaktır. Çocuklarımızın geleceğine sahip çıkmak, toplumumuzun geleceğine sahip çıkmaktır.
Bu nedenle aileyi savunan, çocuklarımızın geleceği için sorumluluk üstlenen ve toplumsal değerlerimize sahip çıkan bütün sivil toplum kuruluşlarımızı bir kez daha yürekten tebrik ediyorum.
Aileyi koruyalım ki geleceğimizi de koruyalım.
KAYNAK: YENİ SAKARYA GAZETESİ