YKS, akademik bir sınav olduğu kadar psikolojik bir süreçtir. Sınav sona erdi; ancak birçok genç için zihinsel ve duygusal maraton şimdi başlıyor. Sınav öncesinde hâkim olan duygu “kaygı” idi. Şimdiyse yerini belirsizlik, özgüven kaybı, sosyal statü kaygısı ve çevre baskısına bıraktı.

Bu gibi sınavlar rakamsal sonuçlar doğursa da gençlerin gözünden bakıldığında bu rakamlar onların özdeğerlerini temsil eder hale gelir. İstediği bölümü kazanamayan ya da toplum gözünde “istenen” başarıyı elde edemeyen çocuklar, adaletsiz bir içsel yargılamaya maruz kalırlar. Kendilerini "tembel", "başarısız" ya da "yetersiz" olarak etiketleyebilirler. Oysa birkaç oturumdan ibaret olan bir sınav üzerinden yapılan bu tür genellemeler gerçeklikten uzaktır ve gençlere haksızlık etmektir.

Tercih sürecinde gençler yalnızca bir gelecek değil, aynı zamanda bir kimlik seçer. Toplumsal baskı ve sosyal medyanın etkisiyle, kişiliğini daha “değerli” kılacak meslek ve okullar olduğu yanılsamasına kapılabilirler. Bu yanıltıcı ortam, onları meslek hayatları boyunca sürecek bir sıkıntıya sürükleyebilir. Kendi iç seslerinden ve benliklerinden uzaklaştıkları noktada, doğru cevabı dışarıda aramaya başlarlar.

İşte bu süreçte, gençlerin çevresindeki yetişkinlerin onlara sağlayabileceği en kıymetli şey; sağlıklı, güvenli ve özgür bir alan sunmak olacaktır. Karar verme stresini daha az yoğunlukta yaşayan yetişkinler olarak, onları tanıdığımız kadarıyla baskı kurmadan, yönlendirme dozunu aşmadan, hayalleri, becerileri ve yeterlilikleri doğrultusunda destekleyebiliriz. Ancak tüm bunlardan önce, onları yargılamadan, can kulağıyla dinlediğimizden emin olmalıyız.

Ne tercihi yapacaklarından önce, nasıl hissedeceklerini yoklamalıyız. Gençlerin kendilerini yalnızca bir puandan ibaret görmemeleri için, onların diğer tüm yeterliliklerini fark etmelerine yardımcı olmalıyız. Bugün, tercih butonuna basacak olan çocuklar; yalnızca üniversite değil, bir yol seçecekler. Ve bu yolun ritmi, onların ruhuna uygun olmalı.

Unutulmamalıdır ki, çocuklarımıza yıllar boyunca başarıyı ahlaki değerler, etik tutumlar ve kişilik boyutunda öğretmiş olsak da bu sınavın hayatlarında kapladığı yer nedeniyle zaman zaman bu kavramın içeriği anlam kaymalarına uğrayabilir. Bu yüzden, önce başarıyı yeniden tanımlamalı ve gençlerin bunu içselleştirdiğinden emin olmalıyız. Ancak bu farkındalıkla atılan adımlar onları sağlıklı bir geleceğe götürebilir.

Ve unutmayın: Bu bir sınavdı ve bitti. Ama hayat, sınavlardan değil, seçimlerden ibarettir. Gençlerin doğru seçimler yapabilmesi için önce kendilerini güçlü hissetmeleri gerekir. Biz yetişkinlerin ise gençlerin yanında durup yalnızca bir cümleyle onlara güç verebiliriz: “Senin ne hissettiğin, benim için gerçekten önemli.”