Yıllardır fiili olarak yaşadıklarımız bize göstermiştir ki, bizim yerimiz AB değil, İB ( İSLAM BİRLİĞİ) dir.
AB ve ABD ittifaklarının; İslam alemine, hatta, tüm mazlum dünya ülkelerine nelere mal olduğunu apaçık görmüş ve hiç tereddüde mahal vermeden anlamış bulunmaktayız. AB ve ABD’nin, kısaca tüm Batı’nın maskeleri düşmüş, gerçek yüzleri bir kez daha görülmüştür. Hem de, defalarca ve yıllardan beri çifte sıtandartlarına şahit, hain emellerine muhatap olarak.
50 Küsur yıldan beri AB kapılarında bizi bekleterek, almayarak ve asla almayacak olarak,ama, binbir numara çekerek, bayrağımızın değiştirilmesinden, Müslüman olmamızın engel olmasını söylemeye kadar, idamı kaldırtıp, zinayı serbest bırakmaya kadar her türlü çirkefliği yapagelmişlerdir. Bu vahşi Haçlı zihniyetli AB ve ABD; Kıbrıs meselemizde, tüm darbelerde, Vietnam’da, Kore’de, 60 yıldan fazladır Filistin’de, Irak ve Afganistan’da ve günümüzde Suriye’de, Mısır’da, Libya’da, Tunus’da, Cezayir’de, Yemen’de, tüm Kafkas ve Balkanlarda, İran’da ve Irak-İran savaşında, Arakan, Karabağ, D.Türkistan, Sudan, Mali, Somali’de, tüm Afrika, Orta ve Güney Amerika’da, Uzak Doğu’da, işgal, sömürü, katliam, iç kargaşa ve kavgadan başka bir işleri olmamış, yüzyıllardır tüm insanlığa ve Müslümanlara zulümden başka bir katkıları görülmemiştir.
Yani, yerimizin AB ve ABD olmadığı kesin olarak görülmüş, yaşananlarla tecrübe ve teyid edilmiştir.
Bu güruh ile olmamız zaten eşyanın tabiatına, insan fıtratına aykırı. Tarihimize, kültürümüze, ait olduğumuz coğrafyaya, en mühimi İNANCIMIZA taban tabana zıt, demir ile altının kaynaşıp alaşım oluşturamayacağı kadar aşikar.
AB dediğimiz, dünün YEDİ DÜVELİ, Akif’in dediği TEK DİŞİ KALMIŞ CANAVARI, asırlarca Anadolu ve İslam topraklarına HAÇLI SEFERİ düzenleyenleri, Osmanlı’yı işgal edip parçalayanları, Çanakkale’de 250 bin şehidimizin katilleri, Lozan ve Sevr dayatmacıları, asra yakın zamandır Müslüman Türk’ü laiklik kılıcı ile doğrayanlar, Ergenekon yapılanmasının arkasında olanlar, 27 Mayıs, 12 Eylül ve 28 Şubat darbelerinin azmettiricileri, ülkemde ki sağ sol, mezhep ve kavmiyetçilik çatışmalarının besleyicileri değil mi?
AB ve ABD dediklerimiz, Suriye’de ki muhalefeti ayaklandırıp, iç çatışma çıkarıp, dost ve kardeş, can ciğer ve kuzu sarması iken, bizi de düşman edip, kardeşi kardeşe kırdırıp, bu ülkeyi kan gölüne çevirip seyredenler değil mi?
Irak’ı, binbir yalanlarla işgal edip, milyonları katledip soykırım yapanlar, yüzbinlerce insana tecavüz, taciz ve işkence edenler, mezhep kışkırtıcılığı yapıp halkı birbirine düşürenler, bölüp parçalayanlar, Kuzey de bir çıbanbaşı terör devleti oluşturup ülkemizi tehdit altında bırakanlar, bu ülkeyi baştan aşağı yakıp yıkıp harabeye çevirenler, bizi de bu işgal ve katliama müttefik ve ortak edenler değil mi?
Afganistan’da da aynı vahşeti işleyenler, Kur’an yırtıp, şehitlerin üzerine bevl edenler, bu ülkeyi viraneye çevirenler, Kabil’de Mehmetcik ile güvenliklerini sağlayanlar bunlar değil mi?
Arakan’da ki soykırıma göz yumanlar, Karabağ’ın işgalinde hep Ermeni çetelerin yanında yer alanlar, yıllardır soykırım yalanını ülkemiz üzerinde hep baskı unsuru olarak kullananlar, Anadolu’muzun güneydoğusunda ki teröre ve kanlı şebekeye ve onun siyasi uzantısına hep destek verenler, 60 yıldan beri Filistin’i işgal edip her türlü zülmü yapan lanetli İzrail kasaplarını destekleyenler, şu günlerde Mısır’da darbecilerin yanında olanlar ve masum ve mazlum Mısır halkının katledilmesine göz yumanlar, bizim iktidarlarımızı yıllardır ve halen her türlü kirli emellerinde kullanıp sonra kaldırıp atanlar, ‘’GEZİ’’ KIŞKIRTICILARI bunlar değil mi?
Evet. Artık görülmüştür ki, bizim yerimiz AB ya da ABD, yani Batı değildir.
Hiç şüphesiz kendi kültür sınırlarımız, kadim coğrafyamız, ortak tarihimiz ve inanç hudutlarımızdır. Yani, İSLAM BİRLİĞİ ( İB ) ve kardeşliğidir.
Bu gün ‘’İB’’ olsaydı, Suriye bu hale düşmez, içimizde halleder, kansız ve katliamsız netice alınabilirdi. Suriye meselesi başladığında, bir Müslüman
ülke idaresinin, Türkiye’ye, ‘’ gelin bu işi biz beraber halledelim, ABD’yi karıştırmayalım, ABD’siz çözelim’’ teklifi havada kalmaz, Mısır’da darbe olmaz, olsa bile mazlum ve masum Mısır halkı katledilmezdi. Arakan’da Budist vahşeti yaşanmaz, Karabağ üç buçuk Ermeni çetesine teslim edilmezdi. Malatya’ya füze kalkanı, Suriye sınırına patriotlar yerleştirilmez, ‘’Nato’nun Libya da ne işi var’’ sözünün içi dolar, bu ülkeyi havadan bombalayanlarla ortak olmaz, Kaddafi Batiılı sırtlanlara yem edilmez, petrolü Batılılara peşkeş çekilmez, İran’a ambargo üstüne ambargo konulmaz, Gazze bu kadar sahipsiz kalmaz, ONE MUNIT tribünlerden sahaya iner,Mısır’a laiklik ihracı yapılmazdı.
Kısaca, tüm İslam Alemi Batılı leş kargalarına yem olmaz, farenin canı kadar canları kıymetsiz olmazdı.
AB kriterleri de bize asla ölçü olmaz, olamaz. Zira, bizim medeniyet kriterlerimizde, inanç ve kültür temellerimizde KISASA KISAS, kasten adam öldürene İDAM vardır. ZİNA SUÇ, ahlaksızlığın her türlüsüne, çıplaklığa, fuhuşa, alkole, kumara, adaletsizliğe engel vardır. AB kriterlerinde şeytanın önü açık, bizde kapalıdır. Onlarda her türlü şeytani ve hayvani heva ve heves özgür, bizde tutsaktır.
Bizim kriterlerimize esas referanslar tarihimizde, inancımızda, Kur’an ve sünnette, Hz.Peygamberimizin hayatında mevcuttur.
Evet. Bizim yerimiz’’ İB’’dir ve daha fazla vakit ve kan kaybetmeden bunun yolları aranmalıdır. İB ve Halifeliğin yeniden ihyası elzemdir. Elbette eskisi gibi değil, dönüşümlü bir sistem üzere. İB yanında, İslam Savunma Paktı ( İSP ), İslam İktisadi Birliği ( İİB ), İslam Barış Gücü (İBG) ve benzeri tüm birlikler oluşturulmalıdır. AB, ABD, Nato, BM, BOP,IMF, Medeniyetler İttifakı, Dinler Arası Diyalog,ılımlı İslam,üç semavi din ve benzeri tüm söylem ve oluşumlar emperyalist ve Siyonist tuzaklardır.
Bizden Halifeliği kaldırıp, kendi halifeliklerini ( Papalık ve Vatikan ), bizim OSMANLI BİRLİĞİNİ kaldırıp, kendi birliklerini ( AB ) kurdular. Kendi savunma paktlarını ( NATO ), kendi güdümlerinde BM’yi ve daha birçok siyasi, iktisadi, kültürel birlik ve lobiler oluşturdular. Tümünü kullanarak ümmeti mahvettiler.
Elbette, AB, ABD ve SİYONİSTLER İB’ne izin vermeyecek, her türlü hile ve desiseye başvuracaktır. Onlar şeytani vazifelerini hep yaptılar, yapmaya da devam edecek, her türlü fitneyi devreye sokacaklardır.
Bize ve tüm Müslümanlara da, kendi vazifelerini yapma, Rahmani yolda gayret sarfetme düşmektedir.
Bu İslam ülkeleri idarecileriyle, AB ve ABD’ye göbekten bağlı liderlerle olur mu? Elbette kolay olmayacaktır. Olabileceklerle işe başlayıp, kervanın yolda düzülmesine bakılacak, er geç hepsi bu kervana dahil olacak, olmaları gerektiği yere avdet edeceklerdir.
Elbette AB ve ABD’ye savaş açarak değil. Tüm dünya ile insani, ticari ve lazım olan diğer ilişkileri sürdürerek.Dünya barış ve istikrarının gerçek sahibi ve uygulayıcısı olarak.
Sadece bizim için değil, tüm dünya barışı için ‘’İB’’ elzemdir.
TÜM İNSANLIĞIN KURTULUŞU İÇİN.