M. Kemal Aydın, Yeni Sakarya, 4 Kasım 2004

Biliyorsunuzdur. Sol, aykırı siyasî-ideolojik duruşun tarihsel ifadesi olarak, kurulu düzenin meşruiyetinin reddedildiği alandır. Siyasetin, “hikmetinden sual olunmaz” bir irade tarafından belirlendiği, bireyin bu iradenin buyruklarını yerine getirmekten başka seçeneğinin olmadığı dayatmasına [inancına] başkaldırı, sol’un ayırt edici özelliğidir.

Bir diğer ayırt edici özellik olarak, Ahmet İnsel’in [Solu Yeniden Tanımlamak, Birikim Yayınları, 2000] ifadesi ile “toplumu kuran insanların yaratıcılıklarının önündeki engellerin kaldırılması”, “sol tahayyülün” pratiğinde önemli bir yer tutar. Bu pratik, her şeyden önce dönüştürücü ve doyumsuz olmak zorundadır. Zira daha eşit ve daha yaşanabilir bir dünya kurma tahayyülü, atılan her yeni adımda yeniden üretilebilecek kadar zengindir.

Söylemeye çalıştığım şu: Enerjisini mevcut olanı korumak ya da daha kötüsü eski yapıları yeniden üretmek için harcayan bir politik oluşum, kendini nasıl tanımlıyorsa tanımlasın, “sol tahayyülün” dışındadır. Bu tür gayretler, sol düşüncenin muhafazakârlaşması ve ana ekseninden kayması sonucunu doğurur.

***

Bu girişin ardından bir soru: Faşizm ve emperyalizm karşıtı olmak, sol düşüncenin içselleştirilmesi için yeterli midir? Cevabı peşinen verelim: Hayır. Faşizm ve emperyalizm karşıtlığının, sol tahayyül içinde son derece önemli bir alanı işgal ettiği doğrudur. Ne var ki, antifaşist ve antiemperyalist tavır [duruş], tek başına, sol’da olma hâlini açıklayıcı değildir. Bir liberal hatta bir muhafazakâr da pekâlâ antifaşist [antiemperyalist] olabilir. İkinci Dünya Savaşı yıllarında Almanların işgal ettiği ülkelerde [örneğin Fransa’da] oluşturulan antifaşist direniş cepheleri, kendini sol düşüncenin dışında gören insanları da [bilhassa liberalleri ve milliyetçileri] içeriyordu.

Şimdi çok daha nazik bir başka soru: Anti-kapitalist tavırların [duruşların] tümünü sol tahayyülün içine katmak doğru mudur? Tarihsel olarak bakıldığında, kapitalizm karşıtı siyaset pratiklerinin, totaliter zihniyetin ete kemiğe bürünmesini sağlayarak sol düşüncenin fevkalade uzağına düşen yapılar oluşturduğu görülüyor. Örneğin gerek Almanya’daki nasyonal sosyalizm gerekse İtalya’daki faşizm, orijin itibariyle, antikapitalist bir zemin üzerinde yükselen toplumsal hareketlilikten beslenmiştir.

Geldik son soruya: Siz kendinizi nerede görüyorsunuz?