Gün içerisinde sık sık bir şeyler yeme isteği duyuyor musunuz? Özellikle öğün aralarında kendinizi mutfağa giderken, atıştırmalık ararken ya da “Sanırım acıktım” derken buluyor musunuz? Aslında her yeme isteği gerçek açlık anlamına gelmeyebilir. Bazen vücudumuzun bize verdiği susuzluk sinyallerini açlık olarak yorumlayabiliriz.
Su, insan vücudunun temel ihtiyaçlarından biridir. Vücudumuzdaki birçok metabolik olayın düzenli şekilde devam edebilmesi için yeterli sıvı alımı gerekir. Ancak yoğun çalışma temposu, gün içerisinde çay ve kahvenin fazla tüketilmesi, su içmenin unutulması veya susama hissinin yeterince önemsenmemesi nedeniyle birçok kişi günlük ihtiyacından daha az su tüketebiliyor.
Buradaki önemli nokta ise şu: Susuzluk hissi her zaman yalnızca ağız kuruluğu şeklinde ortaya çıkmaz. Halsizlik, baş ağrısı, konsantrasyon güçlüğü, yorgunluk ve zaman zaman yeme isteği de yetersiz sıvı alımıyla birlikte görülebilir.
Gerçekten Aç mıyım, Yoksa Susadım mı?
Açlık ve susuzluk hissini birbirinden ayırmak her zaman kolay olmayabilir. Özellikle gün içerisinde düzensiz beslenen veya yeterli su tüketmeyen bireylerde bu iki sinyal daha sık karıştırılabilir.
Bir şeyler yeme isteği hissettiğinizde öncelikle kendinize şu soruyu sormayı deneyebilirsiniz:
“En son ne zaman su içtim?”
Eğer uzun süredir su tüketmediyseniz, hemen bir atıştırmalığa yönelmek yerine bir bardak su içip kısa bir süre beklemek faydalı olabilir. Yeme isteğiniz devam ediyorsa gerçekten aç olabilirsiniz. Ancak bu his azalıyor veya kayboluyorsa, vücudunuzun asıl ihtiyacı sıvı olabilir.
Gerçek açlık genellikle zaman içerisinde yavaş yavaş ortaya çıkar. Mide boşluğu hissi, enerji düşüklüğü ve farklı besin seçeneklerine karşı yeme isteği görülebilir. Buna karşılık ani başlayan, özellikle belirli bir tatlı veya atıştırmalığı tüketme isteği her zaman fizyolojik açlık anlamına gelmez. Susuzluk, alışkanlık, stres veya duygusal durumlar da bu isteği tetikleyebilir.
Su İçmek Neden Bu Kadar Önemli?
Yeterli su tüketimi yalnızca susuzluğu gidermek için gerekli değildir. Su; sindirim sisteminin düzenli çalışmasına, vücut sıcaklığının dengelenmesine ve normal fizyolojik fonksiyonların sürdürülmesine katkı sağlar.
Özellikle sıcak havalarda, fiziksel aktivitenin arttığı dönemlerde ve terleme miktarının yükseldiği durumlarda sıvı ihtiyacı da artabilir.
Gün boyunca yeterince su tüketmeyen kişilerde yorgunluk ve konsantrasyon kaybı görülebilir. Bu durumda kişi enerji kazanmak amacıyla kahve, tatlı veya çeşitli atıştırmalıklara yönelebilir. Böylece aslında su ihtiyacı olan vücuda gereksiz enerji alınmış olur.
Bu durum sık tekrarlandığında günlük toplam enerji alımının farkında olmadan artmasına da neden olabilir.
Çay ve Kahve Suyun Yerini Tutmaz
Özellikle ülkemizde çay ve kahve tüketimi oldukça yaygın. Gün içerisinde birkaç bardak çay veya kahve içildiğinde yeterli sıvı tüketildiği düşünülebiliyor. Oysa günlük sıvı tüketiminin önemli bir bölümünü su oluşturmalıdır.
Bu nedenle özellikle masa başında çalışan kişilerin masalarında sürekli bir su şişesi bulundurmaları oldukça pratik bir yöntemdir. Suyu göz önünde tutmak, içme alışkanlığını artırabilir.
Sabah güne bir bardak su ile başlamak, öğünlerin arasında su tüketmek ve gün içerisinde belirli aralıklarla su içmeyi alışkanlık hâline getirmek de günlük sıvı tüketiminin artırılmasına yardımcı olabilir.
KAYNAK: YENİ SAKARYA GAZETESİ