Geçtiğimiz hafta sonu Sakarya kültürü için önemli bir söyleşi gerçekleşti. TYB Sakarya şubesinin önemli bir konuğu vardı: Sakarya İl Kültür ve Turizm Müdürü Süleyman Acar Bey. TYB üyeleri; Süleyman Acar Bey'le samimi, içten bir söyleşi gerçekleştirdi. Söyleşi masasında ne vardı diye sorarsanız, kültür adına her şey diyebilirim. Özellikle Sakarya kültürü adına önem arz eden her şey... İşi ehline sormak gerekir mukabilinden Sakarya kültürünü de işin ehline sormak gerekir. Üç saat süren söyleşinin ardından aklımda kalan ilk izlenim, Süleyman Acar Bey adına “Bu adam, bu işi biliyor.” oldu.

Süleyman Acar Bey, bu toprakların insanı. Hem aidiyet olarak hem de hizmet etme adına. Sakarya kültürü adına ne sorsanız, nasıl sorsanız; bir fikri, bilgisi var. Kültürel konulara ve Sakarya kültür değerlerine hâkim birisi. Böyle de olması gerekiyor. Süleyman Bey, kısa bir süre ücretli öğretmenliğin ardından Kültür ve Turizm Bakanlığında göreve başlamış. Uzun yıllar arkeolog olarak çalışmış. Sakarya Müzesi müdürlüğünün ardından İl Kültür ve Turizm müdürü olmuş. Sahaya tepeden inme değil, işin mutfağından gelmiş.

İl Kültür ve Turizm müdürü olmak iddialı bir makam. Belki de öyle olması gerekiyor. Fakat ülkemizde öyle olmadığına şahidiz. Müdürlüğün kendisine ait bir mekânı olmaması da bunun en büyük işareti. Sahi siz Sakarya Kültür ve Turizm Müdürlüğünün nerede olduğunu biliyor musunuz? Çoğunuzun cevabının "Hayır" olduğunu duyar gibi oluyorum. Kurumun web sayfasına girdiğinizde Serdivan ilçesinde Halit Evin Caddesi üzerinde bir iş merkezinin ikinci katında bulunduğunu görebilirsiniz. Türkiye’nin Anadolu'daki şehirlerinde Kültür ve Turizm müdürlükleri maalesef kütüphane müdürlüğü gibi çalışıyor. Kütüphaneler elbette çok önemli ve vazgeçilmez. Fakat Kültür ve Turizm müdürlüklerinin kütüphaneler dışında toplumun bildiği fazla bir işlevi yok gibi duruyor. Bu kusur nereden ve kimden kaynaklanıyor, bilemiyorum.

Süleyman Acar Bey’in en çok yakındığı konu, müdürlük olarak bütçelerinin olmayışı. Bütün bu olumsuzluklara rağmen şehre kazandırdıkları sekiz kütüphaneden bahsetti. Kütüphanelerin şehrin farklı yerlerinde olmasından dolayı göze gelmediklerinin hepimiz farkındayız. Erenler ve Arifiye’deki kütüphanelerin oldukça iyi durumda olduğunu öğreniyoruz kendisinden. Bir şehrin gelişmişliğinin önemli ölçütlerinden birisi de şehirde bulunan kütüphanelerin olduğunu söyleyebiliriz. Sakarya’daki kafe, pastane, kahvehanelerle kütüphanelerin sayısını kıyasladığımızda kültürel zenginliğimizi ortaya koyabiliriz. Sonucun ne kadar acı olduğunu benden daha iyi analiz edebileceğinize eminim. İki tane üniversitesi olan, yüze yakın lisesi, bilmem kaç tane ortaokulu bulunan bir şehirdeki kütüphane sayısı?.. İçler acısı değil mi?

Hep karamsar işlerden bahsetmeyelim elbette. Bu ülkede kültür adına güzel işler de oluyor. Kendisine Harmantepe Kalesi ile ilgili soru soruldu. Hepimizin bildiği gibi Harmantepe Kalesi, bu şehrin ayakta kalan en sağlam kalesidir. Şehri Kuzey-Güney boylamında düşündüğümüzde bildiğimiz on üç adet kalesi var. Bugünkü söyleşiye kadar Harmantepe Kalesi'nin on iki, on üçüncü yüzyıllarda yapıldığı bilgisine sahiptim. Fakat Süleyman Acar Bey, benim bu bilgimin yanlış olduğunu, kale içinde yaptığı araştırmalarla gerçeği öğrendiklerini söyledi. Kalenin altı ya da yedinci yüzyıllarda yapılmış olabileceğini ifade etti. Bu bilgi benim için heyecan vericiydi elbette. Başka bir güzel haber daha verdi bizlere: Harmantepe Kalesi'nin yollarının Büyükşehir Belediyesi tarafından kısa süre içinde yapılacağıydı. Hizmet böyle bir şey. Birlikte çalışılınca daha anlamlı oluyor. Harmantepe Kalesi'nin aslına uygun biçimde çalışmalarına Sakarya Valiliğinin bütçe ayırdığına dair bilgileri elbette çok kıymetli. Söğütlü Belediyesi, Adapazarı Belediyesi ve Sakarya Millî Eğitim Müdürlüğünün vereceği katkılarla şehrimizin kültürel birikimleri daha görünür olacaktır.

Söyleşinin bir diğer konusu Halit Molla'ydı. Halit Molla'nın şehir tarafından yeterince tanınmadığı, tanıtımının yeterince yapılmadığı tüm katılımcıların ortak düşüncesiydi neredeyse. Katılımcılardan birisinin verdiği haber hepimizi mutlu etti. Adapazarı Belediyesi meclis kararıyla Sakarya Spor Stadına yakın bir yerde Halit Molla adıyla güzel bir parkın açılışını Nisan 2026'da yapmış. Yetmez ama önemli bir adım olarak görmek gerekir bu faaliyeti. Bu şehrin tek değeri Halit Molla'dan ibaret değil şüphesiz. Kazım Kaptan, Şaban Kaptan, İpsiz Recep, Kara Osman, Seyyit Osman, Osman Bin Zeyd, Hayrunnisa Hatun, Sait Faik Abasıyanık ve daha nice vatan evlatları yâd edilmeyi bekliyorlar.

Akyazı ile Kuzuluk arasındaki Aksartepe’nin (Akhisar Tepe) başına gelenleri burada yazamayacağım. Meraklıları, bu güzel coğrafi mekânı hem ziyaret edebilir hem de burada bulunan tarihî mekânın başına gelenleri öğrenebilir. Öğrendikçe de tarihî mekânlara karşı sorumsuz yöneticilerin ülkemizde ne kadar çok olduğuna şahit olabilirler.

Bu ve benzeri söyleşilerin en önemli konularından birisi belki de en önceliklisi kültür adına kamusal hizmet veren STK’lerin diğer kamu kuruluşları tarafından anlaşılamayışıydı. TYB kamu adına hizmet eden önemli kültür kurumlarından birisidir. İlk defa Serdivan Belediyesinin destekleriyle fiziksel bir mekâna sahip oldu. Bundan önceki dönemlerde bir mekâna bağlı kalmadan gönüllüleri tarafından önemli kültürel çalışmalara imza attı. Bundan sonra da yeni çalışmalar yapmak için çaba içinde. Yeni mekânına geçeli henüz iki ay gibi bir süre olmasına karşılık ona yakın imza, söyleşi ve diğer etkinliklere imza attı. TYB ülkenin birçok şehrinde maddi bir çıkar beklemeden kültürel hizmetler yapma çabası içindeki yazar, şair ve diğer kültür insanlarından oluşuyor. Ne diyelim, birbirimizi anladığımız ve kültür adına daha güzel hizmetler yapacağımız günlere...

Recep SARIHAN

[email protected]

KAYNAK: YENİ SAKARYA GAZETESİ