Prizren’de Bizi Gözyaşlarına Boğan Sürpriz
2026 yazı. Bir otobüs bir kafile götürmüşüm Rumeli’ye.
Kimler yok ki kafilede? Şair Âşık Çepni ve eşi, Şair İbrahim Açılan, Şair ve Taraklı Belediye Başkanı Tacettin Özkaraman, Söğütlü Belediye Başkanı Ertuğrul Özcan, Kültür Müdürü Talat İr, doktorlar, mühendisler, öğretmenler, mali müşavirler, tüccarlar…
Çoğu eşiyle gelmişti. Ben de eşim Gülseren, kızım Ayşenur ve yeğenim Nisa ile.
Hiç unutmam; 22 Ağustos’ta Prizren Doğru Yol Kültür Sanat Derneği’ni ziyaret etmiş, kafile olarak göz yaşlarına boğulmuştuk: Türkiye’de her sene tatil olmasıyla bütün çalışanların çok mutlu olduğu 30 Ağustos Zafer Bayramı’na daha sekiz gün vardı ama Kosova Prizren’de, başlarında bir öğretmen, sekiz-on yaşlarındaki yirmi kadar Türk genci, ellerinde can kurban Türk bayrakları, marş provaları yapıyorlardı:
-Tuna nehri akmam diyor / Etrafımı yıkmam diyor / Şanı büyük Osman Paşa / Plevne’den çıkmam diyor.
Fabrika ayarlarımıza dönmüştük adeta; göğsümüz kabarmış, ülkemizle, Türkçemizle, medeniyetimizle iftihar ediyorduk.
…
Struga Şiir Akşamları’nda Yaşadığımız Soğuk Duş
Seyahati Struga Şiir Akşamları’na denk getirmiştim. Kuzey Makedonya’nın güneyinde, Ohri Gölü kıyısında kurulu yirmi beş bin nüfuslu bir kasabaydı Struga. Karadirim Nehri geçiyordu içinden. Yedi günde yirmi beş etkinlikle Uluslararası Struga Şiir Akşamları’na her sene yetmiş beş kadar şair katılıyordu, farklı farklı ülkelerde. Her sene bir ülke şiiri ve müziği öne çıkıyor, on yedi de kitap yayınlanıyordu daha başlamadan. Göl üzerinde, köprülerde, hatta kilisede bile şiirler okunuyordu etkinlik boyunca. Bir devlet projesiydi bu harka organizasyon.
2006 yılının konuk ülkesi Hindistan’dı. Ohri gölü üzerinde kurulu bir platformda, biz izleyiciler sahilde çimler üzerinde, Hindistan’dan gelen temsilciler, bir nevi halk oyunları gösterisi biçiminde müziklerini sergilemişlerdi.
Bu dev şiir organizasyonu Poetry House (Şiirevi) adını verdikleri, yedi yüz elli koltuklu bir salonda Meridyens (Meridyenler) adını verdikleri bir açılış programı ile başlamıştı.
Bu geceden dört ayrıntıyı hiç unutmam:
Yirmi bir ülkeden yirmi iki şair sahne almıştı ilk akşam. Ve ilginçti, 41 dakikada bitmişti, bir.
Açılışa Makedonya Cumhurbaşkanı, Başbakanı ve Kültür Bakanı da katılmış aha konuşma yapmamışlardı. Açılış konuşmalarını etkinlik başkanı edebiyat profesörü dostum Zoran Ançeviç ve Unesco genel sekreteri yapmış, onlar da üçer dakika sürmüştü. Şairler sahnede oturmuşlardı gece boyu. O tarihte on beş yıllık bir ülke olan Makedonya’da, 400 bin dolarlık, 24 etkinliklik, on yedi kitap yayınlanmış, merdivenlerle beraber lebalep dolu bir salonda, açılı gecesi, cumhurbaşkanı dahil, hiçbir yöneticinin konuşma yapmamasını, sadece şiirin öne çıkmasını hayranlıkla izlemiştik, iki.
Türkiye’deki şiir organizasyonlarında birçok şairimizin sözün/sahnenin şehvetine kapılıp uzun uzun şiirler okuduğunu düşündüğümüzde, Hindistan’dan - ta sekiz bin kilometreden gelen Hintli şairin, sadece dört dize okuyup inmesi ne çok alkışlanmıştı, üç.
Çok iyi hatırlıyorum: O sene Türkiye’yi temsilen Lale Müldür katılmıştı Struga’ya. Biz de ismi anons edildiğinde, şiir dili Türkçeyle çok güzel bir şiir dinleyeceğimizin umuduyla alkışlamıştık. Güneş çıktığında sevinen Eskimo gibiydik her birimiz. Lale ablamız, kabartılmış sarı saçlarıyla mikrofonda yerini aldı. Aaaa, o da ne? Türk şairi Lale Müldür, bir Amerikalı, bir Büyük Britanyalı edasıyla şiirini İngilizce okumasın mı? (Halbuki çıkan her şair şiirini kendi dilinde okuyor, o eserin Makedoncası soldaki ekranda, İngilizcesi sağdaki ekranda akıyordu zaten.)
Büyük bir hayal kırıklığına uğramıştık. Tam manasıyla şoke olmuştuk. Soğuk duştu yaşadığımız. Bu da dört.
(Şairlerimiz Âşık Çepni ve İbrahim Açılan’ın etkinlik bitiminde bizzat giderek Lale Müldür’e, eserini Türkçe okumadığı için, tepki gösterdiklerini de hatırlıyorum. Lale Hanım’ın mazereti daha da komikti:
-Türkçesini otelde unutmuşum.
Yahu otel dediği Portrehouse’ye (Şiirevi’ne) 200 metre zaten.
…
“Koko Struga Neyma Druga” Evet, Haklısınız
Hazır Struga’dan söz etmişken Struga’dan devam edelim:
Struga gerçekten bir yeryüzü cenneti. Zaten Makedonca meşhur bir ata sözü var: Koko Struga, neyma druga!
Türkçesi mi? Açıklayayım: Dünyada Struga gibi güzeli yok!
Gerçekten de doğru. Harika bir doğa, yeşil ve mavinin izdivacı. Huzur, sükûnet.
Prof. Dr. Mustafa İsen’in öncülüğünde, bir nevi Struga’dan esinlenerek kurulan, yirmi beş senedir de devam eden Sapanca Şiir Akşamları’nın ilkinde, 9 Haziran 2001 tarihinde, nefis bir şiir ve göl akşamında, bin kişiye şiirlerini seslendiren şairlerden Faik Baysal’ın sahneden söyledikleri bugün gibi aklımdadır: Hiçbir şiirin kendisi, bizatihi Sapanca Gölü’nün kendisi kadar güzel olamaz!
Katılıyorum üstadım, evet olamaz!
Olamadı.
…
“Bu Konuyu 480 Sene Sonra Konuşabilir miyiz?”
Yaklaşık yirmi bir bin nüfuslu Struga’nın on beş bini Ortodoks Hristiyan Makedon, beş bin kadarı Müslüman Arnavut, bin-bin beş yüz kadarı da Müslüman Türk.
Struga’da bir elektrik mühendisi Türk tanıdım. Tanıdım ve sevdim: Adnan Lapo.
Adnan Abi anlatmıştı, bir gidişimde. 2007 olmalı sene. Makedonyalı bir tanıdığı ile kahve içerken, sormuş:
-Adnan, Makedonya mı büyük devlet, Türkiye mi?
Bizim Lapo’nun kafası atmış tabii. İstifini bozmadan cevap vermiş:
-Biz sizi 495 sene yönettik. Siz bizi daha on beş yıl. 480 sene daha geçsin, ondan sonra konuşalım bu konuyu, olur mu?
Evet, hadise budur, buncadır, bu kadardır.
Başka söze hacet yok.
…
“Türk Bayrağının Gölgesi Bize Yeter!”
Gostivar, Kırcaali gibi, adeta 82’inci Türk vilayetidir. Kuzey Makedonya’da en çok Türk’ün yaşadığı, Müslüman Arnavut ağırlıklı bir şehir olmasına rağmen, sokaklarında sofralarında hemen herkesin Türkçe konuştuğu bir şehir.
Galatasaray 2000 senesinde UEFA şampiyonu olduğu zaman, şehir ileri gelenlerinin 750 kişilik salon tutup düğün yemeği verdiği, halayların çekildiği, üç hafta süreyle Türk bayrağı ve Galatasaray flamalarının yüz bin nüfuslu şehrin sokaklarını süslediği şehir, Gostivar.
Gosti Makedoncada misafir demekmiş, var da Türkçeden geçmiş, bildiğiniz var. Gostivar, misafirperver şehir demek gerçekten. Bihakkın da öyledir. En az yirmi kez şahit oldum, şahit olduk buna.
Bir otobüs bir gidişimizde Gostivar bitişiğin deki Yukarı Banisa Türk köyünde, Abdülmecit Nureddin’lerin geniş bahçesinde, beş komşunun bir araya gelerek biz kırk kişilik bir ziyafet çektiklerini, beş çeşit çorba, beş çeşit ana yemek, beş çeşit börek, beş çeşit tatlı, beş farklı içeceklerle üstelik… Dev Türk bayrakları ve davul zurnayla bizi karşılayışlarını nasıl unutabiliriz?
Şimdilerde, Avrupa’da tek Türkçe eğitim veren 500 öğrencilik Gostivar Vizyon Üniversitesi’ni kuran Prof. Dr. Abdülmecit kardeşimin (ki benim tabirimle Makedonya fiili başbakanı) kafilemizle veda ederken otobüsteki göz yaşartan konuşmasını nasıl unutabiliriz:
-Siz güçlü olun yeter ki, Türk bayrağının gölgesi burada bize yeter! Ve unutmayın, Türkiye hapşırsa biz burada grip oluyoruz!
…
Batı Trakya’da Hoş Geldiniz Yağmuruna Yakalandık
2013 yılı sonbaharı. Edirne Valisinin Balkan Danışmanıyım. Trakya Üniversitesi Öğretim Üyesi can dostum Rıfat Gürgendereli ile Yunanistan Gümülcine’deyiz. Bir öğrencisi davet etmiş, Rodop eteklerindeki Domruk (Tomruk) Köyü’ne. Akşam saatlerinde köye ulaştık. Köy kahvesine girdik.
Aaa o da ne? Köy kahvesinde Türk Televizyonu TRT1’deki 20.00 haberlerini izliyor herkes, can kulağıyla.
-Selamün aleyküm!
Herkes ayağa kalktı, bir hoş geldiniz yağmuru başladı ki dinmesi sanki beş dakikayı buldu. İstisnasız herkes hoş geldiniz dedi bize. Yani köye gelen iki misafire.
Sanki Kütahya Emet’te, Eskişehir Mihalgazi’de, Bolu Göynük’te, Sakarya Taraklı’da, Antalya Akseki’de bir dağ köyündeydik. Yüzler sesler bakışlar aynıydı.
Ve ilginç bir şey daha öğrendik o akşam: Batı Trakya’da Rodop eteklerindeki 116 Türk köyünde, milletimiz Yunanistan’da bakanlar kim, başbakan kim, Cumhurbaşkanının adı ne, hiçbiri bilmiyor. Merak da etmiyorlar. Varsa yoksa Türkiye, Galatasaray Fenerbahçe Beşiktaş.
Evet; Batı Trakya budur, böyledir, bu kadardır. Tıpkısının aynısı.
Haftaya: Gagauz Yeri Türk Devleti’nin Kuruluş Öyküsü

Prizren, Akdere, Taşköprü, Sinan Paşa Camii. 2013

Kuzey Makeodnya’nın güneyindeki Ohri Gölü kıyısında 1962 yılından bu yana Struga Şiir Akşamları düzenleniyor.

Kuzey Makedonya Gostivar’da Mustafa Kemal Atatürk İlköğretim Okulu önündeyiz. 6.1.2014

Yunanistan Gümülcine’de Sultan 2. Abdülhamit’in eser Saat Kulesi ve Saat Camii. 2013

Edirne ekibi olarak Yunanistan Gümülcine Türk Gençler Birliği Başkanı Koray Hasan ile beraberiz. 2014
KAYNAK: YENİ SAKARYA GAZETESİ