Şehrin tam merkezinde tarihi bir mekân. Gözlerden ırak, gönüllerden ırak, kimsesiz, en acısı da ilgiden ırak; bir tarihi eser. Yazının başlığından hangi tarihi mekânı anlatmak istediğimi anladınız mı bilemiyorum. Yalnız acı olan bir durum var yazıda. Yazıdan daha ziyade makûs Sakarya tarihinde. Sakarya tarihinden daha buruk acı olan ise yaşadığımız şehre ve şehrin tarihine ne kadar yabancı olduğumuz.

Sakarya’da hem de Sakarya’nın merkezi diyebileceğimiz bir yerinde tarihi bir hamam bulunuyor. Bu satırları okurken kimilerimizin zihninden, tarihi bir hamam mı var diye bir soru geçtiğini hisseder gibiyim. Evet, sevgili okurlarım Sakarya da Osmanlı Döneminden kalma tarihi bir hamam var. İşin ilginç tarafı bu hamam hala ayakta ve Cumhuriyet döneminde de bu hamam hizmet vermiş. Sakarya da az olan tarihi dokuların bilinmeyişinden dolayı ilk defa, sanatçı Gönül Yazar’ın seslendirdiği şu şarkının sözleri geliverdi aklıma. Gurbet içimde bir ok/ Her şey bana yabancı/ Hayat öyle bir han ki/ Acı içinde hancı.

Uzaklarda aramayın bu tarihi hamamın yerini. Karaağaçdibi’nden Kuyudibi istikametine doğru giderken İnönü Caddesi üzerinde soldan 4 ya da 5. sokağa girin, 10-15 metre içeride sol tarafta. Birileri akıl etmiş de sokağın adını “Hamam Sokak” diye koymuşlar. Sokağa bu ismi verenlere müteşekkiriz elbette. Hamam, konut alanları içinde sıkışıp kaldığından dolayı sokağın girişinden görmek pek mümkün olmuyor. Sokağa “Hamam Sokak” ismini verenler kahverengi bir tabela koymuş olsalardı belki daha çok insan görecek ve ziyaret edecekti tarihi hamamı. Belki akıllarına gelmemiştir. Bu yazıdan sonra kahverengi bir tabela koymayı düşünürler.

Tarihi mekânlara da çok ilgili bir toplum olmadığımızdan olsa gerek yalnız bırakmışız bu güzide tarihi yapıyı. Yalnız bırakmak yetmemiş, bu tarihi mekânın önüne kamu eliyle ucube bir yapı ekleyivermişiz geçmiş dönemlerde. Bugün hala Aile Sosyal Politikalar İl Müdürlüğüne bağlı olarak “Şiddeti Önleme ve izleme merkezi” olarak hizmet veriyor bu ucube yapı. Üstelik yapının bitim alanı tarihi hamamın neredeyse duvarlarının üzerine yapılmış. Geçmiş dönemlerde hangi mantıkla yapılmış anlayabilmek oldukça güç. Ya da benim kapasitem böyle bir yapılaşmayı anlamaya yeterli gelmiyor olabilir.

Türk-İslam eserlerinin alınlık kısımlarında tarihi eseri tanımlayan ve anlatan kitabeler bulunur. Millet Hamamında böyle bir kitabe bulunmuyor. Bunun farklı nedenleri olabilir. O tarafına girmeyeceğim elbette. Fakat Osmanlı kayıtlarında Adapazarı Beldesinde şimdilerde Sakarya Mahallesi diye geçen bir mahallede ismi de yok. Sakarya İlinde Sakarya Mahallesini ilk duyduğumda garip gelmişti bana. Sakarya da Sakarya Mahallesi… Biraz işin içine girince mahallenin adının 1960’lı yıllara kadar Peşkirci Kebir Mahallesi olduğunu öğrendim. Daha önce duyanınız oldu mu bu mahalle ismini bilmiyorum. Fakat çok da ihtimal vermiyorum. Ne kadar buruk bir acı değil mi 50-60 yıl öncesini hatırlamamak. Bir insan ömründen bile daha kısa bir süre. Peşkir, hamamlarda kullanılan havlulara verilen isim olduğundan yola çıkarsak ne kadar isabetli olduğu kanısına vardım.

Karaağaçdibi geçmişte Ermeni vatandaşların yoğunlukta yaşadıkları bir mahalle. İhtimaldir ki bu hamamda geçmişte Ermeniler tarafından işletiliyordu. Hamamla ilgili 1910 lu yıllarda ahlaksız davranışların yaşandığı bir yer olması nedeniyle önemli reddiyeler olmuş. Vakıfların kayıtlarında “Millet Hamamı” diye bir kayıt yok. Ya adı değiştirilmiş ya da başka bir şeyler. Adını ne zaman ve kim tarafından “Millet Hamamı” diye verildiğine de henüz ulaşamadım. Belki okuyucularımdan bilenler bu konuda bizi de bilgilendirebilir. Fakat şunu biliyoruz. 1923 mübadelesi sonrasında Selanik’ten gelen Türklerin bir kısmı bu mahalleye yerleştirilmiş. Bunlara Cumhuriyet dönemi kayıtlarından ulaşmak mümkün.

Millet Hamamının mimari özelliklerine bakıldığında tipik bir Türk Hamamı görüntüsü olduğunu fark edebilirsiniz. Soyunmalık, ılıklık, sıcaklık ve su deposu arka arkaya dizilmiş olup sıcaklık merkezinde bulunan göbektaşı köşegenlerinde oda şeklinde halvetlikleriyle geleneksel Türk Hamam tipinde yapılmış. Moloz taşlardan örülen duvarların arasına pişmiş tuğladan yapılan örgüler ayrı bir hava katmış. Taşların arası horasan sıvasıyla doldurulmuş. Büyük bir ana kubbenin etrafında yapılmış güzel bir hamam. Bugünlerde tadilat çalışmaları var. Oldukça uzun sürdü çalışmalar. Daha da uzayacağa benziyor. Çünkü henüz yarıya bile gelinmemiş. Tadilat bitince Adapazarı Belediyesine devredileceği ve belediyenin burasını müze olarak kullanacağı konusunda duyumlar alıyoruz. Çok isabetli olur. Bu tarihi bina müze olursa hem kendisini korumuş olur hem de Adapazarı ihtiyacı olan bir müzeye kavuşmuş olur.

Buraya kadar yazıyı okuduk. Zannımca bundan sonra hepimize bir görev düşüyor. Müsait bir zamanda çocuklarımızın elinden tutup bu tarihi mekânı dışarıdan bile olsa görmeye gitmek olmalı herhalde.

Recep SARIHAN

[email protected]

Kaynak: Yeni Sakarya gazetesi