Toprakları bereketlendirenler birazda içinde yatanlardandır. Medine’ye değer veren en değerli kişinin Allah Resulü olduğu konusunda kimsenin şüphesi yoktur. Uhud, Hz Hamza ile Musab bin Ümeyr ile Hanzala bin Amir ile şeref kazanmıştır. İstanbul’a değer katanların içinde Eyüp El Ensari’yi saymasak olmazdı herhalde. Sakarya’ya değer verenlerin başında Osman Biz Zeyd gelir elbette. Değerini bilenler için.

Kimdir Osman bin Zeyd? Konuyla ilgili kaynaklarda net bilgilere ulaşmak mümkün değil. Daha çok rivayetler üzerinden ulaşabiliyoruz hayat hikâyesine. Rivayetlere göre Halid biz Zeyd’in (Eyüp Sultan) kardeşi, amcası ya da amcaoğludur. İsimdeki benzerliğe bakılırsa kardeş oldukları daha akla yatkın geliyor.

Osman Bin Zeyd, Kaynarca yolu üzerinde, Adapazarı’ndan Kaynarcaya giderken yolun hemen sol yanında, ebedi istinatgâhında, Emirdağ Mezarlığında yatıyor. Geçmiş dönemlerde Adapazarı Belediyesi tarafından yapılan tek kubbeli, yeşil renkli türbesinde. Türbenin çevresinde, türbedarlığını yapanın ve akrabalarının kabirleri bulunuyor. Uzun servi ağaçlarının dibinde ziyaret edenlere geçmişten günümüze kadar huzurlu bir ortam sunmaya devam ediyor.

Okuyucularımızın aklına şu sorunun geldiğini ve bizlere sorduğunu duyar gibiyim buradan. Buraya kadar iyi de sahabe kabrinin Sakarya topraklarında, Emirdağ Mezarlığında ne işi ola ki? Elbette sorulması gereken bir soruydu bu soru.

Allah Resulü tüm inananlara bir hedef koydu hayattayken. “İstanbul elbette fetholunacaktır; onu fetheden kumandan ne güzel kumandan, onu fetheden asker ne güzel askerdir.” Bu ilahi hedef doğrultusunda inanan insanlar Allah Resulünün vefatından kısa bir süre sonra İstanbul üzerine seferler düzenlediler. Bu seferlerin ilki 668 yılında karadan yapıldı. Şam’dan çıkan İslam ordusuna diğer İslam beldelerinden katılanlar oldu. Bu orduya katılanların başında peygamber efendimizi altı ay boyunca evinde misafir eden Halid Bin Zeyd (Eyüp Sultan) ve kardeşi Osman Bin Zeyd de vardı. İslam ordusunun İstanbul’a ulaşması için Sakarya il sınırlarından geçmesi gerekiyordu. Aylarca süren yolculukta hastalananların, ölenlerin olması olabilecek durumlardandı. Osman Bin Zeydi’nde bu sefer sırasında hastalanıp bu belde de vefat etti. Ardından bugünkü Emirdağ Mezarlığının bulunduğu yere defnedildi.

Buraya kadar her şey normal. Bundan sonrası ise anlaşılması güç bir durum. Sakarya da Osman Bin Zeyd’in kabrini bilenlerin sayısı çok sınırlı. Bazen şehir dışından ziyarete gelenlere şahit oluyorum. Fakat bu şehirde yaşayan insanlara sahabeyi sorduğumda bilmediklerini belirten cevaplarla karşılaşıyorum. Bu duruma biraz da hayret ediyorum. Sakarya’dan neredeyse her hafta farklı firmalarla İstanbul’da ki sahabe kabirlerine ziyarete gidiliyor. Allah kabul etsin, elbette gidilsin. Burada yanlış olan kendi yanındakini göremeyenlerin uzakları görmeye çalışmasıdır. Fakat nasıl görecekler? Daha bir yıl öncesine kadar yakın çevresinde bile türbeyi gösterecek tabelası yoktu.

Geçtiğimiz günlerde bir dostumla görüşüyordum. Söz dolaştı geldi Osman Bin Zeyd hazretlerine. Konuştuğum dostum belli kemale ermiş, kültür eviyesi yüksek bir insan. Konuşma arasında, Emirdağ Mezarlığında sahabenin olduğunu duymuş. Bu ifadenin ardından devam etti: “Bu bilgiyi duyduktan sonra beklemeden kalkıp gittim. Türbeyi ziyaret ettim.” Burada sorun ziyaret edip etmeme değil. Tam aksine bizim insanımız ziyaret konusunda bazen haddi aşıp farklı yöntemlere başvurabilirler. Buradaki sorun, yaşadığımız yere değer katacak bir sahabeyi insanımıza anlatamayışımız ve konuyla ilgili yeterince çalışma yapamayışımızdır.

Belki de burada araştırma yapma konusunda şehrimizde bulunan İlahiyat Fakültesine, Sakarya Müftülüğüne görev düşüyor elbette. Tanıtım konusunda, kültür alanında kalem oynatan bizlere, şehrin belediyesine, şehri gezdiren turizm firmalarına, milli eğitim il müdürlüğüne, kültür turizm il müdürlüğüne ve daha nice kurum ve kuruluşa görev düşüyor. En çok da biz ebeveynlere görev düşüyor. Bir gün çocuklarımızın elinden tutup “Gel yavrum; şurada bir sahabe kabri varmış. Birlikte ziyaret edelim” diyebilmemiz gerekiyor. Sakarya’da yaşayanlar olarak bu adımları attıktan sonra göreceksiniz, Osman Bin Zeyd bu şehre daha çok katkı sunacak. Allah mekânını cennet eylesin.

Ne güzel söylemiş değil mi bayrak şairi Arif Nihat Asya. Tam da bizim konumuzla alakalı. Osman Bin Zeyd için yazılmış gibi.

Şehitler tepesi boş değil,
Biri var bekliyor.
Ve bir göğüs, nefes almak için;
Rüzgar bekliyor.
Türbesi yakışmış bu kutlu tepeye;
Yattığı toprak belli,
Tuttuğu bayrak belli,

Recep SARIHAN

[email protected]

Kaynak: Yeni Sakarya gazetesi