Bir insan düşünün. Bir şehirde o insanın adı bir mahalleye, bir sokağa, bir camiye ve bir okula verilsin. Fakat bu kişi hakkında sokaktaki insanların birkaç kelimeyle bile olsa anlatabilecekleri bilgileri olmasın. Size de garip gelmiyor mu? Bu garabetin yaşandığı şehri uzaklarda aramayın sakın. Tam da içinde yaşıyoruz. Hakkında birkaç küçük çalışmanın haricinde araştırma yapılmamış bir tarihi şahsiyet. Anlatmak istediğim kişi adının mahalleye, sokağa, camiye ve okula verildiği Kara Osman’dan başkası değil.

Bu yazımda sizlere Kara Osman’ın hayat hikâyesini anlatmayacağım elbette. Belki ilerleyen zamanlarda. Sizlere ilk defa İstanbul’un İngiliz donanması tarafından işgal edilmesi ve Adapazarı Ayanı olarak görev yapan Kara Osman’dan zamanındaki ismi Kara Osman Ağa olan tarihi şahsiyetin işgale karşı verdiği mücadeleden bahsedeceğim. Tabi ki siz okuyucularımı derin tarihi bilgilerle yormadan.

İmparatorluğun zor zamanları. Devletin başında 3. Selim var. Yıl 1807. İngiliz gemileri Çanakkale Boğazına takılmadan kolayca geçiyor serin boğaz sularını. Osmanlı Sultanlarının oturduğu Topkapı Sarayının tam da karşısında bulunan, saraya yaklaşık on kilometre uzaklıktaki Kınalı Ada sahillerine demirliyorlar. İngiltere Hükümeti adına Osmanlı Devletinden bir kısım istekleri var İngiliz Donanmasının. Tek tek istek maddelerine girmeyeceğim elbette. Fakat maddelerden birisi dönemin siyasi stratejisi açısından önemli. Fransız Büyükelçisi Sebastianinin İstanbul’dan kovulması.

Bu talepten sonra Fransız Büyükelçisi Sebastian’ın Osmanlı Sultanına verdiği cevap çok düşündürücü elbette. “İngilizlerin isteklerini kabul ederseniz devletinizin itibarını yok edersiniz. Yokedilen itibar bir daha kazanılamaz. Fakat İngilizlerin isteklerini kabul etmezseniz İstanbul’u topa tutarlar. Şehrin birçok yerinde yangın çıkar. Yangını da söndürürsünüz.” Üçüncü Selim bu cevaptan sonra devletin itibarından yana tavır alıyor ve İngiliz işgal güçleriyle savaşmaya karar veriyor. Savaş kararından sonra yaptığı ilk işlerden birisi İstanbul’a yakın olan şehirlerin ayanlarından askeri yardım istemek. Bu şehirlerden birisi de elbette Adapazarı’dır. Dönemin Şile Ayanı Uzun Hasan Ağa, İznik Ayanı Mustafa Bey, Gebze Ayanı Bayraktar Ağa ve Adapazarı Ayanı Kara Osman Ağa ordularıyla birlikte İstanbul’un savunması için yardıma koşuyorlar.

Kara Osman Ağa, geçmişte Yeniçeri Ocağında görev yapmış; zağarcıbaşı rütbesine kadar yükselmiş önemli bir asker. Savaşı ve savaşmayı bilen birisi. Emrinde de iyi savaşçı birliği bulunmakta. Birliğini İngilizlerin konuşlandığı Kınalı Ada’nın tam karşısına Fenerbakçe-Kadıköy Sahillerine yerleştiriyor. Bizi ilgilendiren can alıcı kısmı bundan sonra başlıyor ve bundan sonrasını yazılı kaynaklardan ziyade sözlü rivayetlere dayandırarak yazıyoruz. Kara Osman Ağa, askerliği iyi bilen ve gözü kara bir yiğit. Hırslı, gözünü budaktan esirgemeyen bir asker.

Kara Osman Ağa, kendisine verilen görev gereği İngilizlerin kontrol ettiği Kınalı Adaya asker çıkardı. İngilizlerle ciddi çatışmaların içine girdi bu çatışmalar esnasında belki de savaşın seyrini derinden etkileyecek bir kişiyi esir aldı. Kara Osman’ın esir aldığı bu özel kişi İngiliz Amiral Duckwogl'un oğluydu. Bu esir savaşın bitirilmesinde ve İngilizlerin şehrin kuşatmasının kaldırılıp geri gitmelerinde önemli etken oldu. Elbette bu kararda Kara Osman Ağa’nın hamlesi ve esir aldığı kişi önemliydi.

İngilizlerin ilk İstanbul’a yapmış oldukları işgal girişiminde bizleri gururlandıran birazda düşünmeye sevk eden diğer bir olay ise bu işgale halkın yapmış oldukları katkılardır. İşgal süresince boğazın silahlandırılmasına halk kayıklarıyla silah taşıyarak destek verdi. Devletin dağıttığı silahlarla günlerce siperlerde hazır bekleyerek şehrini korumaya çalıştı. Özellikle Kınalı Adada yaşayan Rum vatandaşların İngilizlere karşı verdiği mücadele takdire şayandır. Aynı zamanda bizleri biraz düşünmeye sevk etmelidir.

Bu yazımdan sonra birçok insanımızın aklına söyle bir soru gelebilir elbette. Şimdi bu konuya neden değinildi? Efendim, toplumları millet haline getiren en önemli unsurlardan birisi ortak tarih anlayışıdır. Bu tarih kimi zaman şehrimizden çıkan birisinin kahramanlıklarıyla şekil alabilir. Kimi zaman şehrimizi derinden ilgilendirebilir. Kimi zamanda bizleri bir potada millet olmamızın önünü açabilir. Bu yazıdan sonra sizleri Yorgalar Mezarlığında bulunan Kara Osman Ağanın mezarını ziyaret etmeye ve ruhuna Fatiha okumaya davet ediyorum, ne dersiniz?

Selam olsun bizlere bu toprakları vatan olarak bırakanlara. Selam olsun bu toprakları gelecek nesillere vatan bırakabilmek için yardan ve serden geçenlere.

Recep SARIHAN

[email protected]

KAYNAK: YENİ SAKARYA GAZETESİ