Toplumu rahatsız eden konulara çözüm bulmak için uzmanlar çalışmalar yapmakta , çareler üretmekte,fakat tavsiyeleri herzaman herkese ulaşamamaktadır. Okulların açıldığı bu hafta içinde ,çocuk eğitimiyle ilgili faydalı birşeyler duyurmak gayesiyle uzman görüşlerini toplayıp sunma arzusu ile aşağıdakileri derledik..
***
Geçtiğimiz aylarda Cumhurbaşkanına giden öğrencilerden birinin arabasının Jaguar marka olması üzerine çocukların ,kaç yaşında nelere sahip olmalarının daha doğru olacağı üzerine fikirler yürütüldü.. O çocuk ve ailesi ,bunu zaten reklâm olsun diye yaptı ama konu sadece araba değil ,sokaklardaki, kafelerdeki gençlere, hatta küçük çocukların ellerindeki cep telefonlarına, taşıdıkları çantalara ve en önemlisi konuşmalarına bir bakın. Tartışılması gereken; çocuklara ve gençlere zamanı gelmeden alınan eşyaların ve izin verilen davranışların, onların gelişimine ve topluma nasıl zarar vereceği olmalıdır. Prof.Bengi Semerci şunları anlatıyor :23 yaşındaki oğlu için gelen anne şikâyet ediyor: "Doğru dürüst okumadı ama okul bitti. Şimdi de iş beğenmiyor. Bulduğumuz işlere 'yorucu, bana yakışmaz, bu paraya çalışılır mı' gibi gerekçelerle gitmiyor. Bütün gün evde. 'Onu getir, bunu al' şeklinde emirler veriyor. Yapmak istemediğimizde 'Beni doğurdunuz, yapmak zorundasınız, çocuğunuz değil miyim?' diyor. Direnirsek üstümüze yürümeye başlıyor. Artık korkuyoruz. Ne yapabiliriz?" ... Bir başka anne,benzer şeyleri henüz 16 yaşındaki oğlu için anlatıyor. Her sabah özel şoförün okula götürdüğü, haftalık harcaması asgarî ücretten fazla olan, kredi kartı ile istediğini alabilen ve bunların az olduğunu, okulu nasılsa bitireceğini, babasının işinin onu beklediğini ve bu nedenle gençliğini çalışarak geçirmesinin anlamsız olduğunu söyleyen, sabahlara kadar barlarda gezen, kızdığı zaman kendisine küfür eden, el kaldıran bir çocuk. Bir baba, 14 yaşındaki çocuğunun kendisini yaraladığını ağlayarak anlatıyor ve benzer bir öyküyü aktarıyor. Hepsinin son cümlesi benzer: "Doğduğundan beri bir dediğini iki etmedik, koruduk, sevdik. Hiçbir şeyini eksik bırakmadık. Niçin böyle oldu?" Çevreye ve kendine zarar verici davranışları olan, herkesin kendisine borçlu olduğunu düşünen ve bu nedenle isteklerinin hemen ve eksiksiz yerine getirilmesini bekliyen, yapılmadığı zaman saldırganlaşan, emek sarfetmeyen, sorumluluklarını yerine getirmeyen kişileri 18 yaşın altındalarsa 'davranış bozukluğu'yla, üstünde ise 'antisosyal kişilik bozukluğu'yla tanımlıyoruz. Yaygın olarak bilinen adı ile bu kişilere 'psikopat' deniyor.. Son yıllarda bu sorunla ilgili başvurular giderek artıyor. Bu artışın en büyük nedeni; çocuk yetiştirme biçimimizdir.
SORUMSUZ VE DOYUMSUZ ÇOCUK
Doğduğundan beri bir dediği iki edilmeyen, yaşı ile uyumlu olup olmadığına bakılmayıp her istediği yapılarak yetişen bir çocuğun; sorumluluk sahibi, kanaatkâr, çalışarak kazanmanın erdemine inanan, bir şeyleri elde etmek için emek sarf etmesi gerektiğini bilerek çalışan bir insan olmasını beklemek mümkün mü?Avrupalı ve Amerikalı aileleri ‘çocuklarını tatilde çalıştırıp para kazanmalarını istiyorlar' diye kötüleyenler akıllarını başlarına alsınlar.. *** Çocukları sevmekle onları doğru yetiştirmek arasındaki farkı anlamaya yardımcı olur diye aşağıdaki belge, ABD Houston Polis Müdürlüğü tarafından hazırlanıp kentteki tüm evlere ve okullara dağıtılmış
Geleceğin Psikopatlarını Yetiştirme Yolları : -Daha küçükken çocuğa istediği her şeyi vermeye başlayın ! Bu şekilde , herkesin onun geçimini sağlamak zorunda olduğuna inanacaktır.
- Kötü sözler söylediği,küfür ettiği zaman gülün ! İleride eşine, çocuklarına,etrafına ayni şekilde konuşup rahatlar,içine atmaz.. - Ona düşünmeyi ve beynini kullanmayı hiç öğretmeyin! Sonra büyüyünce ‘beceriksiz oldu,kendi kararlarını, kendisi veremiyor’ diye üzülün !
- Yerde bıraktığı her şeyi kaldırın; kitaplarını, ayakkabılarını, kıyafetlerini... Onun her işini siz yapın ki o, bütün sorumluluklarını başkalarına yüklemeye alışsın! - Onun gözünün önünde sık sık kavga edin ki kavgaya alışsın ve aile bir gün parçalanırsa çok fazla üzülmesin.Evlenip üç ay sonra boşanırsa’da sizin sayenizde olmuş olur..
- Ona istediği kadar bol harçlık verin ki hiçbir zaman kendi parasını kazanmanın ne olduğunu öğrenmesin.Bola alışsın..Helâli haramı da sakın öğretmeyin ki darlandığı zaman üzülüp sıkılmadan, ordan burdan ayarlasın. - Yiyecek, giyecek ve konforla ilgili bütün arzularını yerine getirin ki, istediklerine ulaşmak için çalışmak gerektiğini öğrenmesin.
- Komşulara, öğretmenlere, polislere karşı daima onun tarafını tutun .Haksız ve Suçlu da olsa isyan etmeye,diklenmneye alıştırın.Suçunu kabul edip utanmaya alışmasın.Hem suçlu hem güçlü olsun... -Halka açık yerlerde, alışveriş merkezlerinde,market,pastane, otobüs gibi kalabalık yerlerde çığlık çığlığa bağırmasını,şımarmasını ,patır patır ses çıkarıp koşmasını hoş karşılayın..(Büyük alışveriş merkezlerinde çalışan kişilere allah sabır versin,çocuk çığlıkları binaları çınlatıyor ve orada çalışanlar bütün gün bunu dinlemek zorundalar) -Suç işlerken yakalanan kişi ister çocuğunuz olsun ister toplum liderleri, kulüp başkanları olsun,onlara kızmayın, onları suçüstü yakalayanlara kızın,’’neden başkalarını değil de bizi yakalıyorsunuz’’ deyin, ’’siz bize düşmanmısınız’’ deyin, çocuğunuz bunları görerek ve duyarak büyüsün.. İleride o da suçluya değil yakalayana kızsın. -Hayvanların kuyruğuna teneke falan bağlarsa,köpek yavrusunun boynuna ip bağlayıp çekeleyip sürüklerse gülüp geçin..Onların merhamete muhtaç canlılar olduğunu sizinkinin kafasına sokmayın.. İleride havalı tüfekle kedi köpek vurup daha büyüyünce de ayı veya geyik avlamaya gider.. - Bütün bunları ve benzerlerini yaparak yetiştirdiğiniz çocuğunuz bir gün suç işlerse sebep sizsiniz, kendisinden özür dileyin . Ama onu felâket dolu bir hayata hazırladığınız için de kendinize ‘’yazıklar olsun’’ demeyi ihmal etmeyin . Doç.Dr.Ömer Özkan bunlara bir ekleme yapıyor :-Rusyada bir şirkette yönetici olan yeğenimin naklettiği bir Rus atasözü malesef şöyle "Bir çocuğun her dediğini yaparsanız bilin ki bir domuz yetiştiriyorsunuz ". ABD’de anne ve babalar,aralarında anlaşarak haftanın bir veya iki günü çocuk ne isterse ona "HAYIR" diyorlar. Tahammül etmeye alıştırıyorlar.. Red edilmeyi öğrenmesini istiyorlar.. Uzun lâfın kısası : Tam okulların açıldığı hafta yayınlama fırsatı bulduğumuz yukarıdaki yazıdan çıkan sonuca göre ; uzmanların görüşü ,’kendinize, ailenize ve topluma bir " BELÂ " yetiştirmek istiyorsanız çocuğunuzun her istediğini yerine getirin ve dur-sus-yapma-otur-ayıptır-günahtır demeyin ’ şeklinde.. !