Adapazarı Güneşler’deyiz. Necdet Tömekçe ile Tömekçe ailesi üzerine sohbete başlıyoruz. Adapazarı gibi hızla eşrafını kaybeden bir şehirde, ressam heykeltıraş Mustafa Tömekçe gibi ulusal bir sanatçı, 1950’lerde fabrika kurmuş, ayrıca iki de belediye başkanı çıkarmış, ilimizin güzel ailelerden birisi de Tömekçeler. İstedik ki bu güzel aileyi yakından tanıyalım. En büyük dedenizden başlayalım. Fahri abi, sizi zaten çok iyi tanıyoruz. Ailemizle alakalı hem bugün hem de daha önce sizinle bu tür sohbetlerimiz oldu. Ailemize ne kadar değer verdiğinizi de biliyoruz. Öncelikle bugün yine burada olup aile geçmişimizle alakalı ve amcamız ressam Mustafa Tömekçe ile alakalı program yaptığınızdan dolayı da teşekkür ediyorum. Yeni Sakarya Ailesine de çok teşekkür ediyorum. Tabii daha önce aramızdan ayrılan büyüklerimize, babamız, dedemiz, dedemizin babasına da Allah'tan rahmet diliyorum.

Abdi Tömekçe'nin en büyük torunu Talat Tömekçe’nin oğluyum. Ben Necdet Tömekçe. Ticaretle ve taahhüt işleri ile iştigal ediyorum.

Dedemizin babası Abi Ağa, Kandıra'nın Nefsi Yadeş köyünde 1311 tarihinde yani 1895 tarihinde doğmuş. Annesini babasını neredeyse hiç hatırlamıyor. Çok genç yaşlarda ayrılmış.

İlginç, Kandıra Yadeş Köyü, ünlü bestekâr Amir Ateş’in de doğup büyüdüğü köydür. Ünlü bestekâr Amir Ateş’i biliyordum da büyük dedemle aynı köyden olduklarını bilmiyordum. Adapazarı Güneşler Köyüne, temele girme deriz biz, iç güveysi olarak gelip, Göktepe Köyünden gelme Kartal Mustafa'nın kızıyla evlenmiş. Biz haminne deriz. Dedemin annesinin adı, yani haminnemizin Nuriye. O da 1331 yani 1895 doğumlu. Nuriye Haminnemiz, Abdi dedemizle evlenmiş. Nuriye Hanım, o zamanlar hem Göktepe Köyünde hem de Güneşler’de, burada evi ve arazileri olan Kartal Mustafa’nın kızı.

Muhtemelen sene kaçtır? Fahri abi, zannedersem sene 1912-13 olmalı. Abdi-Nuriye Tömekçe çiftinin en büyük çocuğu, benim de dedem olan Hüseyin Tömekçe, 1330 doğumlu. Yani 1914 yılında doğmuş. Abdi Dedemizin Nuriye Haminnemizle evliliği, muhtemelen, o tarihten bir-iki sene önce olmalı. İlk çocukları 1914 senesinde doğuyor. Apti Dedemiz, aynı sene I. Dünya Savaşı çıkınca, daha on dokuz yaşında Osmanlı Ordusuyla Bağdat cephesine savaşa gidiyor. O meşhur Kut’ül-AmareZaferinde savaşıyor. Zaferin ardından gazi olarak dönüyor eve. Daha sonra 1919-22 arası İstiklal Harbi’ne de katılıyor Apti dedemiz. Afyon Dumlupınar Cephesi gazilerindendi. Sakarya İstiklal Savaşı Mücahit ve Gazilerini Anma ve Yaşatma Derneği Başkanlığı da yaptı senelerce.

Ne güzel. Apti-Nuriye Tömekçe çiftinin çocuklarını sayar mısın bize? Apti Dedemizin dört oğlu oluyor. Kızı yok. En büyüğü Hüseyin Tömekçe, 1914 doğumlu. Benim dedem. Daha Şükrü Tömekçe, 1916 doğumlu. Ondan sonra Mustafa Tömekçe, 1921 doğumlu. Ressam heykeltıraş. Ondan sonra da Selahattin Tömekçe, 1926 doğumlu.

Peki Hüseyin Tömekçe’nin çocuklarını anlatır mısın?​ Dedem Hüseyin Tömekçe’nin üç çocuğu var. İkisi erkek, biri kız. En büyükleri babam Talat Tömekçe. Kardeşi Nihat. En ufakları da Nermin Halamız. Babam 1935 doğumluydu. Amcam 1937’liydi. Halam da 1941’li diye biliyorum.

Şükrü amcanın sülalesi? Şükrü Tömekçe’nin de aynı şekilde dört oğlu var. En büyükleri Ferhat, rahmetli oldu. Mithat, İstanbul’da avukat. Halen sağ, şükür. Şeref, inşaat mühendisi, o da rahmetli oldu. Bir de Şerafettin. Şerafettin Abim de sağ, şükür.

Evin üçüncü oğlu Mustafa Tömekçe’nin? Mustafa Tömekçe'nin üç oğlu var. Biraz erkek ağırlıklı bir sülaleyiz biz. Yani erkek ağırlıklıyız. Orhan Abim rahmetli oldu. Mimar olan Erhan, işletmeci olan Sinan var. Sağlar şükür.

Ailenin dördüncü çocuğu Selahattin’in?

Selahattin Tömekçe'nin dört çocuğu var. Üç oğlan bir kız. Sırayla, Yavuz, İrfan, Özkan. Sülalede bir kız evlat özlemi varmış bizim. Selahattin Amcamın İrfan ile Özkan arasında bir kızı olmuş: Serhan. Biz ona Seyran diyoruz. Büyük dedemiz Abdi Ağa’nın dört oğlundan on dört torunu var. İlginçtir, torunlarından on ikisi erkek, ikisi kız. Biri Nermin Halam, biri de Serhan Ablam.

Abdi Tömekçe’nin hayata atıldığı, Cumhuriyetin ilk yıllarının Güneşler’ini anlatır mısın bize biraz da Necdet kardeşim? Memnuniyetle Fahri abi. Güneşler Köyü o zaman, küçük, 67 haneli bir köy. Büyük dedemiz Apti Ağa köyün ileri gelenlerinden. Halil Ağalar diye bilinen, Halil İbrahim Sezer var yine, ileri gelen. Sezerler. Fitaş Sinemasına sahipleri. Şu anda Dörtyol’a çıkarken sağdaki Seçkin Otel’in sahipleri. Güneşler’inyerlisi yani bizim gibi yerli Türkleri, Manavları onlar da. Bu iki ailenin haricinde tabii hepsinde bir köklülük var ama yani ağa olarak bilinen işte bu Apti Ağalarla ile bu Halil Ağalar.

Biraz da belediye başkanlığı da yapan babanız Talat Tömekçe’den bahsedelim. Nereden evleniyor Talat Tömekçe? Talat Tömekçe Kuyudibi’nden evleniyor. O zaman cambazlık yapan, hayvan alıp satanSabri Oktay'ın kızı Aynur Hanım ile evleniyor. Annem sağ, başımızda, çok şükür. Babam Talat Tömekçe 1935’liydi. Annem 1942’li. Seksen dördüne girdi. Babamı biraz genç kaybettik, 65 yaşındaydı vefat ettiğinde.

Hangi sene evleniyorlar? Babam 1935, Nihat Amcam 1937’li. Onların düğünleri beraber oluyor. Yani iki gelini birden alıyorlar. Amcam Güneşler’den, kendi köyümüzden Yetimler’in kızı Ayşe yengemle evleniyor. 1959senesi evleniyorlar. Önce Sevinç ablam doğuyor, 1962’de. Bir kız daha gelince tabii ona da çok sevinmişler. Sonra Necdet Tömekçe, ben doğuyorum 1964’te. Sonra küçüğümüz Taner doğuyor, 1970’te.

Büyük dedeniz Apti Tömekçe hangi işleri yapıyor? Apti Tömekçe o zaman çiftçilik yapıyor. Başlangıçta ne kadar arazimiz vardı, bilemiyorum. Sonraları beş yüz dönüm civarında arazimiz oluyor, Güneşler’de, ovada. Ama Apti Ağa, çok çalışkan, aynı zamanda tarımla ilgilenirken çocuklarını da meziyetlerine göre ustaca yönlendiriyor. En büyük oğlu Hüseyin Tömekçe’yi daha çok bu tarla ekimiyle alakalı görevlendirilmiş. Onun bir ufağı ŞükrüTömekçe’yi de imalat ve ticaretle. Ticaret ve Sanayi Odası kayıtlarından belli, 1955 yılında Abdi Tömekçe ve Mahdumları Doğan Kollektif Şirketi Tuğla Kiremit Fabrikasını, yine Güreşler’dekurmuş. Orada görevlendiriyor. Ankara Caddesi ile Hâl Caddesine bakan yaklaşık on dönüm arazi üzerinde. Orada kiremit imalatına başlıyorlar. Kiremit üretiminin toprağı Karadere Köyünden ve Ferizli’den geliyor. Biz biliriz, Karadere’ye dönen yola girilince, sağda bir yerde, o zamanlar orada toprak ocakları vardı. Bir de Ferizli’den; iki yerden getirilirdi toprak. O toprak burada merdaneden geçirilirdi. İçindeki taşlar da kırılırdı. Sakız dediğimiz kıvama getirilirdi. Ondan sonra kiremit basılırdı. Basılan kiremitler önce raflarda kurutulurdu, sonra fırınlanırdı. 1980 yılına kadar da bu imalat böyle devam etti. İyi hatırlıyorum.

Harika bir bilgi. Bu şirketin istikbali? Şu an bu şirket halen faal, aktif olarak devam ediyor. İşte 1955, 2025; yetmiş yıllık bir şirket. Doğan Tuğla Kiremit… 1955’te faaliyete başlıyor. Babamın amcası Şükrü Tömekçe, bu fabrikayla ilgileniyor. Büyük evlat, bizim dedemiz Hüseyin tarımla, bir küçüğü Şükrü fabrikayla, onun de bir küçüğü Mustafa Tömekçe de Ankara’da Güzel Sanatlar Akademisi mezunu, ressam - heykeltıraş, tabii uzun süre mezun olduğu Gazi Eğitim Enstitüsü’nde hocalık yapıyor. Ankara'da. Sonra İstanbul'a geçiyor, yine enstitüde hoca olarak. O daha çok işte kendi eğitim aldığı konuyla alakalı sanatıyla iştigal ediyor. En küçükleri Selahattin amcam da o arada, biliyorsunuz Sakarya Nehri, bizim Sakarya'mızın sembolü, Sakarya Nehri de bizim Güneşler’in hemen yanından geçer, çok yakın yani 500 metre kadar. O zamanlar hafriyat kum ticaretiyle alakalı işte Rusya'dan 1976 yılında sallama kepçe dediğimiz makineleri getiriyorlar. Sakarya'dan kum çıkartmak için. İşte üç vardiya olarak da Sakarya'dan kum çıkartıldığını o zamandan bilirim.

Aileniz zaten kum-çakıl-hafriyat ticareti yönüyle de biliniyor. Elli yıl öncesinden başlıyor demek ki? Evet, 1976’dan itibaren. Çünkü daha sonra biz de aynı işi belli bir süre devam ettirdik. Kum çakıl ocakçılığı gibi bir iş. Tabii o zamanlar inşaatlar, çok büyük tırlar, kamyonlar yok. Burada çıkartılıp burada tüketiliyor. Daha sonra İstanbul devreye girdi. O tarafa da daha sonra buradan çok miktardakum gitmiş oldu. Onun dışında yine, o zamanlar Devlet Su İşlerinin bir kolu Toprak Su olarak geçerdi. Toprak Su işletmesi de köylerde kanal açardı. Neden? İşte o zaman yağmurlarda araziler su altında kalmasın diye büyük kanallar açılır, bu kanallar sayesinde hem oradan tarlalarda sulama yapılır hem de çok yağmur yağdığı zamanda tarlaları su basmamış olur. Ve devlet işleri olarak da o zaman Toprak Su’ya, her yaz makinalarımız kanal açardı. Özellikle Kaynarca'nın köylerinde çok kanal açtık. AptiDedemiz, küçük oğlu Selahattin Tömekçe’yi de kum çakıl ve kanal açan kepçe işiyle görevlendirmiş.

Babanız Talat Tömekçe’nin devreye girişi ne zaman? Babama gelince. O arada Tömekçeler olarak bizim yine kökümüzde olan o toprak imalatı, topraktan o zamanlar evlerin bacaları, tabii tek katlı - iki katlı, daha yüksek ev, yandan çıkardı bizim bacalarımız.T şeklinde olan, bu bizim ürettiğimiz mamuller, onun üstüne de topraktan yapılmış 50 santimyüksekliğinde baca dediğimiz künkler ve işte onlarla çıkar. Evin hemen yanından yükselir, en üstüne de topraktan yapılmış şapka dediğimiz şapkasıyla kapatılır. Tabii bu, bizden büyükler hatta bizim vebizden sonrakilerde de bayağı bir devam etti bu künk kullanımı. Sonra tabii bu yandan bacayla o sobanın ateşi, dumanı künkler vasıtasıyla çıkardı. Orhan Cami'nin karşısında, köşede bir künkçüdükkânımız vardı. Şu andaki Migros’un olduğu yerde, bizim, tam o köşede küp de sattığımız bir yerimiz vardı. Babam işletirdi Orhan Camii yakınındaki künkçü dükkânını. Onun bir öncesi, aslında Uzunçarşı’nın başındaymış dükkânımız. Ağa Cami tarafında, Uzunçarşı’nın başında, şimdi simitçinin olduğu yerde. O köşede satılırken daha sonra Orhan Camii’nin oraya gelmiş babam.

Doğan Kiremit Tuğla Künk, ne güzel. Peki sonra? Şunu da söyleyeyim o zaman: Bilecik'in Pazaryeri diye bir ilçesi var. Bu Pazaryeri’nin Kınık Köyü var. Bu Kınık Köyü bir Muhacir köyü. Bu Kınık Köyü sırf bu işle meşgul. Oradaki Kınık Köyünün evlerinin girişinde bir avlu vardır. Avluya girdiğiniz zaman hemen sol tarafında veya sağ tarafında daher evin böyle ayakla çevrilen, her evin merdanesi vardı. Her evin arka tarafında da fırını vardı. Biz oradan da aynı zamanda saksı getirirdik. Toprak saksı. İbrik getirirdik. Toprak saksı ve ibrik imalatını orası yapıyordu. Oraya giderdik. Oradan da o Kınık Köyünden toprak ibrik ayrıca küp turşu küplerigetirirdik. Evet hem desti hem ibrik getirirdik, hatırladım. Evet yani desti suyu çok iyi muhafaza eder. 1970’lerde 1980’lerde kullanılırdı onlar köylerde. Destiden su içmek çok keyiflidir. Hem hijyenik hemsıcakta etkilenmiyor, su soğuk kalır. Bir nevi termostat. Ondan sonra plastik çıktı, işte mikallar çıktı, toprak tabi eski rağbetini yitirdi. Biz onlardan da getirdik işte burada Adapazarı'nda Orhan Camii'nde yanında satardık.

Necdet Tömekçe olarak senin ticarete başlayışın? Ben ticarete, Orhan Cami'nin orada, babamın yanında küp satarak başladım. Sene 1980, 81, 82.

(Apti Tömekçe)

---

Hüseyin Tömekçe

----

Necdet Tömekçe

----

Oturanlar Nuriye ve Apti Tömekçe. Ayaktakiler soldan yaş sırasıyla dört oğulları Hüseyin, Şükrü, Mustafa ve Selahattin

---

Talat Tömekçe

----

Yarın: Apti Ağa ve Çocukları Nasıl Birer Karakterdi

KAYNAK: YENİ SAKARYA GAZETESİ