Geçen hafta, Ankara-İstanbul treni, yoluna çıkan bir tıra çarptı.Tır’ın içinde de ağır tonajlı buldozer cinsinden iş makinaları olduğundan darbe şiddetli oldu..Yolcuların yaşadığı şok ve yaralanmalar bir yana ,tren makinistlerinden biri de hayatını kaybetti…
Bu kaza, uzun yıllardır görevde olan ayni yöneticiler zamanındaki büyük kazalardan sadece birisidir.Daha önceleri yaşanan;trenin viraja hızlı girip raydan çıkması sonucu çok sayıda insan ölmesi, İzmit civarında Adapazarı treni’nin karşıdan gelen trene de yol verilmesiyle yaşadığı ölümlü ve bol yaralanmalı çarpışma, tren yoluna buldozer yuvarlanması yüzünden olan çarpışma, hemzemin geçit denilen kara ve demir yollarının birbirini kestiği noktalarda yaşanan çarpışmalar ilk akla gelenlerdir.
***
Ülkemizde demiryolu taşımacılığı devlet tekelindedir.Vaktiyle havayolu ayni durumda iken yaşanan kazaları, gecikmeleri, her türlü aksaklıkları hatırlayın, bir de özel sektör havacılığa başladıktan sonraki Türk Havayollarına bakın, arada, rekabet sayesinde oluşmuş dağlar kadar fark vardır..Bugün ayni şirket dünya çapında başarı kazanır durumdadır. Havayolunda’da kaza ve aksaklık vardır ama oluş yüzdesi dünya ortalamasından fazla değildir.. Demiryolu taşımacılığı tamamen devlet zihniyetiyle yapılmakta, ikinci bir demiryolu şirketi rakip olmadığından yolculara,mahkum gözüyle bakılmaktadır. Kaza ve aksaklıkların yüzdesi dünya ortalamalarının çok üstünde ve Asya ülkeleri olan Hindistan, Pakistan düzeyindedir..Seçime giderken baştaki hükümetin sırtındaki en büyük yük, adamını koruma isteğini aşırıya vardırması yüzünden , kötü yöneticileri işbaşında tutmakta ısrar etmesidir.. Temayül yoklamasında kazananları yok sayıp ta partideki görevlerinden uzaklaştırdıkları kişileri , seçimde tekrar aday göstermek, halka; “alın bunu tekrar seçin,ben öyle istiyorum” demek, yöneticilikte sınıfta kalmış kişileri ısrarla işbaşında tutmak gibi alaturka davranışlar sonunda kendilerine zarar verecektir..
***
Ankara ve Eskişehirden İstanbula gitmekte olan trene bindiğiniz zaman ,vagonlarda karşılaşacağınız yolcu profili üst düzeydedir.. Üniversite öğrencisi pırıl pırıl gençler, ellerinde kitapları, dizüstü bilgisayarları ile yolcu vagonlarında çoğunluğu oluştururlar..Ortama onlar hakim olduğu için vagonlarda yüksek sesle konuşan,bağırıp çağıran veya ilkel davranışlara giren pek olmaz, olsa da onlardan utanıp kendine çeki düzen verir.Görüntü Avrupaidir.. Görüntü Avrupai ama trenin bağlı olduğu örgüt Asya kafasıyla yönetildiğinden yol tehlikelerle doludur.. İkide birde trenden indirilip otobüslerle son istasyona yollanan yolcuların fotoğraf ve haberlerini gazetelerde görürüz.Adapazarı İstanbul treni, -minibüs gibi- istasyon dışı yerlerde dahi yavaşlayıp yolcu indirir, yürümekte olan trenin kapıları açılır, insanlar atlar,kapılar ya kapanır ya açık kalıp dışarıda sallanır.. Bu iş nerede mi olur ? Gidip akşamüstü ortagarajla Çarşı Adatıp karşısındaki hemzemin geçitte bekleyin görürsünuz..Geçtiğimiz aylarda açık tren kapısının yol kenarınadaki birine çarpıp öldürdüğünü hatırlayın..
***
Durum böyle iken geçenlerde gazetede ,hızlı trenin saatte 280 km. hıza çıktığını gördük..
Bugünkü demiryolları örgütünün yönetiminde ,normal hız olan 80-100 km. ile giden trenler dahi kaza yapmaktan kurtulamaz iken hangi cesaretle bu kadar yüksek hıza çıkıldığını akıl almıyor.. Avrupa demiryolculuk tarihine geçecek en büyük tren kazalarından birini yaparsak hem üzüntü olur,hem de küçük düşeriz.
Uzun lafın kısası : Hükümetin ilk yapacağı işlerden biri demiryolu taşımacılığını elden çıkarmak veya hatları kiraya vermektir.. Ancak o zaman otobüslerle rekabet edebilen, vaktinde kalkıp vaktinde varan, vagonları modern, servisi çağdaş, tehlikeden uzak ve ekonomik yolculuk yapabiliriz.. İsbatı meydanda ; eskiden uçağa ancak yüksek gelir sahibi binebilirdi, şimdi her kesimden insan 30-40-50 TL gibi ücretlerle , ve yalnız İstanbul-Ankara- Adana değil, yaklaşık yirmi şehire otobüs fiyatına uçabiliyor..