Terörsüz Türkiye sürecini millet mayalamıştır ve maya da tutmuştur. İç cepheyi güçlendirmek, farklılıkları yok etmek değildir. İç cepheyi güçlendireceğiz. Farklılıklarımızla birlikte Türkiye paydasında kenetleneceğiz. Biz buna ‘Büyük Türkiye Mutabakatı’ diyoruz.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yukarıdaki sözleri Türkiye’nin umududur. Türkiye’nin geleceğidir.

***

Yaz tatilini fırsat bilerek ülkemizin doğusunu gezdim. Elazığ’dan başlayarak Bitlis, Ahlat, Muş, Bingöl, Van, Siirt, Mardin ve Urfa’yı kapsayan seyahatimde çeşitli temaslarım oldu. Terör korkusu olmadan, huzur içinde yaptığım yolculuktan büyük bir ümitle döndüm. Bendenize göre “Türkiye Yüzyılı” şimdi gerçekten başlıyor.

Ülkemiz, “Terörsüz Türkiye” hamlesiyle yeni bir döneme kapı aralıyor. Şüphesiz ki devletimizin tüm vatandaşlarını kucaklamak adına başlattığı “huzurlu Türkiye hamlesi” Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Sn. Devlet Bahçeli’nin kararlı iradesi ve TBMM’nin onayıyla gerçekleşmek üzere.

***

Bölge halkı artık geleceğe ümitle bakıyor. Ülkemizin her yanında kırk yıldır yaşanan acılar artık bitti. Geçmişte bölgeye hâkim olan karamsarlık; yerini iyi niyetli ve aynı zamanda –ihtiyatlı- bir ümide bırakmış durumda. Bölge halkının tek beklentisi; devletin Kürt halkını samimiyetle kucaklaması ve bir an önce kalıcı barışın hâkim olması.

Ankara’dan Van’a, Mardin’den Adana’ya kadar yapılan otoyolları, köprüleri, şehir hastanelerini görmekten mutlu oldum. Eski Türkiye’yi bilen biri olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki; Cumhuriyet tarihimiz boyunca, tabiri caizse seksen yılda yapılmayan/yapılamayan işler son yirmi yılda yapılmış… Olması gereken de buydu. Türkiye’nin doğusuna 1990’lı yıllarda gitmiştim. Aradan geçen yıllardan sonra ülkemizin doğu ve güneydoğusunun olağanüstü kalkınmasını, bölgeye yapılan devlet yatırımlarını yerinde görmek çok etkileyici ve ümit verici.

Çok değil, birkaç yıl öncesine kadar terörün kol gezdiği; her an ölüm korkusunun yaşandığı dağ yolları, yaylalar, mezralar piknik alanlarına dönüşmüş… Bölgeye huzur gelmiş. 2750 metre Rakımlı yaylalarda hayat normale dönmüş. Bahçesaray yolundaki yaylalardan birinde koyun sürüsünü otlatan Deham Ağabey ile tanıştım. Ağustos’ta olmamıza rağmen karlı dağların eteğinde birlikte birer sigara tüttürdük. Sağ olsun, bendenizi çadırına davet etti, yemek ikram etmek istedi. Doğuda kiminle sohbet etsem: “Aç mısın? Yemek ikram edelim, çay ikram edelim, evimizde misafir edelim” dediler. Allah hepsinden razı olsun.

***

İHA- İnsansız Hava Araçlarının sınır şehirleri ve kırsaldaki etkisi inanılmaz boyutta. Türkiye’nin askeri alandaki millî gururu dronlarımızın varlığı, bölgeyi 7/24 gözetlemesiyle birlikte eskiden çatışmalarla anılan Çatak kırsalında bile artık huzur var. Güvenli ortam, Alandeşt Yaylası başta olmak üzere tüm yaylalara, köylere, şehirlere yayılmış. Özellikle, Van’ın Bahçesaray İlçesindeki Müküs Çayı’nın çıktığı pınar bölgesini görmeliydiniz. Yüzlerce aile huzur içinde piknik yapıyordu.

Doğal güzelliğiyle İsviçre Alplerine benzeyen Doğu/Güneydoğu Anadolu yakın zamanda büyük bir değişim geçirecek. Terörsüz Türkiye hamlesiyle birlikte bölgenin doğal güzellikleri 85 Milyonun ortak paydası ve yatırım alanına dönüşecek. Ülkemizin doğusu inanılmaz derecede kalkınacak. Gabar Dağı başta olmak üzere bölgede açılan petrol kuyuları, işlenmeyi bekleyen maden yatakları, turizm potansiyeli; bölgenin zenginleşmesine, ticaretin anormal derecede artmasına sebep olacak.

Müküs Çayı, Bahçesaray-Van

Şüphesiz ki, bölge halkının hasreti boşuna değil. Ve inanın ki; Türkiye Cumhuriyeti; -bölge halkının muzdarip olduğu- geçmişin acılarını kısa zamanda saracaktır. Bin yıldır aynı topraklarda kardeş olarak yaşayan Türkler ve Kürtler, terörün ortadan kalkmasıyla birlikte tam demokratik ve kalkınmış ülkemizi geleceğe birlikte taşıyacaktır.

Malazgirt’te Bizans ordusuna karşı çekilen kılıçlar hepimiz adınaydı. Fatih’in İstanbul yolundaki “Anadolu düğümü” Bitlis/Ahlat’ta açıldı. Bizans kilidini kıran Alparslan Gazi’nin cihat çağrısı boşuna değildi. Allah adına, İslam adına çekilen kılıçlar bizleri Viyana’ya kadar götürdü.

Selçuklu Askeri Mezarlığı’nda, Ertuğrul Gazi’nin türbesinde okunan Kur’an-ı Kerim hürmetine Allah bu devlete, bu millete zeval vermesin.

Çanakkale’de; Türkler, Kürtler, Arnavutlar, Boşnaklar, Araplar birlikte şehid oldular. Mardin çarşısında tanıştığım esnaflardan birinin dediği gibiydi: “Bir savaş olsa biz Kürtler, Türklerle birlikte omuz omuza düşmana karşı savaşırız.”

***

Doğunun İncisi -VAN: Özellikle son birkaç yıl içinde kabuk değiştirmiş, küllerinden yeniden doğmuş gibiydi. Tahran-Van arası direkt uçuşlara başlaması turizm açısından önemli bir işaret. Van şehrimiz, doğunun İstanbul’u olmaya namzet. Ayanis’e kadar uzaması planlanan sahil yoluna yeni parklar ve plajlar yapılmaya devam ediyor. Kordon boyunca yürüyüş yolları, oyun alanları, sosyal donatılar, kafeler çok canlıydı. Caddelerde, çarşıda, pazarda muazzam bir pozitif enerji gördüm. Yapımı devam eden şehir hastanesi inşaatı, turizm potansiyeli ve yeni otel inşaatları, “Michelin” yıldızlı Vanlı Şef Bekir Kaya'nın 10 milyon dolarlık yatırımla hizmete açtığı Tariria Restoranı, Van’ın yarınları için güzel işaretler. İstanbul’u, İzmir’i mesken tutan doğulu işadamları bir an önce kendi doğduğu topraklara yatırım yapmalı, fabrikalar açmalı… Devlet, bölgenin refahı için ciddi olarak elinden geleni yapıyor. Bundan sonrası, bölge halkının ideolojik kısır çekişmeler yerine, hep birlikte büyük Türkiye amacına hizmet etmesidir.

“Terörsüz Türkiye” hedefine engel olmak için ırkçılık üzerinden Türkçülük yapan da, Kürtçülük yapan da bizden değildir. Bizi kardeş kılan ırkımız değil, inancımızdır.

Van Kalesi eteğindeki eski Van’ın restorasyon çalışmalarını gördüm. Osmanlı Dönemi'nde 1567-1571 yılları arasında yapılan Hüsrev Paşa Camiini ziyaret ettim. Cami avlusundan Arş-ı Âlâ’ya ulaşan enfes Kur’an tilaveti; Türklerle Kürtlerin neden kardeş olduğunu anlatan en güzel örnekti…

***

Değerli Okurlar, yeri gelmişken önemli bir anekdotu dikkatinize arz etmek isterim.

Birkaç yıl önce planlanan Bitlis-Mutki otoyolunun gecikmesi üzerine dönemin Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ı gecenin saat 03:00’ünde arayıp “BİTLİS MUTKİ YOLU NEDEN HALA BİTMEDİ?” diye soran, memleketin yollarını dert edinen bir Cumhurbaşkanımız var.

Bitlis’teki evinde bendenizi misafir ederek onurlandıran Azdu Aşiretinden Kâzım ŞÖLEN Bey ile tüm gece boyunca sohbet ettik. Terörsüz Türkiye hedefini sonuna kadar destekleyen Kâzım Bey aynı minvalde ilginç bir anısını paylaştı:

Azdu Aşiretinden Kâzım Şölen Bey ile-Bitlis

Bitlis-Mutki yolu Ocak 2022’de ulaşıma açıldıktan sonra bir gece vakti, 01:00’de Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendisini telefonla arayıp “Bitlis-Mutki yolu bitti. Nasıl oldu, yolu beğendiniz mi? Şimdi memnun musunuz?” diye sorduğunda, Kâzım Bey çok şaşırmış…

Ülkemizde vatandaşın derdi için gece gündüz demeden çalışan; ülkenin doğusunu, batısından ayrı görmeyen Recep Tayyip Erdoğan iyi ki var.

TEŞEKKÜR NOTU: Mola verdiğimiz esnada araçlarını durdurarak yanımıza gelen, halimizi hatırımızı soran ve nezaketen gösterdikleri candan misafirperverlik sebebiyle; Halilan Aşireti Reisi Şahbaz TOMAY Bey’e, yeğeni Şeref Ünat’a ve Mahsum Bey’e tüm kalbimle teşekkür ediyorum.

KAYNAK: YENİ SAKARYA GAZETESİ