Prof. Dr. Salih Şimşek
Bir gazeteci dost,
Bir zamanlar,
Şu meâlde bir yazı yazmıştı:
Yazmak zor,
Yazarlık daha zor…
Yazmak zor,
Yazarlık yapmak daha da zor bir iş...
Yazmayanlar ve
Çizmeyenler bilmez;
İnsan, içine girmeden
Ve dahi yaşamadan
Pek kolay anlayamaz
Olup bitenleri
Ve başa gelenleri...
Kızmak, üzülmek,
Hayıflanmak, sevinmek,
Efkârlanmak, mutlu olmak
Gibi kavramların tümü bulunur
Bu heyecanı bol aktivitenin…
Tansiyonu yüksektir
Yazar olanın ve yazı yazanın…
Bakın neler olur neler:
Üzülüyorsunuz; takma diyorlar...
Kızıyorsunuz; değmez diyorlar...
Boş veriyorsunuz; gamsız diyorlar...
Yazmıyorsunuz; yaz diyorlar…
Susuyorsunuz; iki çift lâf et diyorlar...
Konuşuyorsunuz; muhatap olma diyorlar...
Çekip gidiyorsunuz; mücadele et diyorlar…
Alttan alıyorsunuz; tepene çıkardın diyorlar…
Bağırıyorsunuz; sakin ol diyorlar…
Dikine gidiyorsunuz; yaşına başına yakışmaz diyorlar…
Merak ediyorum;
Ölünce ne diyecekler?
Muhtemelen;
Ölüm sana yakışmadı…
Diyecekler…
Eee?…
Normal tabii…
Dilimizi beğenmeyenler,
Dinimizi beğenmeyenler,
Dirimizi beğenmeyenler,
Ölümüzü mü beğensinler?…
İşte böyle…
Stresi ve sıkıntısı bol
Bir aktivitenin zebunu olmuş,
Boğuşup durursunuz…
Ne ederseniz edin, ne eylerseniz eyleyin ya da ne yaparsanız yapın… Fark etmez… Size karşı çıkacak, sadece eleştirmek için eleştirecek, açığınızı arayacak ve birileri adına gönüllü Donkişotluk ve yalakalık yapacak birileri muhakkak bulunacaktır. O nedenle bu zihnî faaliyetin sefası, hazzı, pohpohlayanı, ‘iyi yazmışsın, aferin, bizlere de tercüman olmuşsun’ diyenleri yanında, ‘adama bak, sallıyor da sallıyor. Önüne gelene tosluyor. Kendini tatmin ediyor’ diyenler de var. Olsun…
Hâsılı vel kelâm;
Cefası da boldur, eleştireni de…
Seveni de vardır, sevmeyeni de…
Kızanı da vardır, alkışlayanı da…
Dalkavukluk yapanı da vardır, kıskananı da…
Yağcısı da vardır yalakası da…
Kuraldır, hiçbir iş yapmayanlar, fikir üretmeyenler ve sadece eleştirenler başarının değil, başarısızlığın üzerine giderler... Her şeyi başarısız olarak değerlendirmeye alışmışlardır. İyi ne söylerseniz söyleyin, fark etmez. Onlar bir defa şartlanmışlardır. Hani psikolojide ‘şartlı refleks’ diyorlar ya… Yaygın tanımıyla bilinen ‘Pavlov’un Köpekleri’… İşte öyle bir şey…
Selâm verdiğini düşman sanırlar! Merhaba dersiniz, ‘arkasından ne gelecek?’ derler. Af buyurun, ‘yellenirsiniz’, ‘Acaba arkasından petrol mü fışkıracak?’ derler.
Bunlardan etkilenip kenara çekilmek yerine, aksiyonu ve aktiviteyi sürdürmek çok keyifli olur her hâlükarda…
Böyle zamanlarda
Yazarın çalışma şevki artar,
Beyni daha hızlı çalışır,
Mutluluğu tavan yapar,
İşini daha çok sever,
Görevini daha iyi yapar:
Yazar da yazar…
Yazar da yazar.