Değişen dünyanın değişemeyen siyasi liderleri. Hâlen 20-30 sene önceki seçim mitinglerinden bir farkı yok bugünün. Seviyesiz, konuşma adabından yoksun seçim süreci geçiriyoruz hep birlikte. Artık kimse böyle bir süreç geçirmek istemiyor. Neredeyse her evde birkaç televizyon ve bilgisayar var. Çiftçisi, işçisi, işsizi, emeklisi, yoksulu, yaşlısı genci ile herkes yaşam kalitesine, en önemlisi geleceğine bakıyor.
Dizilerle, abuk sabuk programlarla uyuşturulmuş halkımız haricinde ülkemizin topraklarına denizlerine sahip çıkan bilinçli çevreci bir çoğunluk var. Çığ gibi büyüye büyüye geliyorlar. Onlar iki tane önemli yeşil projeye destek veriyorlar.
Biri, “Seninki kaç santim” kampanyası. Greenpeace’in başlattığı bu kampanya, Türkiye denizlerindeki avlanma standardının belirlenmesini ve yavru balık avcılığı ile yasa dışı avlanmanın engellenmesini hedefliyor. Dikkat çekici sloganının da etkisiyle sosyal medya platformlarında çığ gibi büyüyerek 350bin kişi imzaları ile destek olurken 22bin600 blogda da kampanya ayrıntıları yer aldı. www.kacsantim.org sitesinde insanlar bu platform üzerinden örgütlenmeye başladı. Bu siteye üye olarak form dolduranlar öncelikle bir balık sahibi oluyor. Üyelerin Facebook arkadaşları eyleme destek verdikçe, balıkları büyüyor ve büyüyen balıklar için Greenpeace’den hediye geliyor. Siteye girdiğinizde avlanma standardının bu şekilde devam etmesi halinde dünyadaki balık stoklarının 2050’de tükeneceği, şu anda büyük balıkların yüzde 90’ının yakalanmış vaziyette olduğu ve balıkların bittiği gün deniz hayatının da biteceği gibi bilgilerle karşılaşıyorsunuz. Tarım Bakanlığı’ndan yavru balık satışını engellemesini ve yasal balık boylarını düzenlemesini isteyin. Denizlerden vazgeçmeyin!
İkinci proje “Anadolu’yu vermeyeceğiz” diye yola çıkan insanların başlattığı Cumhuriyet tarihinin en büyük çevre hareketi. Türkiye’nin yedi bölgesinden 11 kervanla yola çıkan insanlar bugün Ankara Gölbaşı’nda bekletiliyorlar!!! Çevreye duyarlı insanların manifestosunu çok kısaltarak yazıyorum merak edenler www.vermeyoz.net den öğrenebilir.
“Gezegenimiz, üzerinde yaşayan tüm canlılarla birlikte tarihte görülmemiş bir yıkımla karşı karşıya. İnsanoğlunun aşırı tüketime dayalı bugünkü yaşam şekli nedeniyle ortaya çıkan doğa yıkımı, geri dönüşü olmayan bir noktaya doğru hızla ilerliyor. Günümüz insanı, var olmanın yegâne yolunu ihtiyacının fazlasını üretmek ve tüketmek olarak görüyor. Son elli yılda yok edilen sulak alanlarımızın büyüklüğü Marmara Denizi’nin büyüklüğünü geçti. Yani 60’lı yıllardan bu yana sulak alanlarımızın %40’ını kaybettik.
Dağlarımız, son on yılda verilen 40 binden fazla maden ruhsatıyla maden şirketlerine tahsis edildi. 2B yasası tasarısı ile ormanlarımızın satışı için düğmeye basıldı. Yakın zamana dek kendi kendine yetebilen nadir toplumlardan biriyken, yanlış tarım politikaları sonucunda doğduğu topraklarda doyamaz hale getirilen köylü nüfusun kırsal alanlardan şehre göç etmesiyle insansızlaşan topraklarımız, GDO’lu tohumlara ve rant peşindeki büyük tarım şirketlerine terk edildi. Bugüne kadar kanunları eğip bükerek el konulmaya çalışılan kıyılarımız, yaylalarımız, ormanlarımız; hazırlanan yeni kanunlarla satışa çıkarılıyor. Toprağımıza ektiğimiz tohumdan çocuklarımıza yedirdiğimiz mamaya, enerji üreten santrallerde kullanılan makinelerden üzerimize giydiğimiz kıyafetlere kadar hemen her ürünü ithal ettiğimiz unutulup; enerjide dışa bağımlılığı giderme adı altında bütün akarsularımız ve vadilerimiz yağmalanıyor.
Anadolu derelerinin tamamına yakını üstüne hidroelektrik santral yapılması amacıyla şirketlere satıldı. Sayısı 2000’in üzerinde olan bu santraller hayata geçirildiği takdirde Anadolu’da akan tüm dereler, borular ya da tünellere hapsedilmiş olacak. Sayıları her geçen gün artan termik santrallere bir de nükleer santral projeleri eklendi. Artık çocuklarımızın geleceği de ipotek altında. Kendi imkânlarımızla ürettiğimiz son ürünlerle birlikte, bu ürünleri üretenlerin kültürü ve geleneksel yaşam biçimi de yok ediliyor.
Artık bir seçim yapmak zorundayız: Ya sınır tanımayan tüketim alışkanlıklarımızı sürdürerek, doğayla birlikte kendimizi de yok edeceğiz ya da onunla uyumlu bir yaşamı seçeceğiz.”
Değerli okur, ayrıntılı bilgiyi veb sayfalarında bulacağınız bu yeşil projelere gelecek için çocuklarınız için sizde destek verebilirsiniz.
31.05.2011-20 [email protected]