Söyleşi: Fahri Tuna
Erkal Etçioğlu? Konyaspor ile amansız bir şampiyonluk mücadelesine girdiğimiz ve 2. Lig’de ikinci kez şampiyon olduğumuz yılın, 1986-87 sezonunun Sakaryapor başkanıdır. İyi bir yönetim kurulu oluşturmuştu. İyi bir başkanlık dönemi geçirdi. Belki de Türk futbol tarihide ender rastlanan, iki gol averajıyla şampiyon olmuştuk. Başkan olarak bu mücadelenin sezon sonuna kadar devam etmesinde önemli bir duruş göstermişti. Toplulukta çok iyi konuşan önemli bir hatipti. Sakaryaspor onun başkanlığında iyi dönemlerinden birisini yaşamıştı.
Erol Kemah? Hayal meyal hatırladığıma göre, babası Fitaş Sinemasının büfesini işletiyordu. Çok küçük yaşta güreşe başladı. Zaman zaman spor salonunda müsabakalarda izlemiştim. Başarılı olacağı belliydi. Hatırladığım kadarıyla, greko-romen zor bir spor dalı olmasına rağmen, oyundan oyuna geçebilen bir güreşçiydi. 52 kilo gibi düşük kiloların güreşçisiydi. Şehrimize dünya ikinciliği getirmişti. Bu da bir mutluluktu.
Ethem Boran? Ethem Amcanın, Uzunçarşı’da, Ferda Mağazasının üstünde (şu anki Cerrahoğlu Eczanesinin karşı köşesi) ikinci katta terzihanesi vardı. Tüccar terziydi. Aile şirketimiz İkinci Kuzulu Mağazaya çok yakındı. Çok iyi tanıdığım bir çarşı büyüğümüzdü. 1965 ilkbaharında, Sakaryaspor’un kuruluş çalışmalarında işyerindeki toplantıların çoğunu, 17 yaşında olamama rağmen, izleme fırsatı buldum. O yönden çok şanslıyım. Sakaryaspor’dan önce de uzun yıllar Güneşspor başkanlığını yapmıştı. Ayrıca gençliğinde de Adapazarı’nın yerli tiyatro oyuncularındandır. Çok toparlayıcı, sakin, güvenilir bir karaktere sahipti. Futbol camiasında çevre vilayetlerde de çok geniş bir çevresi vardı. Sakaryaspor kurulunca ilk genel kurul Atlas Sinemasındaydı. Rakibi kurucu dört takımdan İdman Yurdu’nun başkanı, eski belediye başkanlarından Avukat Ali Necdet Güven’di. O da onun gibi çok sevilen, sayılan, güvenilir biriydi. Az bir oy farkıyla Ethem Boran Amca seçilmişti. Çok ekonomik transferler ve harcamalarla da dönemini borçsuz devretmişti. Çok güzel giyinen, sevilen sayılan, şehrimizin saygın isimlerindendi.
Fahrettin Curoğlu? Kırık yılık dostum, ağabeyimdir. Fahrettin Abiyi Akyazı Akınspor’da futbol oynarken hatırlıyorum. Daha sonraları Sakaryaspor’da Tuncer Tepe döneminde (1980-85) Sakaryaspor’un İstanbul’daki maçlarına devamlı gelirdi. Şekerbank’ın İstanbul Bölge Müdürü olarak görev yaparken Süleyman Seba’nın son dönemindeki yönetiminde genel sekreter olarak ona da görev vermişti. Ben de BJK Divan Üyesi olduğumdan, uzun yıllardan beri abi-kardeş olarak çok sık görüşüyoruz. Son derece sakin karakterli, olaylara hep çözüm odaklı bakan bir yapısı vardır. Sosyal hayatında da kişilerle ilişkileri her zaman seviyelidir. Sakaryalı, Akyazılı olduğunu da her zaman dile getirir, gururla söyler.
Fikret Aldinç (Deli)? Sakaryaspor’un kuruluşunda en çok emeği geçenlerden bir tanesidir. Babalarımızın işyerleri Uzunçarşı’da bitişik komşu, ayrıca da aile büyüğüm Faruk Girişken’in Aldinç sülalesinden evli olduğundan dolayı, Fikret Abiyle çok iyi görüşürdüm. Sakaryaspor’da görev yaptığı iki buçuk yıllık süre içinde, kulüpten aldığı maaşın çoğunluğunu, Sakaryaspor galip geldiği maçlardan sonra, kulüp yönetiminin verdiği prim haricinde futbolculara dağıtırdı. Altı pas demiyorum, on sekize top düşürmezdi kolay kolay. On sekize çok hâkim bir kaleciydi. Hava topuna çıktığı zaman, bir dizi önde çıkardı ki rakipler yakın mesafeden topa vurup gol atamasın. Topa çok sert ve düzgün vururdu. Sakaryaspor’un sahasındaki ilk maçta, Mersin İdman Yurdu’na karşı oynadığımız, şimdiki Kız İmam Hatip Lisesi’nin olduğu taraftaki kaleye, penaltıdan ilk golümüzü Fikret Abi atmıştı. Yenilgiyi hazmedemeyen bir karakterde olduğu için, yenilen gollerde sinirlenip önündeki savunmacıları azarlayıp bazen de kovaladığı için adı lakabı Deli Fiko’ya çıkmıştı. Yenicamili’ydi. Evden çıkıp Uzunçarşı’ya gelene kadar, öyle abidevi bir yürüyüşü vardı ki herkes hayranlıkla bakardı. Çok da temiz ve düzgün giyinirdi. Futbol oynadığı yıllarda bir istatistik yapılsaydı, ‘en düzgün ve en güzel kaleci kıyafeti kim giyiyor?’ diye, Fikret Abi ya birinci ya ikinci olurdu. Çok düzgün kıyafet giyerdi. Futbol camiasında çok geniş çevresi vardı. Zamanın futbol federasyonu başkanı Orhan Şeref Apak’ın Ankara’ya Fikret Abiyi çağırıp ‘2. Ligin 2. Grubunu kuruyoruz. Böyle bir takımı Sakarya kaldırabilir mi?’ diye sorduğunda, O da ‘Adapazarı’nda çok iyi oyuncular var. Ben kefilim. Sakarya vilayeti bu takımı kaldırabilir’ dediğinde, Apak da ‘bazı kulüp başkanları ile konuş, hazırlıklara başlayın’ dediğinde, Adapazarı’nda daha kimsenin haberi yoktu. Ethem Boran Abiye gelip bu konuya ilk açan da Fikret Abi’dir.
Fikret Şen? Sakaryaspor’un en zorlu dönemlerinden birinde başkanlık yapmıştır. Ada Gençlik’te futbol oynadığını hatırlıyorum. Fedakâr samimi sakin bir yapısı vardı.
Fuat Güngör? İlk şampiyonluğunuzda Necdet Niş’in Fenerbahçe’den getirdiği yedi futbolcudan biriydi. Çok güçlü bir fiziği vardı. O güçlü fiziğinin aksine çok temiz kalpli, çok sevecen, çok efendi bir kişiliği vardı. Yüzünden tebessüm hiç eksik olmazdı. İkinci ligde ilk şampiyon olduğumuz, deplasmanda 1-0 galip geldiğimiz Ankaragücü maçı ve Süper Lig’deki ilk yılımızdaki deplasmanda 1-0 galip geldiğimiz Bursaspor maçında; her iki maçtaki inanılmaz kurtarışları hiç aklımdan çıkmamıştır. İki maçta da daha ilk yarılarda 5-0 mağlup duruma düşebilirdik. Sakaryaspor ilk sezonunda sekiz on hafta lider olmuş, 9 hafta üst üste gol yememişti. Bu başarıda Kaleci Fuat’ın başarısının da büyük katkısı vardı. Futbolu bıraktıktan sonra Nihat Atacan teknik direktör olarak göreve geldiğinde (1987), onun yardımcılığını yapmıştı. Daha sonra memleketi olan Balıkesir Altıonava beldesinde bir dönem belediye başkan vekilliğinde bulundu.
Gündüz Serin? Gündüz Abi de Fikret Şen Abi gibi Sakaryapor’un son derece mali krizde olduğu yıllarda elini taşın altına koyan başkanlarından birisidir. Hiç unutmam, bir sene yılbaşına bir hafta on gün var. Briç Kulübünde oturuyoruz. İçeriye Sakaryaspor Kulübü Başkanı Doktor Gündüz Serin Abi girdi. Kolunun altında 50 tane Sakaryaspor takvimi. Masa masa dolaşıp takvim satarak Sakaryaspor’a üç beş kuruş gelir elde etmeye çalıştı. Yine bir büyüğümden dinledim. Sakaryaspor’un deplasmana gidecek parası yokmuş. Yakın bir doktor arkadaşımdan önemli bir miktar altın borç alarak takımı deplasmana göndermiş. Aylarca da arkadaşına altınları ödemek için geri uğraşmış.
Hasan Altun (Arap)? Bize Süper Lig’de oynayan İstanbulspor’dan gelmişti. Orta saha oynuyordu. Babası Türkiye’nin en meşhur mevlüthanlarından rahmetli Zeki Altun, oğlu da ünlü şarkıcı Hakan Altun’dur. Kardeşi Muhsin de hem greko-romen güreşçisidir, hem de Güreş Federasyonu Başkanlığında bulunmuştur. Esmer olduğundan lakabı Arap Hasan’dı. İyi bir orta saha oyuncusuydu. Çok güzel bir stili vardı. Sanki parmak uçlarıyla koşuyor gibi bir stili vardı. Hatırladığım kadarıyla iki sezon oynadı bizde.
Hasan Kılıç (Hicran)? Çocukluk arkadaşımdır. İlkin bizim Kömürpazarı’nın gayrı federe takımı olan Doğanspor’da oynarken tanıştık. On beş, on altı yaşlarındaydı. Halen de yakın arkadaşlığımız sürer. Çok genç yaşında, futboluyla göze batmaya başlamıştı. İlkin Adapazarı Şekerspor’da oynadı. Esas sağbektir. Zaman zaman stoper oynadı. Kuvvetli fiziği vardı. Mücadeleden yılmayan inatçı bir oyun tarzı vardı. Muhabbetçi, dost canlısı, uysal bir karaktere sahiptir.
İhsan Ertem (Deve)? Sakarya futbolunun önemli dama taşlarından birisidir. Şimdiki tabirle liberodur. Fiziğiyle oynadığı futbolu çok iyi harmanlayan tarihe geçen çok önemli bir isimdir. 1960 yılında Türkiye Amatör Futbol Şampiyonu olan Yıldırımpsor’un kupayı kazanmasındaki en büyük etkenlerin başında gelir. Galatasaray, 1962 - 63 yılında transfer etmek için çok istekliydi. Futbolcu abilerimizden duyduğumuz kadarıyla, babası müsaade etmediğinden transfer olamamıştır. Sakaryaspor’un kuruluş kadrosunda yer aldı. Takımın en yaşlılarından idi. Pek oynayamadı ancak Eskişehir deplasmanında, Teknik Direktör Fikret Aldinç onu, Eskişehir sağaçığı Nihat Atacan’ın karşısında solbek oynattı. İlk kırk beş dakika adım attırmadı. Çok yorulmuş olmalı ki ikinci yarı başkası yerine girdi. 1.90 civarında boyu olduğundan Deve İhsan derlerdi. Ama ayakları 41 numaraydı.
İhsan Özbek (Sarı)? Çocukluk arkadaşımdı. Benden iki yaş büyük. Yenicamilidir. On altı yaşında Ada Gençlik’e direk oynamaya başladı. 1.80-1.85 filan, çok güçlü fiziği vardı. Türkiye genelinde topa çok sert vuranların içince önemli bir yer tutar. On yedi yaşında Ada Gençlik - Şekerspor maçında Şekerspor kalecisi Oktay Abi’ye santra yuvarlağının içinden attığı gol, halen aklımda. Beşiktaş’ta oynarken o yıllarda lig öncesi oynanan TSYD Kupası ve Spor Toto maçlarında kullandığı frikiklerden sonra lig maçlarında da BJK serbest atış kazandığında tribünler ‘İhsan, İhsan’ diye tempo tutardı. BJK’da sadece iki sezon oynadı. Arkadaşlığı süperdir. Balıkesir Altınoluk’ta yaşıyor. Çok sık görüşürüz. Sarışın bir Boşnak olduğundan Sarı İhsan lakabıyla anılır.
İlhan Tunçbilek (Arap)? Yakın dostlarımdan birisiydi. Musa Çetiner ve Arap İlhan, benden yaşça büyük olmalarına rağmen, uzun yıllar üçümüz birbirimize bacanak diye hitap ettik. Boyu santrafor için yeterli olmamasına rağmen uzun yıllar o mevkide futbol oynadı. Hareketli, havaya iyi çıkan, röveşatalarıyla akılda kalan bir futbolcuydu. Sakin, sohbeti dinlenen, uysal biriydi.
Kemal Yıldırım? Sakaryaspor tarihine tanıdığım kültür altyapısı en yüksek düzeyde oyunculardan biriydi. Çok kitap okuyan bir kişiliği vardı. Sakaryaspor’a çok faydalı oldu. Çok rahat çalım atan, rakibi geçen, adeta yürürken bile çalım atabilen bir stili vardı. Çok da iyi asist özelliği vardı.
Mekki Başak? Uzun yıllardan beri dost olduğum ve halen de sık sık görüştüğüm ağabeyimdir. Doğma büyüme Eski Rejilidir. DSİ yanındaki Başak Camiini, ailesi adına yaptırmıştır. 1970 yılına kadar Adapazarı’nda aile olarak kereste ticareti ile uğraştıktan sonra İstanbul’a taşınmışlardır. 1958-60’da Adapazarı Gençlerbirliği’nin kalecisidir. Beşiktaş’ta iki dönem Mehmet Üstünkaya, iki dönem de Süleyman Seba başkanlığında; toplam dört dönem genel kaptanlığı başarıyla yapmıştır. Futbolcularla çok iyi diyaloğu olan, yönetimle futbolcular arasında çok iyi köprüler kurabilen biridir. 1973-74 sezonunda Sakaryaspor’a İstanbul Kuledibi’nden Bora Öztürk’ü tavsiye eden kendisidir. Dost canlısı bir ağabeyimizdir. BJK Divan Toplantıları ve kongre/seçim kulislerinde sık sık beraber oluyoruz.
Muammer Adatepe (Altınkafa)? 1950’li yılların ikinci yarısında Adapazarı’ndaki maçlarda ulusal basından hiçbir spor yazarı/gazetecinin gelmediği zamanlarda, genç yaşta oynadığı futbolla adını o kadar duyurmuştur ki, 1958 yılında şimdiki ismi Süper Lig olan 1. Lig’e, Beykoz’a transfer oldu. O günkü adıyla Milli Lig. Sakaryaspor’un ikinci yılında geldi. Sakaryaspor’da oynadığı yıllarda en yaşlı olmasına rağmen, takımın her zaman en iyilerinin başında olmuştur. Kendisine inanılmaz iyi bakan bir kimliğe sahipti. Şu anda düşünüyorum da o yıllarda bile Muammer Abi, bugünkü futbolu oynuyordu. Zaman zaman düşünürüm, şu anda bile Türkiye Liglerinde Türk oyuncu olarak onun gibi bir libero var mı diye aklımdan geçiririm. Altınkafa lakabını da sarışın olması, saçlarının dökük, hava toplarından kendisinden uzun santraforlara bile hava topu vermediğinden Altınkafa lakabı almıştır. Topa ilk müdahalesi müthişti. Çok teknikti. Ardından topu oyuna sokması çok iyiydi. Yenicami Boşnağı’ydı. Sahada tatlı sert, sosyal hayatında mülayim ve uyumlu biriydi.
Musa Çetiner? Sakaryaspor kuruluş kadrosunun (1965) transfer rekortmeni. Aldığı 4.000 lira, takımdaki en yüksek transfer ücreti olmuştu. Tüm takımın kuruluş maliyeti 44.000 liraydı. Musa Çetiner, 10 numara - soliç oynardı. Takımın en iyi forvetlerinin başında gelirdi. Sakaryaspor’un ilk yıllarında, takımımızın attığı gollerin çoğunluğunda Musa’nın imzası vardır. Çok seri, çabuk bir oyun stili vardı. Sertlikten hiç korkmazdı. Sakaryaspor’da başarılı geçen üç dört seneden sonra Süper Lig ekiplerinden Ankara PTT’ye transfer oldu. Sapancalı Musa Çetiner, sosyal hayatta da çok iyi biriydi. Vefat edene kadar ilişkilerimiz devam etti. Yakın dostlarımdan birisi oldu.
Mustafa Özbey (Kostik)? Altyapıda Ekrem Karaberberoğlu’nun talebelerinden olup da üste, Sakaryaspor’a çıkan futbolculardan birisidir. Kuvvetli bir fiziği vardı. Mücadeleci bir futbol oyun tarzı vardı. Süper Lig’deki Sakaryaspor’dan sonra yine Süper Lig’deki Ankara Gençlerbirliği’ne transfer oldu. Sonra Sakaryaspor altyapısında görev yaptı. Uzun zamandır da dönem dönem spor gazeteciliği yapıyor.
*Adnan Yüksel tarafından hazırlatılan; Fahri Tuna’nın Erol Girişken ile 10.7.2023 tarihinde, Dr. Resul Narin’in ‘Sakarya’da Spor’ kitabında (Aday Yayıncılık, 2025, Sakarya) kitabı 325-335 sayfalarda yaptığı söyleşinin metnidir.
Haftaya: Necdet Niş’ten Şaban Yıldırım’a









