Ülkeleri yöneten kişi veya kurumların çok fazla güçlü olduğu ; krallık- diktatörlük gibi yönetimlerde ve bazen da demokratik rejimlerde o sırada başta bulunanın emri kanundur.Misal olarak Tek parti dönemindeki CHP ve ondan sonra büyük oy farkıyla iktidara gelen DP ile gene farklı kazanarak hükümet olan ANAP ve en son olarak AKP’yi gösterebiliriz...

***
AK Parti 2002’ de iktidar oldu..Günümüze kadarki bütün seçimlerde oy oranını yükselterek iktidarını sürdürdü..Karşısında etkili bir rakip yok..
***

CHP ; İnönü’den sonra başına geçen Ecevit’in yönetiminde iktidarı kaybedip 80 de ki 12 Eylül harekâtından sonra yerine kurulan SHP’nin karıştığı İSKİ gibi olaylar ve sonra başına Baykal’ın geçtiği hareketsiz yıllarda kaybettiği oyları bir türlü kazanıp yerine koyamamaktadır.. MHP ; Alpaslan Türkeş sonrası kaybettiği seçmenler yüzünden sabit bir oy oranında kalmıştır..

Türkiyedeki muhalif oylar bu iki parti arasında dağınık vaziyette hiçbir işe yaramamaktadır... Daha 15 yıl seçim yapılsa ikisinden birinin tek başına AK Parti’yi geçmesi ihtimali anketlere göre sıfıra yakındır.. Fakat yapabilecekleri başka şeyler vardır.. Sembol liderleri İsmet İnönü,Osman Bölükbaşı, ve Alpaslan Türkeş gibi mantıklı davrandıkları takdirde bugünkü iktidar karşısında bir güç haline gelebilirler.. Muhalif partilerin kaybetmelerine sebep olan unsur dağınıklık ve bölünmedir..
CHP ve MHP ülkedeki muhalif vatandaşların bölünmemiş desteğini alabilmek için seçimde işbirliği yapabilirler.. Daha önce MHP (o günkü CKMP) ile CHP koalisyon ortaklığı bile yapmışlardı..
81 vilâyetin bazılarında MHP ,bazılarında CHP muhalif oyların çoğuna sahiptir. MHP’nin önde olduğu ilde CHP seçmeni onu desteklerse (aday çıkarmazsa) , CHP’nin önde olduklarında ise MHP aday çıkarmayıp CHP seçmenine oy verirse önümüzdeki seçimlerden sonra Türkiye’deki tablo bugünkünden çok farklı olabilir.. Seçim sisteminin özelliği dolayısıyla her zaman 2+2= 4 olmamaktadır.Meselâ CHP 25 oy MHP 19 oy alsa toplam 44 eder ama bunu çıkarılacak mebus sayısına çevirirseniz 50-60’ı bulabilir..Turgut Özal iyi bir mühendis ve çok zeki bir adam olduğu için seçimlere yaklaşırken kâğıdı kalemi alıp hesaba oturur,o günkü anketlere göre ANAP’a en uygun olanlar neler ise seçim kanununda o değişiklikleri yapar seçime öyle gider ve sonuçta da kârlı çıkardı..CHP ve MHP ‘nin de bu hesaplara şimdiden başlamasında fayda olur..İktidara gelinemese bile AKP’liler karşılarında ciddi bir ittifak (güçbirliği) görürlerse en azından bugün olduğu gibi ağızlarına geleni söyleyemezler, rakiplerini “ Ankara’da kuluçkaya yatan zavallı “ veya “İki koyunu güdemez” gibi ifadelerle küçümseyemezler, kendilerine daha fazla çeki düzen verirler, muhalefete düşme tehlikesini hissederek yaptıkları uygulamalarda adalete,hakka-hukuka daha fazla riayet ederler.. Bu iki parti, işbirliğini meclis içindeki oylamalarda sürdürecekleri için meclis genel kurulunda karşı tarafa üstünlük sağlayabilirler..Yani seçimde işbirliği yapabilirlerse ya koalisyonla iktidara gelecekler ya da mağlûp edemezseler bile iktidar partisinin oy oranını önemli ölçüde azaltarak prestijlerini arttıracak ve böylelikle İsmet İnönü ile Alpaslan Türkeş’ ten gelen emanetlerine de daha iyi sahip çıkmış olacaklardır..
ORMAN YANGINLARI
Her gün okuyoruz..Salı günkü gazetelerde beş bölgede yanan ormanların toplamı 350 hektar olarak bildiriliyordu… Vatandaş bu yanan sahayı gözünde canlandırabiliyor mu diye merak ettik ve bazı misaller bulduk. Bir futbol sahası 9 dönümdür. 350 hektarlık yanmış orman yaklaşık 400 adet futbol sahasına denk gelir.. Ormanların bir dönümünde yaklaşık 150-180 ağaç olur..Demek ki yanan ağaç sayısı 630.000 adettir. 350 hektar yangın yerinde yaşıyan binlerce çeşit hayvanın büyük kısmı dumandan boğularak veya yanarak ölmüştür..

1923 ten 1980 yılına kadar 60 yılda yanan toplam ormanlarımız,1980 yılından günümüze kadar 30 yılda yananlardan daha azdır. Çünkü son zamanlarda koruma gevşetilmiştir ve sık sık af çıkmıştır.Ormanda mangal yapan kişiler görülüp ihbar telefonuna haber verilmekte fakat gelip mani olan kimse görünmemektedir.Orman içinde gezen korucu devriyesi mevcut değildir.. Önlemek için hiçbir şey yapılmamakta, yangın başlayınca söndürmeye koşulmaktadır. Ülkemizde önlem alınmayan buna benzer durumlar çoktur.Şöför deli gibi giderken yolcular kuzu gibi oturmakta ,kaza olunca her biri bir akutçu kesilip cesetleri ve yaralıları çıkarmaktadır.Kaçak göçmen taşıyan tekneler daha yolun başında durdurulup ceza (dikkat,rüşvet değil,ceza) kesilmemekte,battıktan sonra son sürat gidilip denizdeki cesetler toplanıp resim çektirilmektedir..
Sapanca gölü 4000 hektardır.Yangın sahası gölün onda birine yakındır.. (%8,5).. 1937 yılından 2006 ya kadar toplam 79. 655 orman yangını olmuş,bu yangınlarda 1. 571. 078 hektar yani 350 tane Sapanca gölü kadar orman sahası yanmıştır.
Ülkemizde senede ortalama 1. 500 orman yangını oluyor ve her sene ortalama 13. 000 hektar yani üç tane Sapanca gölü kadar orman alanı yakılıyor. İstatistiklere göre orman yangınlarının sebepleri ve oranları aşağıda görüldüğü gibidir.
Orman Yangınlarının Sebepleri : Yüzde Oranı:
-Yıldırımdan Meydana Gelen 3
-Kasti Sebepten Meydana Gelen 12
-İhmal ve Dikkatsizlikten Meydana Gelen 38
-Bilinmeyen Sebepten Meydana gelen + 47 (faili ve sebebi meçhul)
-Toplam 100
Bilinmeyen sebeplerden meydana gelen % 47 oranındaki yangınların da kasdi olarak yapıldığını düşünülüyor . Sonuç olarak sebep tamamen ceza uygulanmaması ve yangın çıkaracak işler yapanlara mani olunmamasıdır.Orman dibindeki düğün derneklerde cayır cayır havai fişek atılmaktadır..Son zamanlarda da niyet balonu diye isim takılmış garip bir alet geceleri yakılıp havaya salınmakta , rüzgâr nereye götürürse oraya doğru havada yana yana gitmektedir.. Ormanın üstüne gitme ve tutuşturma ihtimali de çok büyüktür.. Bunlar yasaklanmalıdır.