Hükümetle, Gezi Parkı olayları sonrası arası iyice açılan Koç Grubu gerginliği sözüm ona sürüyor. 
Eğer niyet bir haksızlığın, yanlışlığın giderilmesi ise, işe Koç’a ait TÜPRAŞ’a yönelik baskınla değil, yıllardır bu il için hayati öneme haiz Sapanca Gölü’nden çekilen ve ilin bir yıllık su tüketiminden dahi fazla çekilen ve bedeli ödenmeyen suyun hesabı sorulmalıydı.
Önce de dile getirdik, aylık 30-40 liralık faturasını ödeyemeyen bir fakir ailenin suyu kesilirken, deveyi hamuduyla götüren, üstelik bu hükümete karşı bir siyasi mücadele başlattığına inanılan bir grubun, bedava su kullanmasının hesabı niye sorulmaz.
CHP Sakarya Milletvekili Engin Özkoç, bunun nedenini araştırıyor, çırpınırcasına...
Yetmiyor, mahkemelere müracaat ediyor, olmuyor işin baş sorumlusu bakana çıkıyor…
Ama sonuç, elde var sıfır…
Olacak iş mi bu…
Kim, kimi kandırıyor…
Neler oluyor da, bizim haberimiz yok.
Gel de çık işin içinden…
Ortada bir hukuksuzluk var.
Engin Özkoç ısrarla vurguluyor…
Bir su sevdalısı ve çevre tutkunu olarak tanıdığımız Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu kendisine yönelik soruşturma önergesine verdiği cevapta “Bu vurguna karşı herhangi bir girişimde bulunulmadığının” altını çiziyor.
Nasıl bir vurdum duymazlıktır bu!..
Derdimiz, TÜPRAŞ’ın bedava su kullanmasından çok, bölgemizin en önemli içme suyu kaynağının tüketilmesidir…
İstiyoruz ki, suyumuz içmek için korunsun…
Korunamıyorsa bedeli ödensin, yapılmasın ayırım…
Daha önce de yazdık, TÜPRAŞ bu ülkenin en çok kazanan şirketidir.
Deniz suyunu arıtıp sanayi suyu haline çevirebilir ama SASKİ bir daha insanımıza bu kalitede ve bollukta su temin edecek bir başka göl ve kaynak bulamaz.
Yapın tercihinizi ve atın ona göre adımlarınızı…
Bu hareket, bu cevap Bakan Veysel Eroğlu’na hiç ama hiç yakışmadı…
Zira biz onu, daha farklı ve daha duyarlı bir bakan olarak biliyoruz.
Düşüncelerimiz değişmesin istiyoruz…
Şansını henüz yitirmiş değil.
Sapanca Gölü’nü korumak ve kollamak bir görev ve sorumluluk olduğu kadar, ibadettir de aynı zamanda…
Bunu hatırlatırken, yakıştıramadığımız tavrı nedeniyle iri dikenli “Kaktüsler” Bakan Veysel Eroğlu’na; ısrarlı ve kararlı tavrı nedeniyle “Leylaklar” ise Engin Özkoç’a gitsin istedik Bizim Bahçe’den…
KENT MEYDANI’NI ADEVİYE’YE ÇEVİRMEK
Mısır’da olup bitenlere karşı duyarsız ve kayıtsız kalmak, vicdan sahibi bir insanın taşıyacağı vebal ve yük olamaz asla…
İnsanlık tarihinin en gaddar, acımasız ve zalim Firavunları arasına giren Sisi denilen şeytanın yönettiği katiller ordusunun, kendi kanından ve canından olan halkına karşı yürüttüğü katliamı, dünya ne yazık ki kınamalarla geçiştiriyor.
Hiçbir etkisi olmayan göstermelik yaklaşımlara yanında, İHH bu zulme karşı en etkili silahı devreye koymak adına öncülük yapmaya karar vermiş olmalı ki, dün saat 21.00 ile 01.00 arası Kent Meydanı, Adeviye Meydanı haline geldi.
Ağzı dualı herkesi meydana davet ederek dünyanın her köşesinde sadece ve sadece Müslüman oldukları için zulme uğrayanlar, konuşmalarla ve en etkili silah olacağına inandığımız toplu dualarla desteklenecek.
Duyarlı her vatandaşın bu anlamlı gecede kol kola, gönül gönüle dualarıyla onların yanında olduklarını göstermesi dahi, büyük moral kaynağı olacaktır, güç durumda olan Mısır halkı için...
O nedenle Kent Meydanı buluşması önemlidir, anlamlıdır.
Bu davete icabet edip, zulme uğrayan dünya Müslümanları ve devletlerinin yanında olduğunu gösteren güzel insanlar topluluğuna Bizim Bahçe’den “Orkideler” gönderiyoruz; böyle anlamlı gecelerin, özellikle ilimizde farklı bir iklim içerisinde yaşandığının altını önemle ve özenle çizerek…