İst.Ünv.İktisat fakültesinin en değerli hocalarından biri Prof.Halûk Cillov’du,istatistik dersine gelir, ders sırasında engin dünya görüşü ve tecrübesi ile güncel ekonomik konulara girer,ülkemizin bazı eksiklerini vurgularken “turist bizde bu kadar, şu beğenmediğimiz Yunanistanda bu kadar”,gibi örnekler verirdi..O lâf , bizlere Halûk beyi hatırlatan bir anı olarak kaldı...
Yıllar geçti, büyük ekonomik yeniliklerin yapıldığı, Türk Parasını koruma kanunu adlı,demode,hantal kanun’un kaldırıldığı ,güneyde bomboş vaziyette duran sahillerin,kiralama yöntemiyle otellere tahsis edildiği Özal dönemi yaşandı..O günlerden hatırladığımız bir rakamı verelim, bütün Türkiyede turistik yatak sayısı toplamı altmış bin iken, “beğenmediğimiz Yunanistan”ın sadece Rodos adasındaki yatak sayısı altmışbin idi..İhracatımız dizginlerinden kurtulup koşmaya başladı (o yıllarda sadece ve sadece üç milyar dolardı,bugün yüz’ü geçiyor),turist sayımız her yıl hızla arttı, ülke gelişti,ama bir tek şeyde Yunanlılar bizi geçti, o da Avrupa Birliğine girme konusu,onlar girdi,biz giremedik..’te ne oldu ?? İşte olanlar meydanda, oraya girdikten sonra hazır parayı bulup iyice tembelliğe alıştılar,meşhur öğlen uykuları uzadı, borçlar arttıkça arttı ve Yunanistan,Halûk bey’in dediği gibi beğenilmeyecek bir yer oldu çıktı...
***

Konu ile ilgili olarak çeşitli araştırmalar yayınlandı.Bunlar içinden seçmeler yapıp,kaynağı bilinenlerin adını da vererek sunalım;
-Euro sistemine zamansız geçiş ve Borçla Büyüme yüzünden bu hale düştükleri şeklinde bir görüş var ,şöyle :
Euro para birliğine girişleri,iç fiyatları, iç maliyetleri birden yükseltti. Bunun sonucunda ise ülke ihracat yapamayan bir ithalât cenneti haline geldi (benzetmek caizse ayni biz)..Halkın sosyal istekleri ise iç ve dış borçlanma ile karşılandı..Bunun sonucunda kişi başına 32.000 dolara sahip, zengin görünen,fakat aşırı borçlu bir Yunanistan meydana geldi.Devletin dış borçları yanında özel sektör de dışarıya borçlu,ayrıca iç borçlar da var..Artık borçlanarak zenginleşme dönemi bitti,şimdi sıra bu borçların ana para ve faizlerini ödemeye geldi...Halk hayâl kırıklığı içinde..Ortada iyi işlemeyen ve borca ihtiyaç duyan bir ülke var..Bütçe açıkları,borçlarda artış,kamu harcamalarında israf (stadyum inşaatları ,makam arabası ve uçak alımları),sosyal güvenlik sisteminde bozukluk yanında bir de ekonomik verilerde hile yapıldığı ortaya çıktı.
Der Spiegel,The Independent,New York Times gazeteleri, Yunanistan hükümetlerinin geçtiğimiz yıllarda iki kez büyük finans kuruluşu Goldman Sachs ile anlaşarak mali durumunu olduğundan iyi gösterdiğini hatta bunun için şirkete yüz milyonlarca dolar ödeme yapıldığı iddiasını gündeme getirdi.
***
İngiliz Daily Mail gazetesi Yunanistan’ın bu kadar borcu nasıl yaptığını araştırıp” Bu ülkeyi,halkın açgözlü,savurgan olması ve vergi ödememek için yaptığı hileler batırdı” diyor.. (Kaza yapan otobüsten onu kullanan sorumludur,yolcular değil diye düşünerek biz bu görüşe katılmıyoruz).. Bu ülkede 50 yaşında emekli olunuyor,ve son maaşının %95’i kadar emekli maaşı alınıyor (Demirel’in bizde yaptığına benziyor). Ayrıca büyük bazı harcamalar da batışı hızlandırmış,bunlardan biri Olimpiyat’larmış..(demek ki Türkiyede olimpiyat yapamadık diye üzülmeyelim)..Meselâ; Olimpiyat olacak diye Atinaya metro yapmaları için Avrupa Birliği 2 milyar 400 milyon dolar borç vermiş. Metro rahatlık yaratmış , ama halk kaçak biniyormuş..Bilet alıp binenler ,insaflı ,iyi vatandaşlardan ibaretmiş.. Bilet kontrolü iyi yapılmıyormuş. Toplanan para ancak çalışanlarla temizlikçilerin yıllık maliyetini karşılıyor,geriye işletme zararı kalıyormuş... Yunanistanda dönen paranın %30’u kayıt dışı imiş (bizim gibi).. Yolsuzluk ve rüşvetin Yunanistandaki adı “fakelaki” imiş, bizdeki karşılığı “katakulli” veya “avanta” olabilir.. Kanunlara göre yılda 25 bin TL’nin üzerindeki gelirler vergiye tabi imiş.Yani ayda 2 bin TL vergisiz yaşama hakkı tanınıyor.. Fakat Yunanlılar “fakelaki” yaparak gelirini vergi ödemeyecek düzeye düşürdüğü için bu sistem zarar getiriyormuş.Vergi veremeyecek kadar az gelirli görünen Yunanlıların kendi evleri, adalardan birinde yazlıkları, ve hatta küçük bir tekneleri bulunuyormuş. Bir çoğunun yurtdışında ikinci bir evi de varmış.. Paralarını,vergi ödemeyecekleri Kıbrıs, Bahama adaları, Lichtenstein gibi ülkeler kanalıyla yatırıyorlarmış..
Türkiyenin dış borcu olan 290 milyar dolar,735’lik millî gelirin %39,5’na denk gelir. Yunanistanın durumunun ne kadar kötü olduğunu anlamak için bizim borcumuzun milli gelirimizin % 39,5’u olan 290 değil de %165’i olan 1.200 milyar dolar olduğunu düşünün,işte Yunanistanın geliri (320) ile borcu (533) o durumda.. Bizim için yakında öyle bir tehlike yok, ama gidişat’ta çok iyi değil..
Uzun lâfın kısası : Yunanistandan ibret alınacak çok şey var.. Onlar da bu hale yavaş yavaş geldi,vaktinde frene basan olsaydı batmazlardı..Bizim dış ticaret açığımız devamlı artıyor.. Dışarıya pamuk bile satamaz hale geldik.. Dış dünyanın parası bizde faizde duruyor , hepsinin borçlusu biziz, bir yandan da yurtdışından neredeyse kuş sütü bile geliyor..İthal malı getiren gemiler boşaltılırken limanlardan o malları taşıyan TIR kalabalığı otobanı tıkıyor.. Mutlaka devalüasyon yapıp doları ve lirayı gerçek değerlerine getirerek ihracat ve turizmin artmasını, ithalâtın azalmasını sağlamamız lâzım geldiği fikri yaygınlaşıyor..