-Sapanca ve İzmit ile Polatlı ve Konya arasında Türk şehri olma bakımından bir farklılık var mı, yok.. Öyleyse Sapanca’dan geçecek olan ve bütün Türkiyeye’ye hizmet edecek olan, yani sadece Sapanca için yapılan bir hizmet niteliği taşımayan tren yolu’nun taşını temin etme mecburiyeti neden Sapanca civarı ve özellikle Yanık yerleşim yerine yükleniyor?.
-Türkiye’nin dört tarafı demiryolları ile örülmüş vaziyettedir..Bu yolların hepsi dağlık bölgelerde değildir,koskoca ovayı kateden demiryolları bölümleri vardır. O zaman şu soruyu sormak lâzımdır: O bölgelerde demiryolu yapılırken taş nereden ve nasıl sağlanmıştır?. Öyle değil mi, demiryolu ovadan geçerken taşı bulup getiren müteahhit, dağlık bölgeden geçerken de başka yerden bulsun getirsin..Bu inşaatın demiri,çimentosu,çakılı nasıl uzaklardan taşınacaksa taşı da patlamalarla perişanlık yaratmayacak ücra yerlerde bulunan taş ocaklarından satın alınıp getirilsin..
-Ortada çok açık olan bir şey var: Sapanca-İzmit arası ihale edilirken şartnameyi hazırlayan doğa sevgisi-çevre bilinci gibi duyguları fazla olmayan bazı kişiler “işi yapacak olan adamlara taş teminedebilecekleri yer olarak hemen yakındaki tepeleri gösterip şartnameye bunu koyarak Marmara bölgesinin en güzel yamaçlarından olan Yanık bölgesini ölüme değilse de sakatlığa mahkûm etmişlerdir”.. ‘İş bitince eskisinden güzel hale getireceğiz’ diyorlar, bu neye mi benziyor, ihmalden veya kasıttan dolayı orman yanıp kül olunca “eskisinden güzel yapacağız”demeye ..
-İsviçre gibi her tarafı dağ olan ülkelerde de örümcek ağı gibi demiryolu şebekeleri vardır..İstanbulda evlerin arasında demiryolları,çevreyolları ,viyadükler yapılmaktadır(bkn.Beykoz-Kanlıca siteleri)..Hangisi yapılırken yolun geçtiği şehirlerin etrafı kazılıp patlatılarak taş temin edilmiştir?..Cevap : Hiçbiri
***
Bu saçmalığa neden müdahale edilmiyor?Hatayı önlemek fazilettir.. O çevredeki insanlar bu kadar ayaklanmış vaziyette iken bir emirle şartnamede değişiklik yapıp uzaktan taş getirme maliyeti ilâve edilirse hiçbir problem kalmaz..Adam nasıl betonunu -demirini taşıyacaksa taşını da getirir olur biter..Bir emirle TOKİ’ye 500 milyon liraya GS kulübüne futbol sahası yaptırılabilindiğine göre demek ki bazı durumlarda para önemini kaybediyormuş. Taşı Yanık yamaçlarından almak ile uzaktan getirmek arasındaki maliyet farkı,GS futbol sahasının değeri olan 500 milyondan veya TOKİ başkanının’bizi dolandırdılar’dediği 70 milyon TL’dan çok daha mı fazladır?.Daha doğrusu bu iş kaç paralık bir iştir ,onu da merak ediyoruz? Çevresini korumak için ayağa kalkan kişiler İstanbul Arnavutköy’lü olursa dikkate alıp, Sapanca ve Yanık köylü olursa almamak iyi sonuç doğurmaz.. Yeni köprü Arnavutköyden geçecekken neden cayıldığını herkes biliyor.. Orada artistler,medyatik kişiler,oralarda yalısı olan gazetecilerin hatırı vardı, burada da dedesinden itibaren Yanık’ta yaşamakta olan insanların hatırı var.. Onlar da vatandaş bunlar da…Hepsinin sandık başında bir adet oyu var…
***
e - Belediye
1970’lerde şehrin her meydanında direğe takılı bir hoparlör mutlaka bulunurdu.. Şöyle anonslar duyduğumuzu hatırlarız “bir boynuzu kırık bir manda bulunmuştur , sahibinin belediye getirildiğinde memnun edilecektir (aynen böyle idi) ”.. Anonsları o kadar önüne gelene okuturlardı ki belediyeye manda mı getirilecek yoksa sahibi mi diye çelişkiye düşerdiniz.. Veya diyelim ki Yenicamideki hoparlörden Karasu’nun bir köyündeki cenazenin ilânını dinlerdiniz.. İhale ilânları da okunur, ihalenin şartları uzun uzun okunurken diyelim ikindi vakti gelir ,cami hoparlöründen ikindi ezanı yüksek perdeden okunurken,ihale şartları da öbür hoparlörden okunur dünya işi ile ahiret işi birbirine karışırdı…
Derken yıllar geçti, TV yayınları,radyo bolluğu,dijital yayınlar,yerel gazete bolluğu ve sonunda internet ile computer devri başladı..Artık yazılı kâğıt görmek neredeyse imkânsız hale gelecek. Faturalar internetten geliyor, millet gazeteleri internetten okuyor.. Tabii ki Belediyeler de bu gelişmeye ayak uydurdular..Bir uygulama başladı , adı e-Belediye… Bu uygulama sayesinde Belediye’nin bütün bölümleri elinizin altında..Meclis toplantılarını izleyin, kararlarını okuyun, imar değişikliklerini takibedin vs vs… Tüm duyurular da ayni sitede mevcut.. Ölenler de duyuruluyor, konser ve tiyatro gösterileri de…
***
Durum böyle iken bazı mahallelerden geçerken kulağa bir hoparlör sesi geliyor.. Alâkalı-alâkasız her türlü duyuru 7-87 arası tüm hemşerilere zorla dinletiliyor.. Ölmüş kişiler duyuruluyor.. Evinde minik çocuklarıyla sabah saatlerini geçirip mutlu dakikalar yaşamakta olan genç aileler hoparlörden gelen sese kulak verip dokuz sokak ötede, hiç tanımadıkları birinin ölmüş olduğunu ve eğer isterlerse cenaze törenine hangi camide ve hangi namazda katılabileceklerini ister istemez dinleyip akibetin ölüm olduğunu ve bundan kurtuluş olmadığını hatırlayarak kendilerine çeki düzen vermekte, neşe ve mutluluklarını bir miktar frenlemektedirler..
***
Bir yandan e-Belediye uygulaması yapıp ,çağdaş belediyelik yapıldığı söylenirken diğer yandan 1970, yani 40 yıl önceki hoparlör uygulamasını yapmak ta koskoca e-Belediyecilere hiç yakışmamaktadır.. Avrupa topluluğunun herşeyine özeniyorsunuz ,peki onların şehirlerinde hoparlör var mı, hoparlörlü kamyonet var mı, Avrupayı da bırakın , İstanbulda Ankarada varmı da Adapazarında var ? Hoparlöre son verilmesi e-Belediyeciler’e düşen önemli bir görevdir…