Milli Takım'da hayaller dibi gördü!

Umutlar değişiyor, rakip değişiyor ama hikâyenin sonu değişmiyor. Umutlanıyoruz, bekliyoruz, sonra yine aynı sorularla baş başa kalıyoruz.

Sahada mücadeleden kaçan bir takım görmedim. Oyuncular canını dişine takıyor. Fakat emek, doğru bir oyun planıyla desteklenmediğinde skoru değiştirmeye yetmiyor.

Benim için bu yenilginin başlıca sorumlusu Montella. Yanlış aday kadro, yanlış ilk 11 kurgusu ve geciken müdahaleler... Artık her kötü sonucun ardından yalnızca oyuncuların yapamadıklarını konuşamayız. Onlardan ne istendiğini, hangi düzende oynatıldıklarını da konuşmalıyız.

KADROYU SEÇMEK, BİR OYUN SEÇMEKTİR

Milli takım teknik direktörlüğü, isimleri listeye yazmaktan ibaret değildir. Aday kadroyu kurarken nasıl oynayacağını da seçersin. Montella'nın tercihlerinde itirazım tam burada başlıyor. Bu takımın yeteneğini ortaya çıkaracak bir kurgu yerine, oyuncuların bireysel çabasıyla ayakta kalmasını bekleyen bir anlayış görüyorum.

Yanlış ilk 11 demek, futbolcuları suçlamak değildir. Bir oyuncu elinden geleni yapabilir; ona verilen görev takımın ihtiyacına cevap vermeyebilir. O görevi belirleyen de kendisi değildir.

SANTRAFOR YOKSA, 88'DE GELEN KİM?

Santrafor eksikliği sürekli gündemde. Peki çözüm olarak kadroya aldığın santrafora ne kadar süre veriyorsun? Deniz Gül oyuna 88. dakikada girdi. Gol ararken santraforunu maçın sonuna kadar kenarda tutuyorsan, eksiklik yalnızca oyuncu havuzunda aranamaz. Bu aynı zamanda bir tercih meselesidir.

YUNUS VE ARAL ALKIŞI HAK ETTİ

Bu maçın hakkını teslim etmemiz gereken isimleri vardı. Yunus mükemmel oynadı. Sorumluluk aldı, oyuna hareket getirdi. Aral da cesareti, isteği ve golüyle umudu yeniden sahaya taşıdı. Bu iki oyuncu açık bir mesaj verdi: Milli takımda kullanılmayı bekleyen ciddi bir potansiyel var. O potansiyeli doğru zamanda, doğru görevlerle değerlendirmek gerekiyor.

ARDA'NIN YOKLUĞU HİSSEDİLDİ

Arda Güler'in eksikliği net hissedildi. Baskı altında pas yolu bulabilmesi, oyunun hızını değiştirebilmesi... Sıkışan hücumlarda onun aklına ihtiyaç duyduk. Arda'yı aradık. Onun yokluğuna hazırlanmış bir oyunu da aradık. Ama bu yokluk, Montella'nın tercihlerine sığınılacak bir gerekçe olamaz. Milli takımın, önemli bir oyuncusu eksildiğinde başvurabileceği başka bir planı olmalı.

BAZEN DEĞİŞİKLİK KENARDAN BAŞLAR

Önümüzde Belçika maçı var. Değişmesi gereken şey, sonuçtan önce yaklaşım. Montella'nın emeğine saygı duymak, kararlarını sorgulamaktan vazgeçmek anlamına gelmez. Futbolcular yeterince yük taşıyor. Bir de kenarda verilmeyen kararların yükünü onların omzuna bırakamayız.

Montella oyuncu değiştirmeyi maçın sonuna bırakabilir. Milli takım, kendi geleceği için yapılması gereken değişikliği son dakikaya bırakamaz. Bazen bir teknik adamın takımı adına vereceği en doğru karar, sahaya kimi alacağı değil; kenarda ne kadar daha kalacağıdır.